17.05.2020

AUDREY'İ BULMAK ~ SOPHIE KINSELLA


"Siz de fark ettiniz mi, insanlar sık sık "espri anlayışına sahip olmak" ile "duyarsız bir moron olmayı" birbirine karıştırıyor." 
 
 Audrey, 14 yaşında zorbalığa uğramış gencecik bir kız. Bu nedenle 3 aydır okula gitmiyor, ancak 4 ay sonra yeni bir okula başlayacak. Psikologu ondan bir belgesel film çekmesini istiyor; yaşadığı hayatın yani evinin belgeselini.

Audrey, otoriter annesi ve daha toleranslı bir insan olan babası, 15 yaşındaki oyun bağımlısı erkek kardeşi Frank ve dört yaşındaki küçük erkek kardeşi Felix ile birlikte yaşıyor. Frank internetten oynadığı oyunun yarışmalarına katılmaya karar verdiğinde bir takım kuruyor. Ve bu takımın en iyi üyelerinden biri olan Linus, artık sık sık evlerini ziyaret etmeye başlıyor.

 Evde bile güneş gözlüklerini çıkarmayan Audrey, Linus'u ilk gördüğünde ondan kaçıyor, elinde olmadan. Çünkü o, 14 yaşında iyi bir öğrenciyken birdenbire sosyal anksiyete bozukluğu, genel anksiyete bozukluğu ve depresif epizotlar ile uğraşmak zorunda kalan birine dönüşüyor. İnsanların gözlerine bakmakla ilgili problemleri var ve karanlık bir odada televizyon izlemek ona iyi geliyor.

"Ama en son, "Görüşürüz," demişti. Hayatının sonuna kadar beni görmezden gelmeyi planlıyor olsa neden, "Görüşürüz," desin ki?"

 Ve Frank'in gülümseyen tek arkadaşı olan Linus, Audrey kaçtıktan hissettiği suçlulukla küçük kaderşleri Felix ile bir not gönderir. Böylece Felix'in aracı olduğu notlaşmalar başlar. Audrey de notlar ile konuşurken kendini daha rahat hisseder ve eğlenir.

 Sonra bir gün Audrey'nin psikologu ondan Starbucks'a gitmesini istiyor. Aylardır evden dışarı çıkmamış olan Audrey ve evlerinin 20 dk kadar uzağındaki Starbucks. Neyseki portakal dilimi gülümsemesi ile Linus var... 😎

"Bütün yetişkinler böyle. Hiçbir şeyden haberleri yok ama kontrol onlarda. Bu delilik."

 Zorbalık 21. yüzyılda bir hastalık gibi hızla yayılıyor (Koronadan sonra bu hastalık gibi yayılıyor, deyimi daha da anlamlı hale geldi maalesef. Bu yüzden kullanmak garip geliyor ama durum bu.😅) Sophie Kinsella, zorbalık sonrası bir kızın hayatını anlatmış bizlere. Yaşadıkları olay yüzünden okuldan üç kız atılmış. Ve Audrey'nin kendine olan güveni o kadar sarsılmış ki her şeye şüpheyle yaklaşıyor kızcağız. Okuyucuya bile sırrını, okulda neler olup bittiğini, anlatmıyor, anlatamıyor. Oysa 14 yaşında gencecik bir kız o. Dünyadan bu kadar korkmaması gerekir.

 Konu her ne kadar ciddi olsa da Sophie Kinsella okuyucuyu eğlendirmeyi başarmış. Sıradan bir aile ile zorlu bir konuda mizahını konuşturmayı başarmış. Açıkçası neden bilmiyorum ama kitabı elime aldığımda karakterlerin yaşlarının daha büyük olmasını bekliyordum. Okudukça bunun da bir önemi kalmadı. Hem güldüm hem üzüldüm kitabı okurken. Kitaba dair tek derdim adı. :D Şöyle ki Audrey'i Bulmak, orijinal kitap adının da tam çevirisi. Ancak bence kitabın adı Proje Starbucks olmalıydı, yani öylesinin çok daha anlamlı olacağına inanıyorum. 😅

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

19.10.2019

DÜNYAYI SARSAN ON GÜN ~ JOHN REED

 "Rusya'nın en alt katmanları kımıldamıştı ve şimdi su üstüne çıkanlar diptekilerdi."


