historical romans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
historical romans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14.05.2023

ÖPÜŞÜNDE SAKLI ~ JULIA QUINN

  "Smythe-Smith kızları enstrümanlarını ellerine alıp çalmaya başladıkları an Gareth St. Clair'in hafifçe inleyerek, "Tanrı yardımcımız olsun," diye fısıldadığını duymuştu."

 Bridgertonların en küçüğü ve son bekar kızı, 1800'lerin ise en özgüvenli leydisi Hyacinth Bridgerton aşık oluyor! Öpüşünde Saklı Gareth ile Hyacinth'in eğlence ve macera dolu aşk hikayesini anlatıyor. Hyacinth benim en merak ettiğim karakterlerden birisiydi ve beni kesinlikle hayal kırıklığına uğratmadı. Seveninin olduğu kadar sevmeyeninin de olduğu bu kitabı ben sevmeyi seçiyorum. Bilmiyorum Francesca'nın hikayesinden hemen sonra okuduğum için bu kadar bayılarak okumuşumdur belki. Çünkü mıymıy Francesca'dan sonra haşarı Hyacinth bana çok iyi geldi. 😅😅

" "Biliyor musun, sana güvendiğimi hiç sanmıyorum."
 Gareth, "Güvenmemelisin de zaten," diyerek ona katıldığını belirtti."

 Kitap açılışı 1815 yılında yapıyor. Gareth o zamanlar 18 yaşında Eton'da okuyan, ailenin ikinci oğlu olması nedeniyle bir ünvanı olmayan genç bir çocuk. Babası ile ilişkisini sosyal kabulün uygun gördüğü düzeyde tutmaya özen gösteriyor. Baron olan babası abisini ne kadar seviyorsa Gareth'ın varlığına da o kadar katlanamıyor. Çünkü Gareth onun öz oğlu değil. Ancak abisi ölünce baronun varisi Gareth oluyor ve baron bundan da nefret ediyor. 

 "Bu hayattaki amacım olabildiğince çok kişi için tehdit unsuru oluşturmak, bu yüzden sözlerinizi bir iltifat olarak alıyorum Bayan Bridgerton," dedi Leydi D."

 Bir bölüm sonra 1825 yılında atlıyor ve bu bölümde öğreniyoruz ki Gareth çok sevgili Leydi Danbury'nin torunu; hem de en sevdiği torunu. Leydi Danbury, Hyacinth ile torunun arasını yapmak için göze parmak soka soka uğraşıyor. Zaten Bridgertonlar da 22 yaşındaki Hyacinth'in evlenmesini Hyacinth'tan çok istiyor. Neyse Gareth ve Hyacinth'in ilk etkileşimi Smythe-Smith müzikalinde oluyor. Hyacinth, Gareth'ın kötü şöhreti (kadınlarla olan ilişkilerinden bahsediyor, zampara yani) nedeniyle ondan uzak duruyor. Ama bir Julia Quinn geleneği der ki Bridgerton kızları kötü şöhretli erkekleri yola getirecek kadar kendine aşık eder, aksi makbul değildir; bkz. Eloise. Sanırım Eloise 28 yaşında olduğu için kötü şöhretli, yakışıklılarımızın peşinden koşması yazara mantıksız geldi. Neyse...

" "Hayatımı feda edebileceğim bir kişiye daha sahip olabilmek için dünyaları verirdim," dedi genç adam."

 Gareth'ın eline büyükannesinin İtalyanca günlüğünün geçmesiyle Hyacinth ile zaman geçirmeye başlıyor çünkü Hyacinth İtalyanca biliyor ve Gareth için günlüğü çeviriyor. Bu günlükte Gareth'ın babaannesi sakladığı mücevherlerden bahsedince sevimli ikilimiz mücevherleri aramaya koyuluyor. Böylece sevimli kızımız ile haşin erkeğimizin ilişkisi de ilerliyor. Bu sırada Gareth'ın yalnızlığının içinde boğulmasını Hyacinth'in de kendini keşfetmesini izliyoruz.

"Hayatının büyük bölümünü sorumsuz ve umursamaz davranışlar sergileyerek geçiren kahramanımız, iki kişilik bir takımın daha mantıklı hareket eden tarafı olmanın yarattığı tuhaf duyguyu keşfetmektedir..."

 Gareth bir erkek olarak toplumsal rolüne ne kadar uyuyorsa Hyacinth bir leydi olarak o kadar rolüne uymayı reddediyor. O, özgürlüğüne düşkün, lafını sakınmayan ve erkeklerin korkulu rüyası olmuş bir karakter. Gareth'in ünü çapkınlığı, yakışıklılığı, kadınlarla yakın ilişkileri iken toplum onu garipsemiyor. Hyacinth aykırı bir karakter olarak lanse ediliyor. O, aslında farklı bir karakter değil biz 21. yüzyılda yaşayanlar için. Ancak bu kitaptaki olaylar 19. yüzyılda aristokratisi içinde geçiyor ve o dönemde bir kadının aklına estiği gibi konuşması, erkeklerden çekinmemesi olağandışı. Hyacinth'i kitaptaki karakterler için zorlu ve farklı kılan bu özellikler aslında modern kadının özellikleri. Yani siz okurken bu kız normal, öyle zeki falan değil diye düşünebilirsiniz ama bu kız o dönemin normaline uymuyor; bizim normalimize uyuyor. Bu yüzden Gareth bu ilişkinin mantıklı olanı oluyor.

"Hyacinth, "Beni seviyor musun?" diye fısıldadı.
"Ölümüme sebep olacağından eminim ama evet." "

 Gareth ile Hyacinth'in birbirine aşık olmasını keyifle okudum. Eğlenceli, munzur ve komiklerdi. Leydi Danbury ile Hyacinth sahnelerini okumak da iyiydi; hatta Leydi Danbury, Hyacinth'a birlikte kitap yazmayı teklif ettiğinde çok heyecanlanmıştım ama yazar bunu sadece teklifte bırakmış. Ben ikisinin birlikte yazdığı kitaptan parçalar da okumak isterdim. Onun dışında güzel bir Bridgerton kitabıydı. 

Son olarak; kitap boyunca yine Francesca'dan bahsedilmiyor; diğer bütün kardeşlerin bir şekilde bahsi geçiyor, sahneleri falan var ama Francesca kitabın hiçbir yerinde yok. Ayıp yani. 

