24.01.2019

MOMO ya da zaman hırsızlarının ve çalınmış zamanı insanlara geri getiren çocuğun tuhaf öyküsü ~ MİCHAEL ENDE

 " Zaman yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir. "
 
 2018'in çok satan kitapları arasına girmeyi başaran Momo, bugün de Kitap Mağarası blogunda!
 Momo, 8 yaşlarında kıvırcık saçlı küçük bir kız çocuğu. Annesi babası olmayan, 102 yaşında olduğunu söyleyen, sokaklarda yaşayıp çevredeki insanlarla arkadaşlık eden küçük bir kız çocuğu. Ama Momo'nun çok nadide bir özelliği var: Dinlemek.
 Momo, karşısındakini bütün dikkatini vererek dinliyor ve bunu belli eden dönütler veriyor. Dürüst olalım; artık kim karşısındakini gerçekten dinliyor? (Terapistler ve danışmanlar hariç.) Hiç kimse. Hepimiz otomatik olarak birilerine " Aynen, " demişizdir.
 Tiyatro harabelerinde yaşayan küçük Momo herkesle çok iyi arkadaş oluyor ama onun da iki özel yakın arkadaşı var: Çöpçü Beppo ve Turist Rehberi Gigi. Beppo ve Gigi birbirlerine taban tabana zıt karakterler. Beppo, bir soruya cevap vermek için iki gün bekleyebilecekken Gigi çenebaz bir adam.
 Her şey çok güzel giderken göze çarpmamayı iyi beceren duman renkli adamlar kentin huzurunu kaçırmaya başlıyor.

 " Günlük yaşamın içinde çok büyük bir sır vardır. Herkesin bunda bir payı bulunur ve herkes onu bilir, ama pek az kimse bu konuya kafa yorar. Çoğu kimse onu olduğu gibi benimser ve ona asla şaşırmaz. Bu büyük sır zamandır. " 

 Duman adamlar ise bu büyük sırrı, zamanı insanlardan çalmak için adım adım, kimseye fark ettirmeden hareket eden hikayemizin kötü karakterleri. Zaman Tasarruf Şirketi; insanların zamanını sanki bir matematik işlemi gibi hesaplayarak insanları şirkete katılmaları için ikna etmeye çalışıyor. Bu şirkete katılan insanlara da artık modern ve gelişmiş olduklarını söylüyorlar.
 Peki zamandan tasarruf etmek ne demek? Çalışmak. Aralıksız hiç durmadan çalışmak. Onlar için çocuklarıyla vakit geçirmek, yemek yemek için uzun uzun vakitler ayırmak bile gereksiz.

" Önemli olan şey ne kadar kısa sürede ne kadar çok işin yapıldığıydı. " 

 İşte bu kapitalizmin bir tanımı gibi karşımıza çıkıyor kitapta. Oysa çöpçü Beppo sokakları süpürürken bir adım, bir nefes, bir süpürge şeklinde ilerliyor. Ve yaptığı işten zevk alıyor. Oysa hızlı hızlı sokakları süpürmeye çalışan arkadaşları işlerinden onun kadar zevk almıyor.
 Michael Ende'nin son teknoloji harikası oyuncaklar içinde söyleyecek bir çift sözü var:

" En küçük ayrıntılarına kadar öyle ince düşünülerek yapılmış ki çocukların hayal kurmalarını gerektiren bir yanları kalmamıştı. "

