28.11.2016

FAKAT MÜZEYYEN BU DERİN BİR TUTKU / İLHAMİ ALGÖR


İlhami Algör'ün 2005 yılında yazdığı Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku kitabı filme uyarlanmış bir kitap. Ancak ben kitabı filmi izlemeden okudum yani herhangi bir kıyas yapamayacağım. Kitabın başında Müzeyyen'in ayrılışıyla ruhu kaybolmuş bir adamı görüyoruz. Kitap zaten genel olarak monologlardan yani iç konuşmalardan oluşuyor ancak yazar bu iç konuşmaların aslında Müzeyyen'le yapıldığını belirtiyor. Yani aslında karakterimiz hala Müzeyyen'den tam olarak ayrılabilmiş değil. Avaramu kelimesinin kitapta önemli bir yeri var. Avaramu; avare, başıboş anlamlarına geliyor ve karakterimiz bu kelimeyi kendini tanımlarken kullanıyor. İlhami Algör'ün betimlemelerine hayran kalmamak elde değil. Yaptığı betimlemelerle insanı kitabın içine sokuyor ve karakterin geçtiği sokaklardan geçiyor, onun yaşadığı duygu durumlarını yaşıyorsunuz. Eğitim sistemini örnek göstererek bazı şeylere sonradan alışıldığını aslında genlerimizde olmadığını söylüyor ve " Şimdi devrik ve devirsizdik. " cümlesi ile tektipleşmeye ve küreselleşmeye vurgu yapıyor. Karakterimiz Müzeyyen'e hayran. Çünkü Müzeyyen çok zeki, özgür ruhlu, baskıların altında ezilmeyen bir kadın. Kahramanımız Müzeyyen'i o kadar iyi tanıyor ki artık bir bakışından bile ne hissettiğini, ne düşündüğünü anlayabiliyor ve bize nerede böyle adamlar dedirtiyor. Müzeyyen'in değiştiğinin farkında olan karakterimiz, kitabın sonlarına doğru eski günlere dönmek istiyor, kendini oraya ait hissetmiyor. Zaten adamımız çok düşünen, hassas bir adam. Kitap aslında Müzeyyen'in öteki oluşunu anlatıyor ve bunu o kadar mükemmel bir şekilde yapıyor ki kitap bittiğinde sanki 
Müzeyyen bizi terk etmiş gibi bir hüzne kapılıyorsunuz.
BONUS: 

BURASI NERESİYMİŞ BÖYLE?

Merhaba! Bloguma hoşgeldiniz! Kendime ait küçük ve özel bir alanım olmasını istedim ve bunun içinde bir blog açmaya karar verdim. Ancak anonim kalmayı sevdiğim için kendi adımla bu işi yapmak istemedim. İsim için bir şeyler düşünmeye başladığımda bütün kitapları içine alacak güzel bir şey olması gerektiğini düşündüm. Çünkü ben aşk romanınından akademik kitaplara kadar birçok farklı türde kitap okurum ve burada da okuduğum kitapların (kendimce) incelemelerini yapmayı planlıyorum. Okuduğum kitapları insanlara tavsiye etmek ne kadar hoşuma gidiyorsa kitaplarımı başkalarına vermekten de o kadar hoşlanmam. Çünkü birisine bir kitabı verdiğinizde çoğu zaman o kitap geri gelmez ve ben bu durumdan nefret ederim. O yüzden de en yakınlarıma bile kitap vermekten hoşlanmam. Tam bir kitap delisiyimdir. Kitap almaya bayılırım ve çoğu zaman onları okumak için yazı beklemem gerekir, çünkü okuduğum bölümde biraz fazla kitap yüküm var. 3 ayda 43 kitap okuduğum zamanlar oluyor. Yine de elimden geldiğince burayla ilgilenmeye çalışacağım. Bazen okul kitaplarım hakkında bile yazı yazabilirim. Merak etmeyin burayı akademik kitaplarla doldurmayacağım, okutulan kitaplar arasında çok güzel romanlarda oluyor. :) Her neyse eğer her telden çalan bir blog takip etmek istiyorsanız, tebrikler! Aradığınız blogu buldunuz! Burada neler yapabileceğimi görmek istiyorum Sonuçta ne demiş Charles Dickens amcamız İki Şehrin Hikayesi'nde? " Elinizden geleni yapın. Hayatı bazen boşa harcıyor olsak dahi, uğraşmaya değer. " Görüşmek üzere!