 Bridgerton Kitap Serisi
1) Yüreğe Söz Geçmiyor (Yorum yazısı için tıklayınız.)
2) En Çok Beni Sev (Yorum yazısı için tıklayınız.)
3) Son Söz Aşkın (Yorum yazısı için tıklayınız.)
4) Rüyalar Gerçek Olsa (Yorum yazısı için tıklayınız.)
5) Sonsuz Sevgilerimle (Yorum yazısı için tıklayınız.)
6) Sana Muhtacım (Yorum yazısı için tıklayınız.)
7) Öpüşünde Saklı (Yorum yazısı için tıklayınız.)
8) Biz Evleniyoruz (Yorum yazısı için tıklayınız.)
9) The Bridgertons: Happily After All
10) The Further Observations of Lady Whistledown
11) Lady Whistledown Strikes Back

Bridgerton Netflix Serisi

1) Bridgerton & Yüreğe Söz Geçmiyor (Yorum yazısı için tıklayınız.)
2) Bridgerton & En Çok Beni Sev (Yorum yazısı için tıklayınız.)


 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »

15.08.2022

SANA MUHTACIM ~ JULIA QUINN

"Onun hayatı dikkatlice işlenmiş bir yok oluştan ibaretti."

   Kitap Fiyatı: ₺ 11 [ 12/09/2019 ]  - NadirKitap   

 Bridgertonların en görmezden gelinen, (yazar tarafından) varlığı yok sayılan üyesi Francesca Bridgerton ile karşınızdayım! Francesca'nın varlığı öyle yok sayılıyor ki kitabın başında evli olduğunu öğrendiğimde şok oldum. Yani kardeşlerini anlatırken cümle arasında Francesca'nın düğünü, eşi bir şeyinden de mi bahsedemezdiniz sevgili Quinn? 

"Bir bıçak içini oyuyor gibiydi."

 1820 yılının mart ayında başlıyor kitap. Francesca, Kilmartin Kontu John ile evlenmesine 36 saat kala John'un kardeşten öte gördüğü kuzeni Michael ile tanışıyor ve Michael görür görmez kızımıza aşık oluyor. Sonrasında John ani bir şekilde ölüyor, bu sırada hamile olan Francesca düşük yapıyor ve en yakın arkadaşı olarak gördüğü Michael'dan destek almak istiyor. Ancak Michael zaten aristokratik olarak John'un yerini çaldığını hissederken bir de Francesca'yı ondan çalamayacağını düşünerek Hindistan'daki işlerinin başına (İngiliz sömürgesi yani Kilmartinler aktif bir sömürgeci) geçmek için gidiyor. Bu arada Bridgertonların Francesca'ya destek olduğu belirtilip geçiştirilmiş.

"Neşeli hovarda olmasaydı, bir başkasının karısına aşık acınası bir budala olmak dışında bir alternatifi yoktu."

 1824 yılında Francesca anne olmak istediği için yeniden evlenmeye karar veriyor ve dolayısıyla koca bulma oyununa geri dönüyor. Bu sırada (tesadüf de budur ya!) Michael da Hindistan'dan dönüyor ve Kilmartinlerin Mayfair'deki evine aynı gün varıyorlar. (Kader ve ağları sanırım...) Neyse kitabın bu kısımları eğlenceliydi. Michael artık sıradan bir Stirling değil de kont olduğu için evlenmesi için baskılar artıyor ve Francesca ona çöpçatanlık yapmayı teklif ediyor. (Michael bu arada Violet'e (evet, anne Bridgerton'a) şakasına da olsa kur yapıyor ki bence bu yazarın hayal ettiği gibi komik değil, çirkindi.) Michael konumu, yakışıklılığı ve kibar tavırlarıyla sezonun gözde erkeği olurken Francesca da güzelliği ve hem abisi hem de Michael'ın çeyizine katkısı nedeniyle sezonun gözde kızı oluyor. Yani bütün sosyete bu ikisinin peşinde koşuyor... Michael, Francesca'ya olan aşkından ölse bitse de John'a saygısından kıza yaklaşmıyor, tabi kitabın doğası itibariyle bir yere kadar...

"Onun aşkı olmadan yaşayabilirdi ama o mutsuzken asla."

 Kitap boyunca ara ara "ama John..." diyerek karakterler kendilerini geri çekiyordu. Sonra bir anda Michael'a bir aydınlanma geliyor (bunu yazar mistik bir şekilde yansıtmaya çalışıyor ki beni tatmin etmedi, saçma buldum) ve John'un Francesca'nın da kendisinin de mutlu olmasını isteyeceğini hatta ve hatta John'un bizzat kendisinin Michael'ı Francesca'nın kocası olarak seçeceğine karar veriyor. Şimdi burada şöyle bir sorun var: John ve Michael kardeş gibi büyümüş. Kimse kusura bakmasın da hiçkimse kendileri öldükten sonra kardeşlerinin geride kalan eşleriyle evlenmesini istemez. Bu yüzden de yazarın John ve Michael'ı bu kadar yakın bir ilişki içine sokması beni çok rahatsız etti. Bence Michael, John'un arada bir gördüğü kuzeni olsaydı daha iyi bir hikaye örgüsü ortaya çıkabilirdi. Yani en azından ölü bir adamın hisleri hakkında kimse kendini karar almak zorunda hissedip saçmalamazdı. Bir diğer sorun da şu: Michael'ın, Francesca'nın John'un eski karısı olmasını sindirmesi uzun zaman alıyor (senelerden bahsediyorum) ama Francesca'nın ilişkilerini içine sindirmesi için zaman istemesine sinirleniyor. Bence burada kıza baya bir haksızlık yapıyor.

"Teşekkür ederim Michael, Francesca'yı ilk olarak oğlumun sevmesine izin verdiğin için."

 Az önce kitaptaki en rahatsız edici cümleyi okumuş bulunmaktasınız. Bu cümleyi zavallı John'un annesi kuruyor. Yani kitapta bildiğiniz Michael ile Francesca'nın aşkını yüceltmek için John harcanmış. İzin vermek derken? Kıza bir kukla muamelesi yapılması sinir bozucuydu. Ayrıca gerçek yazık yani John'a. John, Michael ile kıyaslandığında sevilmeyecek/seçilmeyecek bir insan mıydı? Ya da sevilmeyi Michael'dan daha mı az hak ediyordu.

Bu arada... Penelope ve Eloise bu kitapta henüz evlenmemiş. Francesca kitabın en sonunda ikisinin de evlendiğine dair bir mektup alıyor. Hani Bridgertonlar birbirine çok bağlı bir aileydi? Sanırım bu bağlılıkları Francesca'yı kapsamıyor... Yazar sanırım bunu Francesca'nın bağımsızlık arzusuyla falan açıklamaya çalışmış ama yemezler. Bağımsız olmak ile aileden kopuk olmak aynı şey değil. Serinin kalan kitaplarında Francesca'dan bahsedilip edilmeyeceğine özellikle dikkat edeceğim. Kısacası sanırım serinin en sevmediğim kitabı bu oldu.