 Çarlık Rusya'nın işçilerinin rejimi yıkıp Sovyet Rusya'yı kurmasını bir Amerikalı gazetecinin gözünden okuyoruz Dünyayı Sarsan On Gün'de. Rus Devrimi, 1917 Ekim Devrimi: Halkın yoksul kesimi ile aydın kesimi arasında bir iç savaş çıkartan devrim. Eğitimli ve aristokratik kesimin devlet için çalışması, maddi durumunun iyi olması ancak köylünün ve işçinin yaşam koşulları altında ezilmesi neden oluyor Ekim Devrimi'ne. Köylü ve işçi de aydın kesim gibi iyi yaşamak istiyor, haklı olarak.

"Riga'nın arkasında bir yerde mevzilenen 12. Ordu cephesine geldiğimizde siperlerde ayaklarında ayakkabı olmayan sıska insanlar gördük; bizi görünce ayağa kalktılar, yüzleri soluktu ve yırtık elbiselerinden soğuktan morarmış bedenleri görünüyordu. Üstümüze atılarak sordular: "Okunacak bir şey getirdiniz mi?" "


 Rusya okuyor. Ama normal bir okuma alışkanlığıyla değil, açlıkla okuyor. Yemek yer gibi, su içer gibi okuyor. Ve böyle böyle yaşıyor kendi aydınlanmasını. Ama köylüleri okuma yazma bilmiyor, hatta devrim yapan askerlerin bazıları bile bilmiyor. Ancak bir dönem Rusya'da okuma çılgınlığının olduğu bilinen bir gerçektir. Devrimden sonra da rejim halkının okuma yazma öğrenmesi için kararnameler çıkarıyor. 


 "Askerler arasında biri şöyle söze başladı: "Yoldaşlar! İnsanların kendi mezarlarını kazdıkları ve bunlara siper adını verdikleri yerlerden sizlere selamlar getirdim!" "


 O zamanların Rusyası da Osmanlı gibi çok uluslu bir karaktere sahip; Kazaklar, Yahudiler vs var içinde. Bu yetmezmiş gibi bir Ruslar kendi aralarında mal-mülk sahibi olan ve olmayan olarak da ayrışmış ve siyasi tutum geliştirmiş halde. Bu kargaşada devrim beklenirken suç oranı da artmış.
 Bolşevikler sınıf devrimini yaptığında aydın Rus ile işçi Rus karşı karşıya kaldı. Aydın kesim, Bolşeviklerin rejimde tutunabileceğine inanmayıp onlara itaat etmeyi de reddetti. Bolşevikler de fiziksel güç kullanmaya başladı. Yoksul halka sırtını yasladı ve onların fiziksel gücünü kullanmaktan da çekinmedi.


"Yeni Rusya, böylece, karanlıklarda patlayan toplar, kinler, korkular ve her şeyi göze almış insanların arasından doğuyordu."


 Devrimden önce bir devlet suçlusu olan Lenin, devrimle beraber zirveye tırmanıyor. Çarlık Rusya'yı devirip Sovyetleri kurarken kaosu minumuma indirmeye çalışıyor. Çok fazla bildiri yayınlanıyor o dönemde Rusya'da. Devrimciler ve karşıdevrimciler olarak bölünmüş durumda Rusya. Bir de tarafsızlar var, ancak çok fazla değil.


"Baskı makinelerinin savaşı başlamıştı, artık... çünkü bütün öteki araçlar Bolşeviklerin elindeydi."


 Aydın kesim fikirlerini fiziksel olarak savunamasa da yazarak savunabiliyor. Tabii kısa bir süreliğine. Bolşevikler iktidara geçince karşıt fikirli gazeteleri kapatıyor. Yine de posta, telgraf ve demir yolu işçilerini ele geçiremiyor Bolşevikler ve ülkede iletişim kopukluğu yaşanıyor. Çok fazla dedikodu ve aslı olmayan korkunç hikayeler anlatılmaya başlanıyor. Bilgi kirliliğinin internete özgü bir şey olmadığını da kanıtlıyor bize.


"Tutukluyu getiren asker, "Olmaz!" diye cevap verdi. "Komutana soralım."

"Komutan, ha?" diye alay etti bahriyelilerden biri, "Peki ne diye devrim yaptık öyleyse, subaylara boyun eğmek için mi?" "


 Halkın boyun eğmekten bıkmış yoksulları Bolşevikleri destekliyor, burjuvazi ise karşıdevrimi yani Kerenski'yi. Bütün Rusya'nın beklediği bir devrim var, ama doğru devrim bu mu? Tıpkı Osmanlı'nın son dönemleri gibi Rus köylüsü-işçisi ile aydını arasında bir kopukluk var. Rus iç savaşı da bu iki gücün mücadelesini oluşturuyor zaten, bir tarafta iktidarı korumak isteyen Bolşevikler diğer tarafta iktidarı geri isteyen aydınlar.

"Kamyonu süren ihtiyar işçi bir eliyle direksiyonu tutarken öteki eliyle uzakta parıldayan başkenti görmek için camı büyük bir jestle sildi.

"Benim!" diye bağırdı. Yüzü aydınlanmıştı. "Artık hepsi benim!" Benim Petrograd'ım!" "


 Burjuvaziyi kesin olarak reddediyor yeni iktidar. Hatta Lenin tarafından düşman olarak adlandırılıyor aydın kesim. Yoksullar arasında kollektivite oluşturuluyor ve mecliste onlara karşı gelene halk bunu istiyor deyip sonra 'kendi kitlesine' dönüp bunu istiyorsunuz değil mi, şeklinde tamamen onaylanmak amaçlı soru sorabiliyor (mecazen). Sosyalizm bilincine tam olarak erişmemiş bir halkla sosyalist devrim yapıyor Bolşevikler.


"Şimdi Rus ülkesinin tek sahibi var: o da işçi, asker ve köylü birliği..."


 John Reed, Harvard mezunu bir gazeteci olarak gidiyor Rusya'ya. Sovyet hükümeti başkonsolosu olarak da Amerika'ya dönüyor. Ancak Amerika bu görevi tanımıyor ve Reed, Amerikan Sosyalist Partisi'ne üye oluyor. Partinin dergisinde yayınlanan yazıları nedeniyle soruşturma açıldığında sahte bir pasaportla Sovyetler Birliği'ne geri dönüyor ve Bakü'de yakalandığı tifüs nedeniyle ölene kadar da orada yaşıyor.
 Lenin'in bu kitap için bir önsöz yazdığını da söylemek istiyorum. Çok detaylı bir belgesel anlatı Dünyayı Sarsan On Gün. Notlar ve Açıklamalar ve Ekler bölümü kesinlikle kitabı anlaşılır kılmak için zorunlu ve detaylandırıcı bölümler. Ayrıca John Reed'in kendisi bile kitabının ilk iki bölümünün ortamı anlatması açısından gerekli ama sıkıcı olduğunu kabul etmiş, ki bence değildi. Taraflı mıydı? Bence hayır, yani bana öyle bir şey hissettirmedi. Güzel bir belgesel anlatı kitabıydı.

Rus halkının güzel günler görmek için yaşadığı zorlu ve acı günleri anlatıyor John Reed. Peki gerçekten güzel günler görebildiler mi? Bunu da Orlando Figes'in Karanlıkta Fısıldaşanlar kitabında okuyabiliriz. Yani o başka bir kitabın konusu.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

12.10.2019

KUSURSUZ TUZAK ~ LİSA GARDNER

 An itibariyle dilimizdeki bütün Lisa Gardner kitaplarını tüketmiş bulunmaktayım. Peki Lisa Gardner'a doyabildim mi? ASLA!🙅 Umuyorum ki Martı Yayınları bir an önce Lisa Gardner'ı çeviri listesine geri alır, çok sanmıyorum ama neyse umut işte...

FBI PROFILER SERİSİ
1) Mükemmel Koca (Yorum için tıklayınız.)
2) The Third Victom
3) The Next Accident
4) The Killing Hour
5) Gone
6) Kusursuz Tuzak
7) Right Behind You

 Aradaki 4 kitapta ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz olmadan geldik serinin altıncı kitabına sevgili okuyucu kardeşlerim. Buradan bunun için Martı Yayınları'na çok teşekkür ederiz. Neyse...

" "Asi midir? Yalnız mı çalışmayı tercih eder? Otorite ile sorunu var mıdır?"
  "Aslında tam olarak kendini tarif ediyorsun, tatlım." "

 Pierce Quincy'nin kızı Kimberly Quincy'nin davası var elimizde. Pierce yine yan rolde ancak bu sefer Kimberly'nin başrolde olduğunu söyleyebilirim. Kimberly önceki kitaplardan birinde tanıştığı Mac ile evlenmiş ve hamile haliyle çıkıyor karşımıza. Ah, bir de iş arkadaşları tarafından aksi olarak tanımlanıyor. Tam bir işkolik olduğunu da belirtmek isterim.
  Delilah Rose isimli bir fahişe polis tarafından tutuklandığında Kimberly'nin muhbiri olduğunu söylüyor ve gecenin bir yarısı hamile FBI ajanımızı yatağından kaldırmalarına neden oluyor. Böyle bir muhbiri olmaması rağmen meraktan gidiyor kız. Delilah, ondan kaybolan arkadaşını bulmasını istiyor. Fahişe olduğu için kaybolmasına rağmen aranmayan, kolay hedefte olan kızlardan biri Ginny Jones. Delilah, onu adını haberlerde gördüğü bu kadının bulabileceğine inanıyor.
 Ancak GBI davayı alıyor ve Salvatore Martignetti'ye veriyor. Davanın gerçek anlamda açılabilmesi için bir ceset, kanıt bulmalarını istiyorlar ondan. Daha sonra Ginny Jones ile ilgili aldığı isimsiz telefonlarla davaya dahil olabiliyor Kimberly.

"Çalışma şeklinin bir parçası, her kurbanın bir sonraki kurbanın kim olacağını seçmesiyle işliyor ve bu kişinin kurbanın bir yakını olması gerekiyor."

 Sal'in kayıp kızların ehliyetlerinin arabasının camına bırakılmasıyla aylardır araştırdığı bir dava olduğunu öğreniyor Kimberly. Ancak gerçekler yavaş yavaş gün yüzüne çıktığında Bay Dinchara ile, örümcekleri hastalık derecesinde seven suçlumuz, ilgili ipuçları çıkıyor ortaya. Bay Dinchara'nın kimliği kitabın sonuna kadar öğrenilemiyor, hatta sadece bir ajan yüzünü görebiliyor, öyle de gizemli bir suçlu kendisi.

"Hamilelik! Henüz ortada bir bebek yok. Biz burada benim vücudumu tartışıyoruz. Geçtiğimiz dört sene boyunca da işe götürdüğüm ve güvenli bir şekilde eve getirmeyi başardığım aynı vücut hakkında konuşuyoruz."

 Kimberly'nin kişisel hayatı da bir mücadele barındırıyordu kitap boyunca. Eşi Mac, hamile olmasından dolayı Kimberly'nin işinde geri planda kalmasını istiyor. Ancak işine tutkun olan bir kadın Kimberly, ayrıca kimseden geri kalmaya da gönlü razı değil. Ne zaman hamileliğinden dolayı geride dursa kendini rahatsız hissediyor. Hamile bir kadın ajanın iç dünyasını da anlatıyor kitap bize. Aslında iş tutkunu kadınların hamilelik psikolojisini anlatıyor.

 Her açıdan okuyucuyu doyuran, çevirdiğiniz her bir sayfada zeka fışkıran bir kitaptı. Ayrıca bol bol da örümcek bilgisi barındırmasıyla tüylerimi gerçekten diken diken etmeyi başardı, özellikle bir bölüm vardı ki hatırladıkça şu an bile dikeliyor tüylerim.😅
 Cinayet-suç romanı sevenler kesinlikle okumalı. Ancak kitabın pedofili suçlusu içerdiğini de belirtmek isterim. Yani bu yönden bazı okuyuculara ağır gelebilir ama Lisa Gardner oldukça gerçekçi bir yaklaşım sergilemiş konuya.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