13.01.2018

ANLATMAK İÇİN YAŞA ~ LİSA GARDNER

  Kitap Fiyatı: ₺  15,44 [ 12/08/2017 ]  - Kitapyurdu    

Serisinin dördüncü kitabında Dedektif D.D. Warren'ın özel hayatının olmaması sorunsalı yaşadığını görüyoruz. Bu durumu ortaya çıkaran acı gerçek ise eski sevgilisi Bobby'nin evlenip çocuk sahibi olması.😔 Bu durum kadın erkek ayırt etmeksizin herkesi kötü etkiler. Etkilemezse sorun vardır. Sensiz hayatına yön vermiş biri var ve sen hala onun bıraktığı yerdesin. Efsane acıtır insanı. Yani n'olurdu Bobby ve D.D. birlikte olsaydı Lisacığım? Neyse...😒
 Kitapta yine çocuklar ön planda ancak bu çocuklar normal çocuklar değil. Öfke kontrol sorunları olan, duygularını uçta yaşayan, kendilerini kontrol edemeyen yani psikolojik olarak sorunlu olan çocuklardan bahsediliyor. Bu defa şiddet geçmişi olan yetişkinler değil, çocuklar. Şuanda biraz süpriz bozacak olabilirim ama Evan'ın hikayesi (ilk bölümü) muh-te-şem anlatılmış. Bence kitaptaki en etkileyici bölümdü, tüylerim diken diken oldu.




Anlatmak İçin Yaşa'nın konusu genel olarak sorunlu çocuklar ama bir de sorunlu bir çocukluk geçirmiş yetişkin karakterimiz Danielle var. Ki kendisi artık bu sorunlu çocukların tutulduğu hastanede hemşire. Biraz uyuz bir kız gibi görünse de tanıdıkça sevilebilir. Victoria ve Evan'ın hikayesine ayrıca yer verilmiş kitapta. Evan sürekli tehdit oluşturan bir karakter. Onların hikayesi kitabın dram ögesini de oluşturuyor aslında. Ben Evan'ı çok sevdim aslında ve çok da üzüldüm.
 Katil potansiyeli olan bir karakter bulmak bu sefer biraz zorlu oldu. Başta birkaç tahmin yürütüyor insan tabi ama küçük çocuklar mı katil yani, diyor insan bir. Sonra yok yok bu kadın/adam yapmamıştır, diyor. Yani sürekli bir kafa karışıklığı yaşatıyor size. Ama sonunda vay be, dedirtiyor.


  Bu arada D.D. yeni davasında birlikte çalıştığı Alex Wilson'dan etkileniyor.😈 Yani kızımız da kendine yeni bir yol çiziyor. Bence çok tatlı bir ikili oluşturuyorlar. İkisinin de beklentileri birbiriyle tutarlı ve birbirlerini anlayacak insanlar. Elbette bir Bobby kadar tanımıyor D.D.'yi ama tanır zamanla. Sanki kendi kızımı veriyorum adama.😅😅
 Yine bir günde biten 527 sayfalık bir kitap... Yine olayları sonuna kadar birbirine bağlayamıyoruz... Yine çok zeki bir kurgu... Ah bekleyin, size az önce Lisa Gardner'ın neden vazgeçilmez olduğunu üç maddeyle açıkladım.😁 Kısaca şiddetle tavsiye edilir.

Dedektif D.D. Warren Serisi:

1-Tek Başına
5.5-The 7th Month (Çevirisi yok.)
8-3 Truths and a Lie (Kısa Hikaye) (Çevirisi yok.)
10-Look For Me (Çevirisi yok.)
10.5-The Guy Who Died Twice (Kısa Hikaye) (Çevirisi yok.)
11-Never Tell (Çevirisi yok.) 
12-When You See Me (Çevirisi yok.)