Bridgerton Kitap Serisi
1) Yüreğe Söz Geçmiyor (Yorum yazısı için tıklayınız.)
2) En Çok Beni Sev (Yorum yazısı için tıklayınız.)
3) Son Söz Aşkın (Yorum yazısı için tıklayınız.)
4) Rüyalar Gerçek Olsa (Yorum yazısı için tıklayınız.)
5) Sonsuz Sevgilerimle (Yorum yazısı için tıklayınız.)
6) Sana Muhtacım (Yorum yazısı için tıklayınız.)
7) Öpüşünde Saklı (Yorum yazısı için tıklayınız.)
8) Biz Evleniyoruz (Yorum yazısı için tıklayınız.)
9) The Bridgertons: Happily After All
10) The Further Observations of Lady Whistledown
11) Lady Whistledown Strikes Back

Bridgerton Netflix Serisi

1) Bridgerton & Yüreğe Söz Geçmiyor (Yorum yazısı için tıklayınız.)
2) Bridgerton & En Çok Beni Sev (Yorum yazısı için tıklayınız.)


 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »

1.08.2021

EN ÇOK BENİ SEV ~ JULIA QUINN

 Bridgertonların ikinci sezonu Netflix'te çıkmadan ikinci kitabı okudum ve yazmak için buraya koştum! En Çok Beni Sev, Bridgertonların en büyüğü olan Vikont Anthony Bridgerton ile Bayan Kate Sheffield'ın hikayesini anlatıyor. 

" Ölüm tek başına bir adamı korkutamazdı. Eğer biri dünyadaki bağlarından kaçınmayı başarabilirse ebedi hayatta ona korku verebilecek hiçbir şey olmazdı. "

 Yıl 1814. 28 yaşındaki Anthony, hayran olduğu babası ve amcası gibi genç yaşta öleceğinden emin olduğu için bir varis edinmek amacıyla evlenmeye karar veriyor. (Çünkü, nasıl bir mantıksa, kendisini Bridgertonların çoğalmasından mesul görüyor!😳) Üstelik gelin adayını da seçmiş: Edwina Sheffield. Edwina, 17 yaşında sarı saçları ve mavi gözleriyle dünya güzeli ve tabiki de sezonun yıldızı. Edwina'nın hayranları çok ancak 21 yaşındaki ablası Kate kahverengi saçları ve gözleri ile onun yanında sönük kalıyor. Ve böylece benim de sonunda dünyalar güzeli olmayan bir kadın başkarakterim oluyor!💃💃

"Sizi temin ederim ki kardeşimin mutluluğunu hafife almıyorum."

Maddi durumları nedeniyle daha önce Londra'ya gelip Kate'in takdimi yapılmamış. 21 yaşında evde kalmış sayıldığı ve Edwina'nın yanında da görmezden kolaylıkla gelindiği için o da kız kardeşinin iyi bir evlilik yapması için uğraşmanın daha faydalı olacağını düşünüyor.   

" Bir anda vikontun varlığı fazla gelmişti. Bir başkasına ait olduğu fikri acı vericiydi. "

 Anthony'nin eşinde aradığı üç kriter var:
1) Çekicilik,
2) Zeka,
3) Onun ASLA aşık olmayacağı bir kadın olması.

Edwina Sheffield bu üç kriteri de karşılıyor. Bu yüzden de Anthony güzeller güzeli Edwina'nın peşine düşüyor. Ancak Edwina'nın da evleneceği erkekte aradığı bir kriter var: Ablası Kate'in onayını alması. İşler tam olarak bu noktada sarpa sarıyor.

 " Anthony tehditkar bir tavırla öne doğru eğildi. "Görgü tanıklarımız var."
"Şu anda hayatınızı koruyan tek şey de bu zaten." "

 Kate diğer kadınların aksine Anthony'nin uygun bir eş adayı olmadığını düşünüyor. Onun çapkınlıkları dillere destan olmuşken nasıl aksini düşünebilir ki? Kate'e o kadar kaba bir şekilde davranıyor ki gerçekten Kate'in ona nasıl bir şeyler hissetmeye başladığını anlayamadım. Üstelik Anthony ilk hatasını da Kate ile tanıştıkları anda Kate'e, Kate'i kız kardeşi ile kıyaslayarak iltifat ettiğinde yapıyor. (Ki bu mazur görülebilir ama yaptığı en az incitici olan şey bu.) Anthony, aslında Kate'e olan hislerinin öfkesini Kate'ten çıkarıyor.

" Kate elindeki çiçekle bir süre daha oyalandıktan sonra, "Bunu koparmamalıydınız," dedi.
"Sizin de bir laleniz olmalıydı." Vikont mantıklı bir biçimde konuşuyordu. "Tüm çiçeklerin Edwina'ya gelmesi haksızlık." "

 Edwina ile evlenmek için onayını almak dışında hiçbir erkek Kate ile ilgilenmiyor. Kate de bu yüzden evlenebileceğini düşünmüyor. Bu nedenle de kendisi için uygun talipler bulmak yerine Edwina'nın taliplerini tanımaya çalışıyor. Onun baş edemediği tek talip ise Anthony Bridgerton.

" "Seni sevmek istememiştim," diye fısıldadı Anthony. " 

 Zeki ve fazla güzel olmayan bir kadın karaktere rastlamak ne kadar da zor biliyor musunuz? Kate benim için bu yüzden kıymetli bir karakter. Yaşadıkları ve hisleri o kadar güzel anlatılmış ki... Sürekli geri planda kaldığı ve Anthony ile olan evliliğinin başlangıcı nedeniyle olan kuşkuları çok yerinde ve iyi bir şekilde ifade edilmiş. Anthony'ye bayılmadım, onu rahatsız edici bile buldum. O kadar kabaydı ki Kate'e karşı, gerçekten Kate nesine aşık oldu anlayamadım. Ancak kitap güzel ve türü içinde farklıydı. 

 " Cemiyetin en inatçı bekarı, bir arı tarafından bertaraf edildi. "

 Kitabın konusunu, olayların çözülüşünü sevdim. Kate'in köpeği Newton ile üvey annesi Mary'nin ilişkisinin Anthony ile Kate'in ilişkisinin bir kopyası olmasına bayıldım! Bridgertonlar serisinin en sevdiğim kitabı En Çok Beni Sev olabilir gibi duruyor şimdilik. Dramatik olaylar yaşamış olan iki insanın bir araya gelişi eğlenceli bir şekilde anlatılmış. Tarihi aşk kitabı sevenlere şiddetle tavsiye edilir!