 Michael Ende'nin bu haklı isyanı karşısında saygıyla eğilmekten başka bir şey yapamıyorum. Çocuk dediğiniz varlık dünyayı yeni öğrenmeye başlamıştır ve bu sırada dünyada zaten var olan nesneleri amaçları dışında kullanmak varoluş amaçlarıdır. Yoksa yenilikler nasıl gelecek? Uçan evleri, ışınlanmayı, uzay turizmini kim icat edecek? Bana kalırsa buradaki ince eleştiri çocukla uğraşmamak için eline telefonunu veriveren ailelere gidiyor, tabi anlayana.
 İnsanlar zaman tasarrufu yaptıkça mutsuzlaşıyor. Kimse birbirine zaman ayırmıyor. Parasını aldıktan sonra yaptığı işin kaliteli olmamasını umursamayan insanlar türüyor. Ve bütün insanlar duman adamları gördüklerini, bir zaman tasarrufu anlaşması yaptıklarını unutuyor. Ama Momo unutmuyor. Çünkü Momo küçük bir çocuk. Ve duman adamların görünmekten kaçıntığı tek varlık da çocuklardır.👧👦
 Kitap, o kadar tanıdık bir dünyadan bahsediyor ki içine girmek hiç de zor olmuyor.
  • Çok çalışıp çevresiyle ilgilenmeyen insanlar mı? ✔️
  • Çocuklarını susturmak için teknoloji harikası şeyler alan ebeveynler? ✔️
  • İşlerinden nefret ederek çalışan insanlar? ✔️
  • Hayal kurmayı unutmuş yetişkinler? ✔️
  • Tektipleştirilmeye çalışılan insanlar? ✔️
 Gördüğünüz gibi Zaman Tasarruf Şirketi'nin ele geçirdiği dünya bize çok da yabancı değil. Hatta her gün uyanıp pencereden baktığımızda karşımıza çıkan dünyanın ta kendisi diyebiliriz.
 7 yaşında eğitimle başlayan tektipleşme insan hayatının vazgeçilmezi. Yanlış anlaşılmasın, eğitime karşı değilim ama tektipleştirilme eğitimine karşıyım. İnsanlar üniversiteden mezun olduğunda hayal kurma yetenekleri kısıtlanmış, umutları kırılmış, işe girme telaşına düşmüş gençler kervanına katılıyor. Ve herkes birbirinin aynısı olduğu için de oldukça sıkı bir rekabet var.
 Güzel kıyafetler, güzel kokular, iyi bir araba vs alabilmek için haftanın en az 5 günü, 8 saat boyunca çalışmak zorundayız. Ve bunlardan vazgeçemediğimiz için de çalışmaktan da vazgeçemiyoruz.
 Anne-babalar eve akşam 6'da yorgun argın gelip bütün gün onları özleyen çocuklarına zor zar yarım saat ya ayırıyor ya ayırmıyor. Halbuki işte de kendine sırf o çocuk için çalıştığını söyleyerek teselli buluyor. Sizce bir çocuk için anne-babasıyla vakit geçirmesi mi daha önemli yoksa pahalı bir ayakkabı giymesi mi?
 Tabi ki çalışılmadan da karın doymuyor. Ancak bu şartları biz kendi kendimize oluşturduk. Neden haftanın 2 günü 5 saat çalışmak günün birinde mantıklı hale gelmesin ki? Haftanın 5 günü 8 saat çalışmayı mantıklı kılan neydi ki zaten? İnsanlar kendi kendilerine bu çalışma şartlarını oluşturdu ve bir gün bu şartları yıkmak da yine insanların elinde.
 Kitap çok güzel, ince eleştiriler barındırıyor. Eğer insanlar kitabı sıradan bir kitap olarak görmeseydi, bir isyanın başlangıcı olabilirdi bence. Açıkçası kitabın bu kadar çok beğenilmesinin ve satmasının nedeni de insanlara bu dünya için bir umut ışığı yakması olduğunu düşünüyorum.
 Beni en çok etkileyen şey Yazarın Kısa Sonsözü oldu. Yazar, başkasından dinlediği bir öyküyü kitaplaştırdığını söylüyor burada. Ve o kişinin şu sözleri tüylerimi diken diken etti: " Ben size bütün bunları olup bitmiş gibi anlattım. Oysa gelecekte olacakmış gibi de anlatabilirdim. Benim için ikisi arasında büyük bir ayrım yok. ". Yani belki de bunlar geçmişte gerçekten yaşandı ve şimdi yeniden yaşanıyor. Kısır bir döngünün içinde kalmış bir dünyanın içindeyiz ve bizi kurtarması için Momo'yu bekliyoruz.
 Umarım Momo çok geç kalmaz.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