 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »

6.01.2018

FAHRENHEİT 451 ~ RAY BRADBURY

   Kitap Fiyatı: ₺ 9,75 [ 04/03/2016 ]  - D&R   

 Ray Bradbury'nin geçmişten ilham alarak yazdığı Fahrenheit 451 korkutucu bir geleceği anlatıyor. Hitler ve Stalin'in kitap yakması, mitolojik merakı ve 1680 yılında Salem'deki büyükannesi Mary Bradbury'nin yargılanıp yanmaktan kurtulduğu cadı avı yazarımıza ilham veriyor. Doğrusu burada benim en çok dikkatimi çeken şey 1680'deki büyükannesini bilebilmesi. Şahsen ben anneannemden önceki nesil hakkında bile doğru düzgün bir şey bilmiyorum.😵

 Kitaba döndüğümüzde ise karşımıza kitap yakan itfaiyeciler çıkıyor. Dönemin itfaiyecileri sadece kitap yakıyor. Çünkü kitap okumak yasak.😳 Evler yanmaz bir özellik kazanmış ve insanlar eskiden itfaiyecilerin yangın söndürme gibi bir işlevleri olduğuna inanamıyor. Bu durum bize bir kelimenin işlevine göre kullanımının ne kadar değişebileceğini gösteriyor diyebiliriz.
 Fahrenheit 451; kitap kağıtlarının yanıp tutuştuğu sıcaklık derecesidir. Bu yüzden kitaba daha mükemmel bir isim de düşünemiyorum doğrusu.
 Montag, kitap yakmaktan haz alan itfaiyecilerden biriyken bir gün Clarissa adında 17 yaşındaki bir kızla tanışıyor. Clarissa düşünmeyi bilen özgür iradeye sahip bir birey. Ancak bu topluma aykırı bir karakter. Montag, Clarissa sayesinde gerçekten mutlu olmadığını fark ediyor. Kitabın bir çok yerinde Montag'ında belirttiği gibi mutlu olmak için her şeye sahipler ama bir şeyler eksik ve eksik olan tek şey yıllardır yaktıkları kitaplar. İnsanlar kitap okumadığı/okuyamadığı için düşünmeyi, özgür iradeleriyle gerçekten kendileri için karar vermeyi bilmiyorlar. Bu durum devlet tarafından televizyon ile örtbas ediliyor. Televizyonun kontrol altında tuttuğu bir topluma dönüşmüş durumdalar. Kitap aslında televizyon kitaba karşı konusunu ele alıyor. Televizyon insanları aptala çevirirken kitap onları düşünmeye sevk ediyor. Clarissa psikiyatristinin neden dışarı çıktığını, ormanda bisikletle dolaştığını, kuşları seyrettiğini ve kelebekleri topladığını bilmek istediğini söylüyor. Bunlar bizim için normal davranışlarken Bradbury'nin distopyasında deli saçması olarak görülüyor. Bunlar karşısında Montag, genç kızı bir yaşlı gibi konuşmakla itham ediyor. Çünkü yaşlılar gibi Clarissa da düşünmeyi biliyor. Ancak Montag düşünmenin nasıl bir şey olduğunu hiç tatmamış, sürekli olarak yönlendirilmiş bir birey. Çünkü devletin mottosu daha çok topluluk ruhu, daha az düşünme. 
 Toplumun hedefi ise her zaman mutlu kalmak. Ancak Bradbury bu durumu devletin değil; teknoloji ve kitlenin sömürüsünün, azınlıkların baskısının bu hale getirdiğini söylüyor. Başta baskı, uyarı ve sansür yoktu, diye de belirtiyor. 
 Mutlu olma hedefine ulaşmak için herkesin eşit olması gerekir. Eşitlik için ise bütün insanlar farklılıklarından sıyrılıp birbirine benzemek zorundadır. Kitaplar düşünmeyi sağlayarak farklılıkları ortaya çıkardığı için eşitliğe engel olurlar. Bu nedenle de kitaplar tehlike olarak görülmektedir. 
 Montag'ın karısı Mildred toplumun örnek vatandaşı olarak tanımlanabilir. Televizyona ve uyku haplarına bağımlı olarak hayatını sürdüren Mildred'in en büyük arzusu evlerine yeni bir televizyon daha almak. Ancak bir gün Mildred bilerek ya da bilmeden intihar eder. Eğer bilerek intihar ettiğini düşünürsek ne kadar boş yaşadığının farkında olan, düşünmekten vazgeçemeyen ve bu hayata katlanamayan bir birey olduğunu fark ettiğini söyleyebiliriz. Ancak eğer bilmeden yani hapları içtiğini unutup tekrar tekrar içtiğini düşünecek olursak sistemin onu gerçek bir aptala çevirdiğini ya da bilinçaltının onu yönlendirdiğini söyleyebiliriz. 
 Mildred'in intiharı için eve doktor bile gelmiyor. Böyle şeyler çok olduğu için teknisyen diyebileceğimiz iki kişi gelip kadının kanını değiştiriyor ve gidiyor. 
 Yangına karşı sigorta yaptıran bir şirket kuran Benjamin Franklin bu distopyada ilk itfaiyeci olarak geçiyor. 
 Montag'ın kitap saklamasıyla olayların gidişatı değişik bir hal alıyor.
 Fahrenheit 451 opera ve film olarak da sergilenmiş bir eser. Filmi izlediğim için film ile kitap arasındaki tek benzerliğin genel konusu olduğunu söyleyebilirim. Film biraz daha yüzeysel kalmış ve bazı karakterler eklenmemiş, bazı karakterler değiştirilmiş olarak önümüze sunulmuş. Bu nedenle orijinal bir eser olarak kitabı okumanızı daha çok tavsiye ederim. Çünkü filmde yakaladığınız bazı çelişkiler kitapta açıklanıyor diyebilirim.
 Kitapların insanları kötüye sürüklediği düşünülen bir distopyayı okumak zaman zaman insana değişik gelse de kitapların önemini hatırlatıyor bize. Yeni yıla böyle bir kitapla başlamak istememin nedeni de bu: Kitapların insanların için ne kadar önemli olduğunu kavrayabilmek. Yani kitap severler için mükemmel bir distopya.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
Devamını Oku »

30.12.2017

BİR NOEL ŞARKISI ~ CHARLES DİCKENS

 

    Kitap Fiyatı: ₺ 8,69 [ 22/09/2017 ]  - D&R  

 Yarın yılbaşı olduğu için bu hafta yılbaşı konulu bir kitap seçtim.😊 Bir Noel Şarkısı, 1843 noeli için yazılmış bir kitap. Aslında bir çocuk kitabı diyebiliriz ama yediden yetmişe herkesin okuyabileceği bir Charles Dickens hikayesi aynı zamanda. Charles Dickens bu hikayeyi borç kapatmak için yazmış. Ancak yine de oldukça içten bir şekilde yazılmış hikaye. Hatta kitabın başına okuyucuları için şöyle de bir not düşmüş:


 1843 yılında yazılan kitap günümüzde hala önemini kaybetmemiştir. Bu kitabın konu edildiği birkaç film çekilmiş, kitap defalarca yeniden basıma girmiştir. Yeni yıl ile ilgili bir kitap denildiği zaman da ilk akla gelen kitaptır, diyebiliriz.
 Gelelim kitabın içeriğine. Kitapta beş bölümden oluşan küçük, hayaletli bir hikaye anlatılıyor. İlk bölümde biraz daha karakter özellikleri hakkında bilgi verilmiş. Scrooge tam bir profesyonel iş adamı. Taş kalpli, işçilerini sonuna kadar kullanan, insanları umursamayan bir adam. Umursadığı tek şey ise para. Peki bu parayla güzel, mutlu bir hayat mı yaşıyor? Aksine, çok zengin olmasına rağmen sefil bir hayat yaşıyor. 
 7 yıl önce kaybettiği arkadaşı Marley'de onun gibiymiş zaten. İş ortağı olarak birbirlerinin en yakın
arkadaşlarıymış. Scrooge'da Marley'nin evinde yaşıyor ve noelden bir gün önce Marley'nin hayaleti eve geliyor.
 Marley, en yakın arkadaşı olarak gördüğü Scrooge için bir hayalet olarak karşısına çıkıyor. Yeni yıl Scrooge hariç herkesi bir mutluluğa sürüklemektedir. Oysa Scrooge için yeni yıl sıradan bir gündür ve insanlar daha da sinir bozucudur. Marley bunu düşünerek bir hata yapmı ve sonuç olarak bir acı çeken bir hayalet olmuştur. Aynı şeyin en yakın arkadaşının başına gelmesini de engellemek istemektedir. Bu nedenle de Scrooge'a bir şans tanınması için üç hayaletle anlaşma yapmıştır: Geçmiş Noel Hayaleti, Bugünün Noel Hayaleti ve Gelecek Noel Hayaleti.
 Her  bölümde bir hayaletle karşılaşması anlatılan Scrooge bu durum karşısında büyük bir şok yaşar. Bu bölümlerde Scrooge'ın neden böyle biri olduğunu, kendisine nasıl davranıldığını unuttuğunu gösterir bize Dickens.