Bridgerton Kitap Serisi
1) Yüreğe Söz Geçmiyor (Yorum yazısı için tıklayınız.)
2) En Çok Beni Sev (Yorum yazısı için tıklayınız.)
3) Son Söz Aşkın (Yorum yazısı için tıklayınız.)
4) Rüyalar Gerçek Olsa (Yorum yazısı için tıklayınız.)
5) Sonsuz Sevgilerimle (Yorum yazısı için tıklayınız.)
6) Sana Muhtacım (Yorum yazısı için tıklayınız.)
7) Öpüşünde Saklı (Yorum yazısı için tıklayınız.)
8) Biz Evleniyoruz (Yorum yazısı için tıklayınız.)
9) The Bridgertons: Happily After All
10) The Further Observations of Lady Whistledown
11) Lady Whistledown Strikes Back

Bridgerton Netflix Serisi

1) Bridgerton & Yüreğe Söz Geçmiyor (Yorum yazısı için tıklayınız.)
2) Bridgerton & En Çok Beni Sev (Yorum yazısı için tıklayınız.)


 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »

5.10.2019

YÜREĞE SÖZ GEÇMİYOR ~ JULIA QUINN

  Veeeeee herkesin bayıldığı Bridgerton Serisi'ne başladım! 8 kardeş için 8 ayrı kitap yazan Julia Quinn ve hepsini çeviren Epsilon Yayıncılık'a teşekkürler, epsilon için bu bir ilk olabilir. Gerçi serinin son üç kitabı çevirilmemiş ama bunu göz ardı edebiliriz, en azından 8 kitap art arda çevirilmiş. (Kanaat etmeyi öğreten yayınevi: Epsilon.😅) Her neyse seri şöyle efendim:
 

Bridgerton Serisi
1) Yüreğe Söz Geçmiyor (Yorum yazısı için tıklayınız.)
2) En Çok Beni Sev (Yorum yazısı için tıklayınız.)
3) Son Söz Aşkın (Yorum yazısı için tıklayınız.)
4) Rüyalar Gerçek Olsa (Yorum yazısı için tıklayınız.)
5) Sonsuz Sevgilerimle (Yorum yazısı için tıklayınız.)
6) Sana Muhtacım (Yorum yazısı için tıklayınız.)
7) Öpüşünde Saklı (Yorum yazısı için tıklayınız.)
8) Biz Evleniyoruz (Yorum yazısı için tıklayınız.)
9) The Bridgertons: Happily After All
10) The Further Observations of Lady Whistledown
11) Lady Whistledown Strikes Back

" "Bu kötü oldu," dedi Colin, "ben de senden beni biraz yola getirmeni isteyecektim." "


 Simon Arthur Henry Fitzranulph Basset, Kont Clyvedon, Hastings Dükü; biz ona kısaca Simon diyeceğiz.😅 Annesini doğumda kaybetmiş olan Simon bir evlat olarak değil, Hastings Dükü varisi olarak dünyaya gelir. 2 yaşından itibaren babası tarafından bir dük olması için eğitilir ancak 4 yaşına kadar konuşamaması ve sonrasında da konuştuğunda kekelemesiyle babası için bir başarısızlık ve hayal kırıklığı olur. (Halbuki konuşma zorluğu çekmesinin nedeni de çok çok büyük ihtimalle babasının baskıcı tavrı.) Babası onu taşrada bırakıp Londra'daki yaşamına oğlunu yok sayarak devam ederken Simon ona çok büyük bir kinle, öfkeyle büyür. Bu yüzden de babasının ondan istediği şeylerin tam tersini yapmayı ve babasını yanıltmayı bir hedef haline getirir. Simon'ın bu acıklı hikayesi önsözde aktarıldıktan sonra 1813 yılına geliyoruz. Simon artık büyümüş, babası ölmüş ve Hastings Dükü olmuştur.

"İkimiz de kapana kısılmışız, diye düşündü Simon. Cemiyetin kuralları ve beklentileri tarafından, kıskıvrak yakalanmışız."


Anthony, Benedict, Colin, Daphne, Eloise, Francesca, Gregory ve Hyacinth: Violet ve Edmund Bridgerton'ın sekiz çocuğu. (İsimlerinin alfabetik olması tesadüf değil.)😅 Bridgertonların dört numarası Daphne Bridgerton sosyeteye takdim edileli iki yıl olmuştu ve dört evlilik teklifi almıştı. Ancak Daphne bu tekliflerin hiçbirini kabul etmemişti ve en büyük abisi Anthony de ona karşı çıkmamıştı. Erkekler onu bir kadından çok kafa dengi bir arkadaş gibi görüyordu. Oysa Simon, görür görmez onun sıradan güzelliğine çarpıldı. Evet az önce sıradan dedim.😊 Çünkü Daphne Bridgerton, güzeller güzeli değil! Kahverengi gözlü, kahverengi saçlı sıradan bir kız! Yine de Simon (evet dünyalar yakışıklısı 😕) ona ilk görüşte çarpılıyor.
 Daphne ve Simon'ın ilk karşılaşması bir balonun karanlık köşesinde oluyor. Kıza yardım etmeye çalışırken Daphne'nin pek de yardıma ihtiyacı olmadığını fark ediyor. Oldukça eğlenceli ve ikilimiz  için etkileyici bir karşılamaşma oluyor.

"Arkadaşlar arasında kurallar vardı ve bunların en önemlisi de dostunun kardeşine dokunmamaktı!"


 Bridgertonların bir diğer özelliği ise birbirlerine çok çok benzemeleri. Ve Simon, Daphne'nin bir Bridgerton olduğunu anlamadan hemen önce onu arzulamaya başlamıştı. Eh, en yakın arkadaşınızın kardeşi hakkında böyle şeyler düşünemezsiniz, özellikle de Daphne'nin Anthony'den başka iki abisinin daha olduğunu düşünecek olursak.

" "Siz tamamen delirmişsiniz." Anthony adeta kükrüyordu. "Hanginizin daha aptal olduğunu ise bilemiyorum." "


 Ancak her şeye rağmen Simon sosyetedeki annelerden kaçmak için Daphne'ye bir antlaşma teklif ediyor, sosyetede en aklı başında kız olduğu için. Simon onunla ilgileniyormuş gibi yaparak kadınların ilgisinden kurtulacak, Daphne'de bir dük onunla ilgilendiği için diğer erkekleri de kendine çekecek ve evleneceği adamı seçecek. Böylece küçük bir flört oyununa başlıyorlar ve ister istemez daha fazla iletişime geçerek birbirlerini tanımaya başlıyorlar.

