18.12.2020

YÜRÜMEK ~ SEVGİ SOYSAL

"Katlanmaya dönüşen sevinç. Göreve dönüşen soluk."

  Kitap Fiyatı: ₺  14,85 [ 01/09/2018 ]  - Kitapyurdu  

 Sıradan hayatları anlatan ve yayınlandığı dönemde Türk edebiyatına yeni bir soluk getirmeyi başaran bir yapıt Yürümek. 1970 TRT Roman Başarı Ödülü'nü kazandıktan birkaç yıl sonra müstehcenlik gerekçesi ile toplatılmış ve 1974 yılında yeniden dağıtılmış Yürümek kitabı.

"Tabanca benim, ama hırsız mıyım, polis mi?"

 Çocukların kadın-erkek ilişkilerini, kendi bedenleri ile karşı cinsin bedenindeki ayrımları fark etmesiyle başlıyor kitap. Memet ve Ela birbirini hiç tanımayan iki baş karakterimiz. Tanışacaklar ama çok sonra; önce yapacak hataları, tanışacak başka insanları var. İkisini de aynı şekilde yaralar insanlar; Ela ve Memet toplumsal rollerine uyum sağlamakta zorlanır. Bence Memet'ten çok Ela zorlanır hatta. 

"Dünyanın bir köşesinde bir ihtilal olur, üç beş adam bir inanç adına hayatlarını tehlikeye atarlar, bir düzeni değiştirirler, yıkılmaz sanılanı bir anda yerle bir ederler, ardından dünyanın binlerce rahat koltuğunda binlerce rahat insan bunun üstüne geviş getirirler."

 Toplumun onları sokmaya çalıştığı kalıp ikisini de rahatsız eder. Ela mesela, adet olmuş balayını bile sorgular. Oysa ona göre zaman azdır. Onu da böyle kendi istekleri olmayan şeylerle harcamak anlamsız. Topluma ayak uydurabilmek için arkadaşlık yapmaya çalıştığı sevmediği insanlar var aslında. Yıllarca ayak uydurmaya çalışmış bu normlara, içindeki sessiz sorularla. Ela, kadının rolünü sorgulayan hassas bir karakter.

"Bütün çocuklar gibi, anasınca konan yasakların, dünyanın yasakları olduğunu sanıyordu, Tanrı yasakları olduğunu."

 Memet de toplumun ondan beklediği özgüvenli, cinsel açıdan rahat erkek tanımına uyum sağlamaya çalışıyor. Oysa Memet kırılgan, hassas ve kendine güveni oldukça az bir erkek. Daha sakin bir yapısı var Memet'in. Ela gibi değil o. Ela bir yerden sonra kendi değerlerinin toplumsal değerlerin önüne geçmesine izin veriyor.

"-Mümkün, dedi, mutluluğu her şeyden soyutlamak, bir an içinde olsa yalnızca mutlu olmak, niçin mümkün olmasın?"

 Ela ve Memet'in yolları kesiştiğinde hayat ikisine de çoktan başka yollar öğretmiş kendisiyle başa çıkmaları için. Yaraları aynı olsa da biri Ankara'nın kurak ikliminde diğeri Büyükada'nın sıcaklığında büyümüş iki farklı karakter. Oldukça gerçekçi ve etkileyici yazılmış bir kitap. Edebiyat kokuyor her bir satırı. Olaylar arasında geçiş yaparken yapılan doğa tasvirlerini kullanıyor yazar ve bu tasvirler de sıradaki olayla ilgili metaforlarla dolu oluyor. Naif, güzel, ince düşüncelerle yazılmış güzel bir eser.


 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤  


Devamını Oku »

12.12.2020

KOKU ~ PATRICK SUSKIND

"On sekizinci yüzyılda Fransa'da, dahi ve iğrenç kişiler yönünden hiç de yoksul olmayan bu dönemin en dahi ve en iğrenç kişilerinden biri sayılması gereken bir adam yaşadı."

 Jean-Baptiste Grenouille.

 Daha önce doğurduğu beş çocuğunu da ölüme terk eden annesi, onu da terk etmek üzereyken çevredekiler fark edip polis çağırıyor ve Jean-Baptiste Grenouille kurtuluyor. Ve annesi bu nedenle idam ediliyor.

"İnsan kokusu hep etten kaynaklanan bir kokudur, o halde günaha batmış bir kokudur."

 Grenouille'in bütün insanlardan farklı iki özelliği var. Birincisi muhteşem bir koku algılama yeteneğine sahip, ikincisi ise Grenouille'in bir kokusu yok. İlk önce süt annesi fark ediyor Grenouille'in bir kokusunun olmadığını. Ve bu, onun daha bebekken ikinci kez terk edilmesine neden oluyor. Yetiştirilmek için adil, katı disiplinli ve duygusuz bir kadının yanına gönderiliyor. Sevgisizlik de böyle böyle kanına işliyor Grenouille'in.

"Yaşamaya sırf inat, sırf kötülük olsun diye karar vermişti."

 Küçüklüğünden beri dışlanmış, hor görülmüş, iğrenilmiş ve korkulmuş Grenouille'den. Hatta ondan daha büyük çocuklar küçük Grenouille'i öldürmeye bile çalışmış, ancak büyüyünce vazgeçmişler. Anlayacağınız hayat hiç yüzüne gülmüyor. İnsanların ne kadar kötü olduklarını erken yaşlarda fark ediyor.

"Aklında tutamıyor, karıştırıyordu, yetişkin bir insan olduğunda bile istemeye istemeye ve çoğu zaman yanlış kullanacaktı hak, vicdan, Tanrı, sevinç, sorumluluk, alçakgönüllülük, şükran vb. sözleri; her birinin neye karşılık olduğu karanlıktı Grenouille için ve hep de öyle kalacaktı."

  Hiç görmemiş duymamış ki yavrucak; hak ne, vicdan ne, Tanrı ne nereden bilsin? Bilmediği bu kelimelerin yanında bir de dile getirmek için kelimelerin yetmediği şeyler biliyor Grenouille. Kokular... Kokuları anlatmak için dil yetersiz gelmeye başlayınca dili kullanmamak için insanlarla iletişimi de kesiyor ki zaten hiç sevmiyor ki Grenouille insanları. 

"Sanki yaşamaktan, ömrünün son saatlerini bile uyanık olarak yaşayıp görmeyi istemeyecek kadar çok yorulmuş gibi bir hali vardı."

 Grenouille için önemli olan tek bir şey var: Kokular. O, sadece kokulara karşı sevgi besliyor. Sadece kokular onu mutlu edebiliyor. Sonra bir gün öyle bir kokuyla karşılaşıyor ki onu elde edip bir parfüm yapmak için her şeyi ama her şeyi yapmakta hiçbir sakınca görmüyor.

"Paranın ya da şiddetin ya da ölümün gücünden büyük bir güçtü elindeki: insanlarda sevgi uyandırmanın yenilmez gücü. Yalnız bir şeye yetmiyordu bu güç: Kendi kendisinin kokusunu almasını sağlayamıyordu."

 Olaylar insanların tam da insanlıklarını unutmaya başladıkları bir dönemde, 18. yüzyılda, geçiyor. Gözlemler, saptamalar o kadar dönemin içinden ki Rönesans'ın ayak seslerini bile duyabiliyoruz. Zaten olaylar da Fransa'da geçiyor. Baldini ile zananaatkarlığın değerinin kaybolmasından bahsediyor bazen, bazen de direk düşünürlere laf sokuyor Süskind. Güzel yazılmış, anlamı ve derinliği olan bir kitap.


 Kitaptan yola çıkılarak bir film de yapılmış. Henüz hakkında kötü bir yoruma rastlamadım, ancak kitabı okuduktan sonra öyle bir derinliğin bir film ile verileceğini düşünmüyorum. Bu nedenle ben izlemeyi de düşünmüyorum ama izlemek isteyenler olursa diye afişi de şöyle bırakıyorum efendim.😊

Ayrıca Netflix'te de Das Parfum (orijinal adı) - Perfume adlı dizi de yine kitaptan esinlenerek yapılmış. Onu izledim ve çok güzel değil ama güzel bir dizi olduğunu düşünüyorum. İzlemek isteyen olursa bir şans verebilir.😉


 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤  

 



Devamını Oku »

4.12.2020

%99 BENİM ~ SALLY THORNE

 "Tanrı'ya şükür gülebiliyordum,  yoksa  kesin ağlardım."

 Sally Thorne.😍 En sevdiğim romantik komedi yazarının ikinci kitabı ile karşınızdayım! Nefret Oyunu'nu (yorum için tık tık👈) okuduktan sonra hemen yazarın başka kitabı olup olmadığına bakmıştım ve o zamanlar %99 Benim ortalarda yoktu tabi. Ve ben bugün yazarın üçüncü kitabının Nisan 2021'de çıkacağı (İngilizce) haberi ile yazıma başlamak istiyorum!💗 Kendisi çok satan yazarlardan olduğu için kitabın dilimize de hızlıca çevrileceğini düşünüyorum.😉

 "Eğer ilk giden ben olursam, kimse beni terk edemez." 

 Darcy sahte isimler ile barda çalışan sert görünümüyle camdan kalbini korumaya çalışan kısa saçlı sert kızımız.🌚 Darcy'nin ikizi Jamie, kızımızın aksine oldukça popüler ve sevecen. Yani Darcy hariç herkese karşı. Aslında Darcy'yi de seviyor ama ona çok kızgın ve Darcy'yi fazlasıyla aşağılayıp okuyucuyu da üzüyor.😔 Açıkçası Jamie'nin Darcy'yi bu kadar çok aşağılaması gereksiz geldi bana ve beni üzdü de.

 "Böyle bir şey yapabilmek için dünyanın en kötü insanı olmak gerekirdi. Dünyanın en umursamaz, bencil insanı. Ah, bir dakika. Ben zaten tam da öyle bir insan değil miydim?" 

 Darcy herkese gösterdiği zırhının arkasındaki o kadını o kadar uzun süre saklamış ki kendisi bile unutmuş varlığını. Çılgın, hazırcevap ve gizlice yalnızlıktan acı çeken bir kadın. Darcy pasaportunu kaybetmeden önce dünyayı geziyormuş. Büyükannesi Loretta'nın ölmesiyle geri dönmüş ve pasaportunu kaybetmiş. Bu yüzden de büyükannesinin eski evinde yaşıyor kısa süreliğine. Tom Valeska'nın bu eski evi yenilemek için gelmesiyle bir süreliğine beraber yaşamak zorunda kalıyorlar ve maceramız başlıyor.😍 O güne kadar her zaman Tom'un sadece %1'ine sahip olan Darcy de puan toplamaya başlıyor.

"Bazen fikirlerini gizlemenin en iyi yolu onları açıkça dile getirmekti."

 İkizlerin çocukluk arkadaşı Tom Valeska ise Darcy'nin kalbine sızmayı başarmış ama nişanlısı olan ve kalbimizi hem kıran hemde ısıtan beyefendi.😢 Darcy'nin midesine kelebekler salıp sürekli seyahat etmesinin nedeni bu beyefendi. (Başka bir hanımefendi ile nişanlı olduğundan ötürü kızımız çok yüz göz olmak istemiyor.) Ve kendisine karşı geliştirdiği savunma mekanizması da açık sözlülük. Darcy ne kadar açık sözlü davranırsa Tom o kadar geri adım atıyor.

 "Sondan ikinci tuvalet kabinine girip kalbimi klozete atmak ve  üzerine  sifonu çekmek istiyordum." 

 Kalbimi hem kıran hemde sıcacık eden komik ve güzel yazılmış, okuyucuyu yormayan muhteşem bir romantik komedi kitabı. Sonundaki %1'lik bölüm ve Nefret Oyunu (yorum için tık tık😁) için olan kapanış bölümü de çok güzeldi. Kitapla ilgili her şey çok güzeldi. Kısacası B A Y I L D I M.😍

 

Thorne'un diğer kitapları hakkındaki yazılarım:

 

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤  


Devamını Oku »