 Dickens parasızlık çekerken paranın her şey olmadığını anlatan bir hikaye yazan parlak bir yazardır. Yani umut hep vardır. İnsanlığın en büyük ilacı değil midir zaten umut?
 Sıradan bir noel hikayesinin Dickens'ın kaleminden çıkmış hali olarak tanımlayabiliriz bu kitabı.
 Herkese mutlu, umutlu, sağlıklı, huzurlu bir yıl dilerim. Mutluluk paçalarınızdan aksın. 😁😁

 Yeni yılda, bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 


Devamını Oku »

24.12.2017

KARANLIĞIN SOL ELİ ~ URSULA K. LE GUİN

 Ursula K. Le Guin sadece kendine ait bir dünyası değil, kendine ait bir evreni olan yazar. Muhteşem bir zeka. Bu zeka insana hayran olmamak gibi bir seçenek bırakmıyor. Bir romancının işi yalan söylemektir, diyor Ursula ve bize bu kitabıyla muhteşem yalanlar söylüyor. 
 Düşünsenize Kış olarak adlandırdığınız gezegene tek başınıza bir dünyalar birliğini temsil eden Ekumen adına gönderiliyorsunuz. Hava sizin için hep soğuk. Onlar için yaz sizin dünyanızda kış. Ve kışları sizin için neredeyse ölümcül bir soğuk demek. İnsanları sizden daha kısa ve çift cinsiyetli. Neler hissederdiniz? Neler düşünürdünüz? Ya da en önemlisi başınıza neler gelebilirdi?
 Ursula K. Le Guin, böyle bir gezegende Genli Ai'nin başına gelenleri anlatmış Karanlığın Sol Eli'nde. İlk önce "L" harfini söyleyemediği için ona Genri Ai diyen Karhidelilerin ülkesine giden elçimiz burada iki yıl kadar kalıyor. 
  Kış gezegenine Gethen de deniyor. Ben kitabı okurken kafamı en çok karıştıran şeyler bunlardı; Kış, Gethen, Karhide hangisi ülke, hangisi gezegen ancak kitabın ortalarında çözebildim. Karhide ve Orgoreyn ise iki farklı ülkenin adı. Başka ülkelerde var ama ön plana çıkan iki ülke Karhide ve Orgoreyn.
 Elçiye bu iki ülkede de inananlar ve sahtekar olarak görenler çıkıyor. Sahtekar olmadığını ispatlamak için sabırla uğraşan elçimiz Genli Ai, ilerlemenin önemli olmadığı Kış halkı için, özellikle Karhideliler, bir sapkın. Kış halkı sadece kemmer denilen bir dönemde cinsel özelliklere sahip oluyor ki kimin kadın kimin erkek olacağı da önceden bilinmiyor. Bu sürekli değişiklik gösteren bir durum. Genli Ai sürekli kemmerde olduğu için onu sapkın olarak görüyorlar. Bu toplumda tecavüz diye bir şey de yok. İnsan sadece insan olarak görülüyor; kadın-erkek olarak ayrımcı davranışlarda bulunulmuyor.


 Gethen'de kavga, cinayet, çatışma  olsa bile savaş diye bir şey yok. Savaş için bir kelimeleri bile yok. Oysa ki kar yağışını tanımlamak için onlarca kelimeleri var. Çünkü insanlar sadece ihtiyaç duydukları kelimeleri oluştururlar. Hiç savaş olmayan bir yerde neden savaş gibi bir kelime ihtiyaç olsun ki?
 Karhide başbakanı Estraven, Karhide bir millet değil, bir aile kavgasıdır diyor. 
 Biseksüel bir toplumda kendisine benzemeyen insanların arasında kalan elçinin yine en yakın olduğu kişi Başbakan Estraven. Ona her ne kadar güvenmese de Estraven ülkesinin bir dönüm noktasından geçtiğini fark eden tek kişi. Elçinin ona güvenmemesinin nedeni ise kültür farklılıkları. Estraven, elçinin gururunu incitmeden yardım ettiğini düşünürken elçi onun bu hareketlerini sinir bozucu buluyor. Kendisine yardım etmediğini düşündüğü bu başbakana da hiç güvenmiyor. 
 Karhideliler için şifgretor olarak bilinen gurur diye çevirilebilecek ama insanları daha hassas olmaya iten bir durum var. Birbirlerinin şifgretorlarına hakaret etmemek için her şeyi ince ince düşünüyorlar. Elçi de bu şifgretora hakaret etmeden Karhide'yi 80 dünyanın katıldığı Ekumen'e katılmak için ikna etmeye çalışıyor. Fakat onun dünyasında böyle bir şey olmadığı için içten içe oldukça zorlanıyor.
 Orgoreyn ise bizim toplumlarımıza daha yakın bir toplum. Daha gelişmiş ve kontrolcü bir yapısı var. İletişim ve haberleşme bile devletin kontrolü altında. Devlet ile kastettiğim şey de yöneticiler değil, bu yöneticilerden çok daha güçlü bir konumları olan sarflar. Orgoreyn biraz daha modern dünyadan nasibini almış; entirika, yalan, nabza göre şerbet vermeyi bilen bir ülke. 
 Bütün bunlar Genli Ai için oldukça karmaşık ve zorlu bir süreçti. Aslında hiçbir dünya kendi içinde karmaşık değildir, gözlemleyenin sistemi içinde karmaşıktır. Çünkü yazılı ve özellikle yazısız normları farklıdır. Bütün bunlara uyum sağlamaya çalışmak herkes için zorludur. Karhide ve Orgoreyn'de bile değişen yazılı ve yazısız normlar, yani sistem, büyük farklar gösterir. Çünkü bütün sistemler kendi adına hareket eder ama diğerlerinin hareketlerini göz önünde bulundururlar.
 Zihni oldukça zorlayan bir kitaptı. Yazar o kadar detaylı bir dünya oluşturmuş ki bunları sindirmek için bazı şeyleri tekrar tekrar okudum. Öyle akıp giden bir kitap değildi belki ama insana gerçek anlamda bir şeyler öğreten, kafasını çalıştıran bir kitaptı. Bilim kurgu meraklılarına şiddetle tavsiye ederim.
 
 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
Devamını Oku »

16.12.2017

UÇAN HALININ AYRODİNAMİK SORUNLARI ~ TUNA KİREMİTÇİ

 " Dünyayı fethedecek bir roman yazmak ne kadar zor olabilir? "

  Kitap Fiyatı: ₺  2,85 [ 06/09/2017 ]  - Kitapyurdu    

 
Kitabın başlangıç cümlesiydi bu. Aşk romanlarının unutulmaz yazarı Berkay Uysal, dünyayı fethedecek bir roman yazmaya karar veriyor ve başına gelmeyen iş kalmıyor.😁
 Berkay Uysal yazdığı romanları beğenmeyen ama para kazanmak için bu tip romanlar yazmaya devam ediyor. Çünkü bu romanlar sayesinde eşi Zeynep ve kızı Müge ile maddi sorunlar yaşamadan güzel bir hayat sürüyorlar. Yazdığı romanlardan hoşlanmıyor, hatta aşk romanlarının unutulmaz yazarı olarak anılmak da canını sıkıyor ama yaşadıkları rahat hayatı değiştirmek istemiyor. Bu romanları yazmaktan duyduğu sıkıntıyı da bıçak koleksiyonuyla ilgilenerek atıyor. Unutulmaz aşk romanlarının yazarının bir bıçak koleksiyonu sahibi olması başta biraz garip gelse de kitabı okudukça bıçakların onu rahatlatma nedenini anlayabiliyorsunuz.


 Dünyayı fethedecek roman olarak Batı'nın beğeneceği bir kitap yazmaya çalışıyor. Çünkü Batı, dünya demek bir nevi. Batı'nın beğendiği şeyler bütün dünyaya yayıldığı için böyle bir tavır takınıyor. Aslında ben Tuna Kiremitçi'nin burada biraz iğneleme, laf sokma yaptığını düşünüyorum. Oldukça haklı bir şekilde dünyanın Batı'dan ibaret olmadığını ima etmeye çalışıyor.
 Batı'nın ilgisini çekmek için ise Anadolu'yu kullanmaya karar veriyor. Aslında Anadolu hakkında sığ düşünceleri olan bir yazar. Ancak Orhan Pamuk ve Elif Şafak'ın izinden giderek Anadolu hakkında yazmaya karar veriyor.
 Yakında 50 yaşına basacak olan Berkay biraz da bu yaşına kadar gerçek anlamda bir şeyler yapamadığını düşünüyor. Zaten 50 yaşında olmak onun için korkunç bir şey ve artık biraz da bu nedenle dünyayı fethedecek bir roman yazmaya karar veriyor. Abileri Turabi ve Celayir de kardeşlerinin 50. doğum gününde hapisten kaçınca olanlar oluyor.


 Berkay Uysal, Natalie Portman takıntısı olan orta yaşlı bir adam. Her bölümde en az bir kere adı geçiyor. Yüzeysel romancılıktan derin bir yerlere inmeye çalışırken de hayallerindeki Natalie Portman onu teşvik ediyor. Karısı Zeynep de Natalie Portman ile yaşamaya alışmış ve Berkay'ın Natalie hakkındaki duygularını biraz da bıkkınlıkla umursamamayı öğrenmiş. Hatta o kadar Natalie Portman takıntılı bir adam ki kızının adını başta Matilda koymak istemiş. Bilenler bilir Matilda, Portman'ın canlandırdığı ilk efsane karakterdir.
 Evi terk ettikten sonra şans eseri karşılaştığı insanlar sayesinde Berkay olmuş bir adam. Berkay aslında gerçek adı değil. Gerçek adı Abidin ve Abidin hayatla başa çıkamayacağı için Berkay olmuş, yani kendini korumak için. Yıllar sonra abileri tekrar karşısına çıktığında önce biraz afallasa da içten içe hala onları seven küçük bir kardeş Abidin/Berkay. Aile, ailedir. Anne babanızın ya da kardeşleriniz kim olacağını seçemezsiniz ve onları n'olursa olsun seversiniz. Bu sevgi şartlara göre büyür, küçülür ya da yok olur. Turabi de Celayir de ve hatta Abidin de kendi çaplarında birbirlerine yardım ederek aile olmaya çalışıyorlar.
 Kitabın adında kullanılan ayrodinamik kavramı hakkında da ufak bir açıklama yapayım hemen. Ayrodinamik; katı kütlelerin havayla etkileşimi inceleyen bilim dalı. Zeynep bu kavramı hayattaki her şey için kullanıyor. Ayrodinamiği iyi olan kitaplar çok satanlara giriyor, olmayanları zaten Berkay yayınlamıyor. Ayrodinamik kelimesinin olayı da yüzeysel olarak bu.
 Toplumda yer edinememiş iki abi ve bir sızıntı gibi sızarak toplumda yer edinmiş Berkay'ın hikayesi anlatılıyor. Abidin'in de toplumda yeri yok Berkay için. Oldukça da güncel bir roman. Yakın zamanda gerçekleşmiş olaylar anılıyor.
 Kitapta her şey fazla ani oluyor. İnsana bir olayı sindirmek için herhangi bir fırsat vermiyor, hayat gibi. Büyük olaylar o kadar sade, abartısız ve sıradan anlatılıyor ki insan okumak için heyecanlanıyor. Dil çok gerçekçi ve insanın başını ağrıtmıyor. Ama öyle alelade bir metin de değil ki bence bütün bu özelliklerin bir arada yer alabilmesi muhteşem bir şey. Güzel bir kitaptı, çabucak bitti. Yer yer eğlenceli, yer yer düşündürücüydü.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
Devamını Oku »