 Seri hakkındaki ilk düşüncem, sekiz kardeş neymiş be kardeşim iken şu anda iyiki sekiz kardeşler ve okuyacak yedi kitabım daha var! Daphne Bridgerton'ın en büyük hayali evlilik olsa bile aklı başında kalmış nadide bir kız, kesinlikle onu sevdim. Simon ise, onunla ilgili sevdiğim ve sevmediğim şeyler var. Ancak genel olarak sevdim sanırım. Ama daha ilk kitapta Colin'e bayıldım ve onun kitabını okumayı heyecanla bekliyorum!  Ayrıca kitap biterken aklımdaki tek soru şuydu: Leydi Whistledown kim? Kitapta Epsilon'dan bekleneceği üzere yazım yanlışları vardı. Ama bu bile keyfimi kaçıramadı.😎 
 Netflix de bu süper eğlenceli ve hayranı bol seriden faydalanmaya karar vererek Bridgertonların dizisini çekmeye karar verdi! Tabiki de ilk kitap Yüreğe Söz Geçmiyor (The Duke and I) ile başlayacaklar ve dizinin 2020'de çıkması bekleniyor. Şu anda Bridgerton yazıp diziyi Netflix'te listenize ekleyebilirsiniz, ancak fragman falan yok tabi daha. Ben Netflix'e güveniyor ve diziyi de sabırsızlıkla bekliyorum.😻 (Umarım Epsilon da bu durumdan faydalanabileceğinin farkına varıp kitapların yeniden basımını yapar da serinin son kitabını da alabilirim. Çünkü Biz Evleniyoruz, Nadirkitapta 45 TL ve o kadar para vermeyi düşünmüyorum.)

" "Beni sevebilirsin. Beni sevdiğini söylemiştin ya." Kaşlarını çattı. "Bu sözünü geri almayacaksın, değil mi?" "


Bridgerton Kitap Serisi
1) Yüreğe Söz Geçmiyor (Yorum yazısı için tıklayınız.)
2) En Çok Beni Sev (Yorum yazısı için tıklayınız.)
3) Son Söz Aşkın (Yorum yazısı için tıklayınız.)
4) Rüyalar Gerçek Olsa (Yorum yazısı için tıklayınız.)
5) Sonsuz Sevgilerimle (Yorum yazısı için tıklayınız.)
6) Sana Muhtacım (Yorum yazısı için tıklayınız.)
7) Öpüşünde Saklı (Yorum yazısı için tıklayınız.)
8) Biz Evleniyoruz (Yorum yazısı için tıklayınız.)


Bridgerton Netflix Serisi

1) Bridgerton & Yüreğe Söz Geçmiyor (Yorum yazısı için tıklayınız.)
2) Bridgerton & En Çok Beni Sev (Yorum yazısı için tıklayınız.)


 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤   



Devamını Oku »

17.08.2019

AŞKI SENDE BULDUM ~ CATHY MAXWELL

   Kitap Fiyatı: ₺ 5 [ 08/05/2019 ]  - NadirKitap  

 Constance Cameron, Genç Hanımlar Akademisi'nde bir öğrenci. Ancak kendini oraya ait hissetmiyor. Çünkü Constance Cameron, ailesinin sürgüne gönderilmesinden ötürü Amerika'da yetişmiş özgür ruhlu bir kadın. Ve tek amacı da Amerika'ya geri dönmektir.
 Gordon Lachlan ise asi bir İskoç'tur. Amacı İngiltere'nin işgal etmeye çalıştığı ülkesini korumak olan genç adam Constance ile de bu nedenle tanışır.
 Kızın ablalarından birisinin evli olduğu Colster Dükü, aslında bir İskoç olup İngiltere'deki ünvanı kabul ederek halkını yarı yolda bırakmış bir adamdır. Ve İskoçya'dan giderken halk için manevi değeri çok yüksek olan bir kılıcı da yanında götürmüştür.
 Gordon da insanları davasına çekebilmek ve onlara güç ve moral kaynağı sunabilmek için bu kılıcı almaya karar verir. Constance Cameron da planlarına bu aşamada dahil olur zaten. Kızı kaçır, kılıcı al, kızı geri ver. Plan teoride bu kadar basittir işte. Peki pratikte?

"Yetişmesi gereken bir gemi vardı. Kaçırılmak için hiç vakti yoktu."


 Lachlan babasının ölümüyle birlikte, Londra'da hukuk okumuş bir centilmenden bir savaşçıya dönüşüyor. İskoçya'yı savunmak için Londra'daki rahat hayatını geride bırakıyor.
 Constance ise iyi bir evlilik yapması gerektiği dayatmasından ve kadının konumunun katılığından duyduğu rahatsızlıkla Amerika'ya, özgürlüklerin ülkesine geri dönmek istiyor. Ve bu konuda oldukça inatçı da. Güçlü bir duruş sergiliyor, bu yönüyle feminizme selam çakıyor diyebilirim.
 Her iki karakter de uzlaşmak için oldukça inatçı. Ancak başlarına kötü şeyler geldikten sonra akılları başlarına geliyor. Ve hayattan gerçekten ne istediklerini anlıyorlar.

 Ortalama bir kitaptı; kötü değildi, iyi sayılabilir. Biraz sığ kaldığı yönleri olduğunu düşünüyorum. Örneğin kızın geçmişi hakkında çözüldüğü kısım, bence, çok saçmaydı. Bunun dışında bir esir olarak gittiği kampı dize getirmeye başarmasını da çok mantıklı bulmadım. Ama boştaysanız okunabilir. Aslında Cameron Sisters serisinin son kitabıymış Aşkı Sende Buldum. Ancak ilk iki kitabın (Constance'ın ablalarının hikayeleri) çevirisi yapılmadığı için okuyamadım. Belki ilk iki kitabı okusaydım daha çok hoşlanırdım. Kısaca bir kadının sorumluluğunu taşıyamayacağını düşünen bir adam ve özgür ruhlu bir kızın aşk hikayesini anlatmak istemiş yazar.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
Devamını Oku »

27.06.2019

MEKTUBUMU ALDIN MI? ~ ELİZABETH BOYLE

   Kitap Fiyatı: ₺ 5 [ 08/05/2019 ]  - NadirKitap  

 Mektubumu Aldın Mı, Elizabeth Boyle'un The Bachelor Chronicles serisinin üçüncü kitabı olarak karşımıza çıkıyor. Ve bu kitapta çöpçatanımızı evlendiriyoruz!!! 😁 Önce seri sıralaması:

1)Evcilik Oyunu (Yorum için tıklayınız.)
2)Serserim Benim (Yorum için tıklayınız.)
3)Mektubumu Aldın mı?
4)Siyah Elbisenin İtirafları (Yorum için tıklayınız.)
5)Kırmızı Elbisenin Hatıraları
6)How I Met My Countess
7)Mad About The Duke
8)Lord Langley Is Back In Town
8.5)Mad About The Major
 Serinin en çok merak ettiğim kitabıydı Mektubumu Aldın Mı. Çünkü herkesin en sevdiği ve en çok eğlendiği kitap olduğuna dair yorumlar okumuştum. Şunu belirteyim; çok eğlendim, evet ama Serserim Benim kadar değil.
 Küçük bir çocukken olmak istediği düşes hayallerine hiç bu kadar yakın olmamıştı Felicity, ama bundan bihaber!😁 Felicity Langley, Serserim Benim kitabında Jack'in ona tavsiye ettiği Standon Markisi'ne yani gelecekte Hollindrake Dükü'ne bir mektup yazıyor ve bu mektupta düşes olmak istediğini evlenme teklifi ederek açıkça söylüyor.
 Ancak bu mektup sahibinin değil, Standon Markisi'nin dedesinin yani Hollindrake Dükü'nün eline geçiyor. Yaşlı adam bu küstah kızın torununu yola getirebilecek tek kadın olduğunu düşünerek Felicity ile 4 yıl boyunca mektuplaşıyor ve resmi olmasa da bir nişan sözü veriliyor.
  İlk mektuptan 4 yıl sonra Hollindrake Dükü vefat ettiğinde Standon Markisi 12 yıl boyunca uğramadığı şehre unvanını almak için geri dönüyor ve nişanlı olduğunu öğreniyor! Ve ilk yaptığı iş, üstünü bile değiştirmeden, bu nişanı iptal ettirmek için gecenin bir yarısı Felicity'nin kapısına dayanmak oluyor.

 " Deli tutkular ve "ilk görüşte aşk" fikri tam da oraya aitti, bir kitabın sayfaları arasına. "  


 Felicity kırmızı çoraplarıyla kapıyı açtığında gece gelen bu yakışlıklı ama pespaye adamın yeni uşakları olduğunu düşünüyor ve konuşmasına fırsat bile vermeden onu işe alıyor. Felicity'den etkilenen ve bir miktar da korkan (😂) dük, Mayfair Köşkü'nden bir uşak olarak ayrılıyor. Ertesi gün bu yanlış anlaşılmayı düzeltmek için geri dönüyor, ancak Felicity onu bir uşak olarak çalıştırmaya başladığında elinden pek bir şey gelmiyor. Aslında kendisi de bir süre sonra bu işi eğlenerek yapmaya başlıyor.
 Hollindrake Dükü'nün herkese ona seslendiği takma adıyla sesleniyor kızlar ona: Thatcher. Thatcher, işe zamanında gelmeyen, biraz asi olan bir uşak. Ancak Felicity onun 'küstahlıklarını' savaştaki geçmişi ve onu diğer asillerin yanında iyi gösterdiği için kalmasına izin veriyor.
 Felicity'nin bu kadar konum meraklısı olması insanı rahatsız etmiyor. Çünkü kendine göre haklı nedenleri var. Öncelikle diğer insanların artık onu çekiştirip durmasını, saygısızlık etmesini istemiyor ve eğer bir düşes olursa herkesin ona saygı duyacağı kesin. Ayrıca kız kardeşi ve kuzeni için de iyi bir hayat elde etmek istiyor ve bir düşes olmak bunun en kolay yolu. Felicity'nin (bu amaç için) en iyi özelliği ise aşka inanmaması. Aşk ona göre saçmalıktan başka bir şey değil.
 Ta ki Thatcher'ı görene kadar. Onu gördüğü ilk an içten içe Hollindrake olmasını diliyor. Thatcher ise büyükbabasının seçtiği kızın Felicity olamayacağından o kadar eminken bile onun yanından ayrılamıyor.
 Pippin ise hala arka planda Dashwell ile bir şeyler yaşıyor ama bunlar çok küçük parçalar. Onların hikayesini öğrenmek için Kırmızı Elbisenin Hatıraları'na kadar beklemem gerek. Ama şunu da itiraf etmeliyim ki çok büyük spoiler yedim ve bu yüzden çok üzüldüm.

 Çok eğlenceli, tatlı, hayatın gerçeklerinin de olduğu, kadınların konumunu da az biraz görebileceğimiz bir tarihi aşk romanıydı. Ben çok severek okudum. Elizabeth Boyle'un kalemine sağlık. Umarım kalan kitapları da bir an önce çevirilir.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
Devamını Oku »

19.06.2019

SERSERİM BENİM ~ ELİZABETH BOYLE

 Serserim Benim, Elizabeth Boyle'un The Bachelor Chronicles serisinin ikinci kitabı ve beni ilk kitaptan kat ve kat daha çok eğlendirdi!😁 Seri şöyle:
1)Evcilik Oyunu (Yorum için tıklayınız.)
2)Serserim Benim
3)Mektubumu Aldın mı? (Yorum için tıklayınız.)
4)Siyah Elbisenin İtirafları (Yorum için tıklayınız.)
5)Kırmızı Elbisenin Hatıraları
6)How I Met My Countess
7)Mad About The Duke
8)Lord Langley Is Back In Town
8.5)Mad About The Major
 Bir önceki kitapta yan karakterlerden biri olarak okuduğumuz Bayan Miranda Mabberly, Emmaline'in eltisinin erkek kardeşiyle evlenerek kontes olmak üzeredir. Kayınvalidesi Leydi Oxley bu durumdan hiç memnun değildir, ama kızımızın babası zengin olduğu ve tek çocuk olduğu için evlenmelerine izin vermiştir. Ancak bu her yerde kızı aşağılaması için bir engel teşkil etmemektedir. Kont da zaten kızla parası için evlendiği için bu durum umurunda değildir. Miranda'nın Leydi Oxley'ye katıldığı tek bir şey varsa eğer o da bu evlilikten duyduğu memnuniyetsizliktir. Sonra Lord Sedgewick'in hovarda arkadaşı Lord Jack Tremont'un operada 'yanlışlıkla' kızımızı öpmesiyle bu evlilik tarihe karışıyor. Yani ilk kitabın sonunda patlayan skandalla başlıyor kitabımız.
 O günden sonra babası kızını şehirden sürüp taşraya gönderiyor ve okuyucunun karşısına 9 yıl sonra Kibar Bayanları Eğitme Kurumu'nda bir öğretmen olarak çıkıyor Miranda. Ancak adı artık Miranda değil, Bayan Jane Porter. Ve okullarında bir öğrenci olan Leydi Arabella bir seyis ile öpüşürken yakalandığı için kuzini tarafından okuldan alınacaktır. Bu genç hanımın kuzini ise Lord Jack Tremont'tan başkası değildir!😁
 9 yıl sonra ilk defa karşılaştıklarında Jack, kızı tanıyamaz; ancak ondan etkilenir. Ama öyle romantizm başlamıyor hemen, hatta üstüne aralarında küçük bir atışma geçiyor. Bu karşılaşmadan 3 ay sonra ise Miranda, babasından kalan mirasıyla huzurlu bir yaşam sürmek için okuldan ayrılır. Ve yeni satın aldığı eve doğru Kent'e gidecekken üç öğrencisi de  (Bayan Felicity ve Thalia Langley, ve kuzinleri Leydi Philippa Knolle)  Kent'e yaz tatili için gideceklerini belirterek öğretmenlerinden kendilerine eşlik etmesini istiyorlar.
 Bayan Porter ve öğrencileri fırtınalı bir gecede öğrencilerin görmek için ölüp bittiği bir kaleye sığınıyor ve tesadüfen evin sahibi Jack Tremont çıkıveriyor! İşte ben buna kader derim!😂 Ve fırtına kraliyete ait olan, daire çapı 9 metreyi bulan bir meşeyi yıkıp avlunun tek çıkış kapısını kapatıyor.
 Aksiyon dolu, eğlenceli ve kesinlikle zekice yazılmış. Sevmediğim bir tane bile karakter olmadı. Kaderin tesadüflerden değil de insanların planlarından etkilendiğini göstermesi çok hoşuma gitti. Plan yapan insanlar varken kimin aptal tesadüflere ihtiyacı vardır ki? 😁 Elizabeth Boyle okudukça bana kendini daha çok sevdiriyor, darısı diğer kitaplarının başına.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
 
Devamını Oku »

8.03.2019

EVCİLİK OYUNU ~ ELİZABETH BOYLE

  Kitap Fiyatı: ₺ 10 [ 01/02/2018 ]  - Nadir Kitap  

 Orijinal adı "Something About Emmaline" olan kitap, sahtekar bir kızla, zeki ve sıkıcı bir baronun birbirini yola getirme hikayesini anlatıyor diyebilirim. Evcilik Oyunu, Elizabeth Boyle'un The Bachelor Chronicles serisinin de ilk kitabı. Aslında 8 kitaptan oluşan serinin sadece 5 kitabı dilimize çevirilmiştir. Seriyi şöyle bırakıyorum:

1)Evcilik Oyunu
2)Serserim Benim (Yorum için tıklayınız.)
3)Mektubumu Aldın mı? (Yorum için tıklayınız.)
4)Siyah Elbisenin İtirafları (Yorum için tıklayınız.)
5)Kırmızı Elbisenin Hatıraları
 Emmaline, Baron Sedgwick'in 5 yıllık mükemmel karısıdır. Ancak kendisi hasta olduğu için seyahat edemiyor. Baron Sedgwick, taşrada babaannesiyle otururken gazetelerde karısının alışveriş haberlerini aldığında hızla Londra'ya doğru yol alır. Bu imkansızdır! Çünkü Emmaline, aslında Baron Sedgwick'in 5 yıl önce, hovarda arkadaşı Jack ile uydurduğu hayali bir kadındır!
 Böylece en başından kitap kendini diğer tarihi aşk romanları arasından sıyırıyor ve size eğlenceli bir dünyanın kapılarını aralıyor.
 Peki Baron Sedgwick, yani Alex, bu hayali kadını 5 yıl boyunca saklamayı nasıl beceriyor? Daha önce belirttiğim gibi, Emmaline hasta olduğu için seyahat edemeyen bir karakter. Bu yüzden de Londra'dakiler onun taşrada olduğunu düşünürken, taşradakiler de Londra'da olduğunu düşünüyor.
 Alex hızla Londra'ya gidip gecenin bir vakti yatak odasına girdiğinde neredeyse sevgili karısı Emmaline tarafından vuruluyordu. Çok sevdiği karısını omzuna atıp kapı dışarı etmek üzere kapıya ulaştığında kuzeni Hubert ve karısı Leydi Lilith ile karşılaşmalarıyla kader ağlarını ördü.🕸😁
 Hubert, Alex'in açığını bulup onu mahvetmek için yer arayan ve baronluğun kendi hakkı olduğuna inanan biri olduğundan Alex, karısıyla tıpış tıpış yatak odasına geri dönmek zorunda kalır. Ve maceraları da böylece başlar.
 Yine güzel bir kadın ve yakışıklı bir adam var karşımızda. Ancak bu sefer adamımız muhteşem karizmatik, kaslı ve güçlü bir adam değil. Aksine Sedgwick oldukça planlı ve sıkıcı bir adam olarak tasvir edilmiş. Ancak Emmaline'ın hayatına girmesiyle sıkıcılığından kurtuluyor ve usta oyunculuk yeteneklerini konuşturmaya başlıyor. 🎭
" Çünkü aklı başında olmak, ona asla Emmaline'ın serseri kalbini kazandırmazdı. "
 Kitapta geçen bu cümlü aslında ilişkilerin de küçük bir özeti. Her ilişki insanı değiştirir. İlişkiler insanların konuşarak ya da konuşmayarak birbirlerini belirlemeleriyle yaşanır. Ve bu ilişkide Emmaline, Alex'i oldukça belirgin bir biçimde belirliyor. Alex de bu belirlenmişlikten memnun olduğu için ilişkileri sürüyor.
 Akıcı ve eğlenceli bir kitaptı. Yer yer yüksek sesle güldüğüm oldu. Tarihi aşk romanı severlere tavsiye edilir. 😉

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
Devamını Oku »

22.12.2018

ŞAHANE BİR KADININ GİZLİ GÜNLÜĞÜ ~ JULIA QUINN

   Kitap Fiyatı: ₺ 4 [ 02/07/2018 ]  - NadirKitap 

 Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü, Bevelstoke serisinin de ilk kitabı. Ancak baştan belirteyim serinin geri kalan kitapları dilimize çevirilmemiş. Yani yine hevesimiz kursağımızda kalacak, çünkü çok eğlenceli bir kitaptı. 😞
 Asil kızımız, leydimiz ve başrolümüz Miranda Cheever, çirkin bir çocukluk geçirip üstüne üstlük büyüdüğünde de sıradan bir kadına dönüşüyor. O kahverengi gözler ve saçlar! İşte bana bunlarla gelin, normallikle!Ayrıca kızımızı kitapta sıklıkla çirkin olduğu söyleniyor. Çok sayıda tarihi aşk romanı okudum ve ilk defa bir adam, güçlü ve yakışıklı bir adam, çirkin bir kıza aşık oluyor. Açıkçası beni kitaba çeken ilk şey buydu: Kızın çirkin olması! Önceki yazılarımı okuduysanız biblo bebek başrollerden ne kadar sıkıldığımı anlayabilirsiniz. Her neyse, kısacası kızımız çirkin. 😁
 Ancak ve lakin çok zeki. Girdiği her ortamı bilinçsizce gözlemliyor ve çok iyi çıkarımlarda bulunuyor.
 Bu arada kitapta bir dünyalar güzeli hiç yok değil. Olmaz mı? Saçmalamayın lütfen. Miranda'nın en yakın arkadaşı Olivia Bevelstoke dünyalar güzeli. Ah, ayrıca zeki olduğunu da eklemeliyim. Sadece Miranda kadar değil, ya da zekasını Miranda gibi insanlar hakkında düşünmek için kullanmıyor. Onun düşünce tarzı Miranda'dan biraz daha farklı diyelim. Patavatsız ama eğlenceli bir patavatsız bence.
 Olivia ve Miranda çocukluklarından beri en yakın arkadaşlar. Miranda tek çocuk olmasına karşın Olivia'nın bir erkek ikizi (Winston) ve abisi Vikont Turner var. Olivia ve Winston'ın 10. yaş partisinden dönerken Miranda'yı eve Turner bırakıyor. Miranda o gün kendisinden 9 yaş büyük olan Turner'a aşık oluyor.
 Ancak Turner bunu fark etmiyor bile, hoşlandığını fark etse de umursamıyor ve başka bir kadına aşık olup onunla evleniyor. Leticia, dünyanın en kötü kadını çıkıyor, tabiki Turner aşka lanet ediyor ve kadın genç yaşında öldüğünde Turner, Tanrı'ya şükrediyor.
 Turner karısının yasını tutarmış gibi yapıp hayata lanet ederken kızlarından ayrı tutmadıkları Miranda'yı gerçekten ailenin bir üyesi yapmak isteyen Bevelstokelar, Miranda ve Winston'ın arasını yapmaya çalışıyor.
 Ve Miranda ile Olivia'nın sosyeteye takdim balosuna katılma zamanı geldiğinde işler karışıyor.
 Kitap çok akıcıydı, eğlenceliydi. Sürekli gülecek bir şeyler olduğunu söylemeliyim. Karakterleri sevdim, keşke biraz daha uzun olsaydı dedim. Sonlara geldiğimde bazı şeylerin yüzeysel kaldığını düşündüm çünkü. Muhtemelen yazar, çok uzatıp okuyucuyu sıkmak istemedi ve bazı şeyleri direk yazdı. Yani aşama aşama sindirmesine fırsat vermeden hızlı geçti. Ancak yine de okuduğum iyi tarihi aşk romanlarından biriydi. Kesinlikle tavsiye ederim. 😍

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »

15.09.2018

BEN SANA TUTSAK ~ JULIANNE MACLEAN

   Kitap Fiyatı: ₺  13,97 [ 06/02/2018 ]  - Kitapyurdu    

Ben Sana Tutsak, orijinalinde serinin ikinci kitabı olmasına rağmen bizim dilimize çevirildiği kadarıyla ilk kitap. Epsilon yayınevinin canını istediğini çevirmesiyle ilgili bir durum bu. Yani o gün canları seriyi ikinci kitaptan başlatmak istemiş herhalde. 😓 Her neyse şu karmaşayı çözmek için listeyi aşağıya bırakıyorum:
1)The Rebel
2)Ben Sana Tutsak
3)Yeminimi Bozana Kadar (Yorum için tıklayınız.)
4)Yan Benimle (Yorum için tıklayınız.)
5)Return Of The Highlander
6)Taken By The Highlander

 Ben bu seriden ilk önce Yeminimi Bozana Kadar kitabını okudum, çünkü aldığımda seri olduğunu bilmiyordum.😓 Kitabı okuyunca seri olma ihtimalini araştırdım ve doğru çıktı.🙄 Her neyse...
 Bugün serinin ilk kitabıyla karşınızdayım! İskoç Kasabı Duncan MacLean ve Leydi Amelia Templeton arasında gelişen çekişmeli bir aşk hikayesini anlatıyor kitabımız. (Açık konuşmak gerekirse kızın Stockholm sendromuna yakalanmış olma ihtimali de var benim gözümde.😜)
 Leydi Amelia Templeton ‘daha güvenli’ olduğu gerekçesiyle nişanlısının odasından uyurken nişanlısını öldürmeye gelen İskoç kasabı tarafından kaçırılır. Bir gece ansızın gelen İskoç kasabının tek bir hedefi vardır: İntikam!
 Duncan’ın sevdiği kadını acımasız bir şekilde öldüren Yarbay Bennet, aslında Amelia’nın bildiği gibi bir adam değildir. Amelia yeni kaybettiği babasının ardından sığınacak bir liman ararken Bennet’a tutunmuştur ama gerçekleri öğrendiğinde ne kadar saf bir kız olduğunu anlayacaktır.
 İskoç kasabının adı bile İngiliz askerlerinin dizlerini titretmeye yeterken Amelia onun karşısında dimdik durmaktadır. Aslında zeki demek istiyorum kız için ama biraz da saf, yani adlandıramıyorum. Doğrusu kız kitap ilerledikçe gözünü açıyor. Hatalarından ders çıkarabilen bir kız ve kıza kesinlikle aptal diyemem. Ancak adamımız için çok farklı şeyler söyleyeceğim.
 Öncelikle ben Angus’un anlatıldığı kitabı okuyup onu pek sevmemiştim ama şimdi Duncan’ın yer yer Angus’a haksızlık ettiğini düşündüm. Şöyle ki Duncan’ın sevdiği ve öldürülen kız aynı zamanda Angus’un kız kardeşi. Duncan ona bir intikam sözü vermiş ve Duncan bu sözü çiğniyor, hemde yeniden aşık olduğu bir başka kız uğruna. İşte burası benim için biraz hayal kırıklığıydı. Kitapta o kadar mert anlatılan bir karakterin aşık olduğu kız için sözünden cayması hoş değildi. Tabi olay böyle kalmıyor, bir şeyler oluyor ama onlar önemli değil.
 Leydi Amelia, durumunun İskoç kasabının insafına kalmasından oldukça rahatsız. Tek umudunun babasının eski bir dostu olan İskoçya’nın önemli isimlerinden biri olduğunu düşünüyor. Ancak bu ismin ona büyük bir sürprizi var!
 Kitabın genel yorumuna gelecek olursak güzel bir kitaptı. Belirttiğim hususlar dışında beni rahatsız eden bir şey yoktu. Tabi bu kitapların genel şartı kızımızın da oğlumuzun da harikulade güzellikte olmaları.😓 Sanki güzel olmayınca aşk olmuyormuş gibi... Onun dışında kitapta ufak sürprizler de vardı ama bu sürprizler biraz da tahmin edilebilirdi. Ortalamanın üstünde bir kitap olduğunu söylemem mümkün.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »