16.04.2024

KİTAP KOKUSU vs. EKRAN PARLAKLIĞI: Bridgerton & Yüreğe Söz Geçmiyor

 8 kitabın 8'ini de bitirmeden başlamayı reddettiğim Netflix tarafından çekilen ve 2020 yılında büyük sükse yapan Bridgerton dizisinin 1. sezonundan bahsedeceğim bugün. Bildiğiniz gibi kitap uyarlamaları artık çok öne çıkmaya başladı ve bir de baktık ki bizim tam 20 yıllık Bridgertonlar dizi oluyor. Bridgerton serisinin seçilmesinin en büyük etkenlerinden birinin Lady Whistlesdown olduğunu düşünüyorum. Lady Whistledown seriye bir Gossip Girl (kitap yorumlarım için tık tık) havası veriyor. Eğer bir dizi yorumcusu olsaydım Gossip Girl vs. Bridgerton konulu bir yazı yazardım ama neyseki değilim😋. O zaman işte dizi & kitap farklılıklarımız:


1) Color-blind Show yani Renk Körü Dizi:
Bridgerton dizisi ırkçılığa karşı olduklarını ırkçılığın revaçta olduğu 19. yüzyılda siyahi bir kraliçe, bir dük ve daha bir sürü soylu karakter ile gösteriyor. Onların dünyasında ırkçılık yok. Bu hareketleri birçok kesim tarafından da alkış aldı açıkçası. Kitapta ise hiçbir karakter siyahi değil ama kitabın yazarı da bu hareketi desteklediğini kendi sosyal medya hesaplerından gösterdi. 


2) Sosyeteye Takdim:
Genç kızların sosyeteye takdim edildikten sonra kendilerine saygın bir eş bulmaları beklendiğini biliyoruz. Dizi ile kitap arasında ise şöyle bir fark var: Dizide Daphne Bridgerton sosyeteye ilk defa takdim ediliyor. Oysa kitapta Daphne sosyeteye takdim edileli 4 yıl olmuş ki bu zaten Simon böyle bir oyuna girişmesinin en büyük nedeni. Diziye (-1) puan.

3) Sezonun Elması: Daphne Bridgerton dizide kraliçeye takdim edilir edilmez kraliçenin gözdesi olarak sezonun elması haline geliyor. Ancak kitapta böyle bir şey yok. Daphne Bridgerton hiçbir zaman sezonun elması olmadı. Kendisinin gayet sıradan bir güzelliği ama yüklü bir çeyizi vardı ve bu benim bu kitabı sevmemin nedenlerinden biriydi. Çünkü bütün tarihi aşk kitaplarında başkarakterler HER ZAMAN en güzel-en yakışıklı olur sanki diğerlerinin sevmeye/sevilmeye, gerçek aşkı tatmaya hakkı yokmuş gibi. Diziye (-1) puan. 
Not: Ben dizideki kızları çok beğendim ama erkekler maalesef benden geçerli bir not alamadı. Tarihi dizilerdeki Henry Cavill etkisi?😅😅

4) Marina Thompson: Bir kitapta Colin'in eski aşkından bahsediliyor ama ilk kitapta böyle bir karakter yok. Kitapta böyle bir karakter olmadığı için de Marina'ya tuzak kuran falan da yok. Bu arada Colin'in eski aşkı sezonun gerçek elmasıydı💎. Yani entrika için karakter harcamaları diziye (-1) puan daha kazandırıyor ama aynı zamanda Colin'in hikayesini canlandırdıkları için de puan kazanıyorlar. Kitapta bir Marina Thompson var ama o da Lord Featherington'ın kuzeni değil. Bridgertonların uzaktan kuzeni ki onun da adı geçecek sadece serinin başka bir kitabında. Ve kitaptaki olaylara göre dizide Marina'nın eşi olan bey geri dönecek ki ben çok saçma buluyorum bu her karakteri bir şekilde birbirine bağlama işini. Neyse...


5) Anthony'nin Daphne'yi Nigel'i kabul etmeye zorlaması:
Kitaptaki Anthony'yi de sevmemiştim ama dizidekinden nefret ettim. Gerçekten hiçbir şekilde sevmedim. Kitaptaki Anthony kız kardeşini dizideki gibi bir şeylere zorlamazdı, özellikle de evlilik söz konusu olduğunda. Ayrıca Nigel olayı kitapta bukadar da büyümemişti. Yani diziye puanım (-1). Yazar bunu nasıl kabul etmiş?


6) Siena & Anthony:
Bu ilişki gereksiz yere abartılmış. Anthony deli divane aşık gibi gösterilmiş. Oysa Anthony aşık olabileceği bir kadın gördüğünde arkasına bile bakmadan kaçan bir adam. Yani diziye yine puanım (-1).

7) Simon ve dövüşçü arkadaşı: Dizi için uydurulmuş. Neden ihtiyaç duydular bilmiyorum.

8) Evli Kadınlar Suaresi: Böyle bir şey de yok ve çok saçma buldum o yüzden diziye (-1) daha ekledim.


9) Büyük Kavga:
Kitapta Daphne ve Simon evlendikten sonra kavga edip ayrı düşüyor. Oysa dizide böyle bir şey yok. Ben kitapta gerçekleşen ayrı düşmenin onları olgunlaştırdığını, ilişkilerini değerini anlamalarını sağladığını düşünüyorum o yüzden diziye (-1) puan.


10) Lady Whistledown:
Penelope'nin böyle bir anda açığa çıkışı benim için çok büyük bir hayal kırılığı oldu. Gerçekten diğer şeylere göz yumabilirdim belki (Anthony hariç) ama bu bence dizinin kendisini de baltalaması. Penelope'yi kitapları okumayan seyirci de bulmaya çalışıp tatlı bir heyecan katabilirlerdi ve kitaptaki şekliyle açığa çıkabilirdi o yüzden diziye puanım (-3).
Not: Penelope'yi oynayan oyuncuya bayıldım!💖

Daha pek çok farklılık var mesela Daphne'nin annesine itirafı, Daphne & Simon el ele tutuştukları tablo sahnesi, Simon'ın kaçışı-veda, Simon ile yakalanması, kraliçe (kitapta kraliçenin hiçbir etkisi yok), özel izinle evlilik gibi. Her karakterin yaşları günümüz standartlarına daha uygun olsun diye değiştiriliyor oysa 19. yüzyılda neler döndüğünü herkes biliyor. Yaz yaz bitmiyor ama ben yazımı diziye (-9) puan vererek bitireceğim. Dizi izlenir mi? İzlenir ama bazı şeyler beni çok hayal kırıklığına uğrattı ve iyi ki seriyi bitirmeden okumaya başlamamışım dedim. Kitaplar kesinlikle diziden çok daha güzeldi. Yine de çok abartılı bulmadım bu değişiklikleri; özellikle de ikinci sezonu izledikten sonra.


Bridgerton Kitap Serisi
1) Yüreğe Söz Geçmiyor (Yorum yazısı için tıklayınız.)
2) En Çok Beni Sev (Yorum yazısı için tıklayınız.)
3) Son Söz Aşkın (Yorum yazısı için tıklayınız.)
4) Rüyalar Gerçek Olsa (Yorum yazısı için tıklayınız.)
5) Sonsuz Sevgilerimle (Yorum yazısı için tıklayınız.)
6) Sana Muhtacım (Yorum yazısı için tıklayınız.)
7) Öpüşünde Saklı (Yorum yazısı için tıklayınız.)
8) Biz Evleniyoruz (Yorum yazısı için tıklayınız.)


Bridgerton Netflix Serisi

1) Bridgerton & Yüreğe Söz Geçmiyor
2) Bridgerton & En Çok Beni Sev (Yorum yazısı için tıklayınız.)


 Görüşmek üzere.❤  

Devamını Oku »

10.04.2024

AZICIK ACIKLI MASALLAR ~ ITALO CALVİNO

 Her ne kadar bir çocuk kitabı da olsa bir yetişkin olarak okumak farklı bir bakış açısı sağlıyor. Zaten hikayeleri çocuklara okumadan önce kendimiz okuyup verilen mesajı kontrol etmeliyiz diye düşünüyorum. Kitap renkli kuşe kağıda basılmış harika çizimlerle de içeriği zenginleştirilmiş. İçinde İtalya'nın farklı bölgelerine ait 5 adet masal var.

1) Uğursuzluk: Bir Palermo masalı olan Uğursuzluk, talihine küsme temalı bir hikaye anlatıyor bizlere. Sonunu sevmediğim bir masal olduğunu itiraf etmeliyim.

"Zavallı baba kızına son bir öpücük vermiş, kalbine bin diken batıyor gibiymiş, ağlaya ağlaya evin yolunu tutmuş, öyle bir hali varmış ki taş olsa duygulanırmış."

2) Belinda ile Dev: Bir Toscano masalı. Bu hikayede de verilen mesajı çok hoş bulmadım açıkçası. İlk hikayede de burada da en küçük fedakar kız ailenin kalanının iyiliği için evden kovuluyor ve en sonunda da kralla evleniyorlar. Nerede benim bağımsız ayakları üstünde durabilen kızlarım?

3) Büyülü Kuş: Açgözlülük temasının kullanılmaya çalışıldığına inandığım bir Floransa masalı Büyülü Kuş. Altın saçlı üç kardeşimiz başrolde. En küçük kız kardeş, bahçelerinde dünyanın en güzel şeyleri olsun istiyor diye abileri tehlikeli yerlere gidiyor. Bunun sonucunda da ilginç bir şekilde annelerini kurtarıyorlar. 

4) Elmanın İçi ile Elmanın Kabuğu: Bir sır açığa çıktığında mermere dönüşülen bir Venedik masalı. Dedikodu yapmayın, sır saklamayı bilin teması var. Ayrıca babanın bedduasının tutması ile de babaya karşı gelmeyin mesajı verilmiş. 

5) Kanarya Prens: Sanırım tam anlamıyla sevdiğim tek hikaye. Bir Torino masalı. Bu hikayede Prenses, Prensi kurtarıyor. Şansın yardımı olsa da zekası da yok sayılmayan bir kadın karakter var. Kendisi için ayağa kalkmaktan çekinmeyen cesur bir kadın.

 

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 


Devamını Oku »

2.04.2024

SİDDHARTHA ~ HERMANN HESSE

 "Dünyanın acı bir tadı vardı. Eziyetti yaşamak."

Dedikoducu Kız kitaplarında Dan'in okumuş gibi yaptığı kitaplardan birisi Siddhartha. Bir Hint Masalı alt başlığı ile Hermann Hesse'nin kaleminden çıkmış bir klasik. Hermann Hesse'nin babası aslında Rus, kendisi de Almanya'da doğmuş. Hint kültürüne ilgisi ise annesinden geliyor; Hint bir anne ile büyümüş olan Hesse, Budist felsefesini de böylece öğrenmiştir. 3 yıl evli kaldığı ikinci Eşi Ruth Wenger, kitapta geçen Siddhartha'nın sevgilisi Kamala karakteri için ilham olmuştur. 

"Bir hedef bulunuyordu Siddhartha'nın önünde, tek bir hedef: Arınmış olmak, susamalardan arınmış, düşlerden sevinçlerden, acılardan arınmış. Ölerek kendinden kurtulmak, ben olmaktan çıkmak, boşalmış bir yürekle dinginliğe kavuşmak, benliksiz düşünmelerle mucizelere kapıları açmak, işte buydu onun hedefi. Ben tümüyle saf dışı bırakılıp öldürüldü mü, gönüldeki tüm tutku ve dürtülerin sesleri kısıldı mı, işte o zaman gözlerini açacaktı en son şey, varlıktaki artık. Ben olmayan öz, o büyük giz."

1922 yılında yayınlanan Siddhartha, spiritüalist bir roman. Gerçek bilginin peşinde koşan başkahramanı Siddhartha'nın hayatını anlatır. Yaşadığı yerden, ailesinden ilk önce gezgin çilecilerin -Samanaların- peşine takılarak ayrılıyor. En yakın arkadaşı Govinda da onun adımlarını takip ediyor. Nefis öldürme egzersizleri, bedenden çıkma, oruç tutma gibi pratikleri olsa da iş yemeğe gelince insanlardan dileniyorlar. Üstüne üstlük bu yaşam stiline rağmen en yaşlı Samana'nın hala Nirvana'ya ulaşamamış olması Siddhartha'yı rahatsız eder ve umutsuzluğa düşürür. 

 "Ölümlü nesneler, hızlı bir değişim içindedir Govinda, biliyorsun bunu."

Bu yüzden Govinda, Buddha'yı dinlemeye gidelim dediğinde onunla birlikte gidiyor. Kusursuzluk ve dinginlikle eşleştirilen Buddha'nın öğretisinin amacı acılara son vermek. Siddhartha, Buddha'nın öğretisinden de emin olamaz ancak Govinda ilk defa Siddhartha'nın adımlarını takip etmeyi bırakıp Buddha'ya sığınır. Siddhartha'ya göre hiçkimse öğretiyle kurtuluşa kavuşamaz. Bu yüzden de kendi kendinin öğretmeni olmaya karar verir.

"Hikmetini ve içyüzünü öğrenmek istediğim şey, Ben'di. Kurtulmak, alt etmek istediğim şey, Ben'di. Ama alt edemedim, sadece yanılttım, sadece kaçtım ondan, sadece saklanıp gizlendim. Doğrusu, dünyada benim bu Ben'im kadar, bu yaşıyor olduğum, başkaları gibi ve başkalarından ayrı biri olduğum, Siddhartha olduğum bilmecesi kadar kafamı başka hiçbir şey kurcalamadı. Ve dünyada kendim kadar, Siddhartha kadar az bildiğim başka hiçbir şey yok!"

Siddhartha bir kendini arama yolculuğuna başlar. Ne aradığını fark ettiğinde ise dünyaya yeni bir gözle bakmaya başlıyor. Kendini arama yolculuğunda karşısına çıkan ilk yer kent oluyor. Ve kentte karşılaştığı ilk şey de 'yosma' Kamala ve onun zenginliği. Siddhartha, Kamala'dan ona 'sanatını' öğretmesini istiyor. Kamala da ona para kazanmasını söylüyor ve böylece Siddhartha çalışmaya başlıyor. Bunun sonucunda "hem aşağıladığı he de sevdiği bir hayat" yaşarken dünya malına kanıp yıllarca kendini arama yolculuğuna ara veriyor. Yine de diğer insanlara küçümseyerek bakmaktan vazgeçmiyor. 

"Aramak, bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiçbir amacı olmamak."

Kendi durumunu idrak ettiğinde ise bütün her şeyi geride bırakıp kimseye bir şey demeden kentten ayrılıyor. İçinde her zaman duyduğu bir ses olduğuna ve bu sesin kentten ayrıldıktan sonra "om" olarak geri döndüğüne inanıyor. Ardından da bir ırmağın ona seslenişini, onu kendine çekişini duyuyor.Irmağa çekildikten yıllar sonra Kamala ile bir oğlunun olduğunu öğreniyor. Siddhartha'nın oğlu onun yanından ayrılmak isterken, Siddhartha'nın oğlunu yanında tutma arzusu onun dünyevi arzularından biri olarak gösteriliyor. 

 "Zaman aşılır aşılmaz, zaman düşüncesi kafadan çıkarılır çıkarılmaz dünyadaki bütün güçlükler, bütün düşmanlıklar silinip gitmiyor mu, yenilgiye uğratılmıyor muydu?"

 Bütün hayatı boyunca gerçek bilgiyi ve iç huzurunu arıyor Siddhartha. Okuyucu da yanında ona eşlik ediyor. Okuması oldukça keyifli ve bir şekilde insanı kendi arayışı için teşvik eden bir eser. İnsanın düşünüp kendini sorgulaması için araç niteliğinde bir kitap oldu benim için.

 

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

 

Devamını Oku »

4.03.2024

AMERİKAN EV ARKADAŞI DENEYİ ~ ELENA ARMAS

 "Kim olduğunu tabii ki biliyordum. Ne kadar iyi bildiğimi duysa şaşardı."

İspanyol Aşk Aldatmacası serisinin ikinci ve son kitabı Amerikan Ev Arkadaşı Deneyi. 

1) İspanyol Aşk Aldatmacası (Yorum için tıklayınız.)
2) Amerikan Ev Arkadaşı Deneyi

"Çünkü ben Rosie'ydim. Kontrolümü kaybetmemek benim işimdi."

 Rosalyn Graham ilk kitaptan da tanıdığımız bir isim. Kendisi Catalina'nın en yakın arkadaşı. Yani yine New York'tayız. Sevgili Rosie'nin evinin -kelimenin tam anlamıyla- başına yıkılmasıyla başlıyor maceramız. Üst kat komşusu Bay Brown'ın robdöşambrının altına hiçbir şey giymediğini evinin tavanı çöktüğünde öğrenen karakterimiz Rosie, tabii ki Catalina Peru'da balayında olduğu için onun boş olan tek odalı stüdyo dairesine gidiyor. Ancak banyo kapısında kilit olmayan bu dairenin kapısı da gece yarısı birisi tarafından zorlanmaktadır!

"Peki, 'Keke şeker yerine tuz attım,' türü bir hata mı yoksa, 'Hayatım, fare zehrini yanlışlıkla yemeğe karıştırmış olabilirim, yerinde olsam çiğnemeyi keserdim,' türü bir hata mı?"

Catalina'nın kuzeni Lucas Martin kapıyı zorlarken Rosie garip bir şekilde polisi aramıyor. Lucas, kuzeninin geçen seneki düğününe gidemediği için Rosie ile tanışamamış ama Rosie, Lucas'ı tanıyor hem de oldukça iyi tanıyor. Çünkü Lucas'ı internetin el verdiği kadarıyla stalklamış; Lucas'ın şampiyonalara ve turnuvalara katılan bir sörfçü olması da ekmeğine yağ sürmüş. Rosie 1 yıldır da onunla tanışmayı hayal ediyormuş. Bunun normal bir şey olduğunu düşünmüyorum ama Rosie takıntılı bir sosyopat çıkmadığı için mutluyum.

"Sana çiçek alanı değil, senin için koca bir bahçe ekecek erkeği seç, Bezelye."

Tek odalı bir daire olduğu için Rosie eşyalarını toplayıp gitmeye çalışıyor ama centilmen erkeğimiz buna izin vermiyor ve ağır sırt çantasını alıp gidiyor. Gitmeden önce de bir sonraki akşam yine geleceğini ve o zaman anlaşabileceklerini söylüyor. Oysa evin sahibi Catalina, Rosie'nin orada olduğunu bile bilmiyor çünkü kızımız yeni evli çifte ulaşamamış. Üstelik Catalina, en yakın arkadaşı Rosie'nin kuzenine olan platonik aşkını da bilmiyor.

"Nehre fırlatılan plastik bir şişe gibi oradan oraya savruluyordum. Bir amacım ya da varlığımı sürdürmek için bir nedenim yoktu."

Rosie'nin erkek kardeşi ve babasından oluşan küçük bir ailesi var. Annesi, Rosie 10 yaşında iken erkek kardeşi de 10 aylıkken evi terk etmiş gitmiş. Kızımız da aslında bir mühendis ancak işten ayrılmış ve bunu erkek kardeşi ile babasından aylardır saklıyor. İşi bırakma sebebi ise... Rosie mahlas kullanarak bir aşk romanı yazmış ve kitabı çok tutunca yayınevi ikinci kitabı da yazmasını istemiş. Rosie de kitabını yazmak için işi bırakmış ancak küçük bir problem var: Kitap teslimine 8 hafta kalmış ancak henüz tek kelime bile yazmamış. 

" "Rosie." İsmimi söyleyişinde öyle bir şefkat vardı ki geri almasını istedim. O tınıyı hiç duymamış olmayı istedim. "

Lucas'ın da herkesten sakladığı bir sırrı ve New York'ta geçirmek üzere ayarladığı 6 haftası var. Rosie kitap teslimine 8 hafta kalmışken hem kalacak yer aramakla uğraşmak istemiyor hem de Lucas ile vakit geçirmek istiyor; Lucas da yalnız kalmak istemiyor hem de Rosie'nin zor duruma düşmesini istemiyor. Böylece Lucas, Rosie'ye ev arkadaşlığı teklif edince kızımız da kabul ediyor. Bir önceki kitabı okuyanlar bahsi geçen evin bir stüdyo daire olduğunu bilir; yani tek bir odadan oluşan bir daire.

"Aslında onunla aynı durumdaydık; ikimiz de gelecekten korkuyorduk. Bir farkla. Rosie'nin ayaklarının  altına serilmiş koskoca bir dünya vardı ve benimki de tam anlamıyla ayaklarımın altından çekilip alınmıştı."

Catalina, Rosie'ye yazar tıkanıklığından kurtulması için birileriyle görüşmesini öneriyor. Lucas da bu telefon konuşmasını dinleyip Rosie'nin de erkek seçmede ne kadar başarısız olduğunu öğrendikten sonra kendisini öneriyor. Böylece "deneysel" partnerliğe başlıyorlar. Her ikisi de hayatlarının zor bir döneminden geçen "çiftimiz", toplam 4 randevuya çıkmak üzere anlaşıyorlar.

 "Önemli değil," dedi sakince. Neden? diye sormak istedim. Benim için bu kadar önemliyken onun için nasıl olmazdı?

Catalina'nın Rosie ile olan ilişkisini korumak için onu Lucas'tan uzaklaştırmaya çalışmasına sinir oldum. Çok bencilce idi. Rosie ve Lucas ise biraz ergen gibilerdi açıkçası; hislerinden bahsederken fiziksel temasa gereksiz fazla vurgu yapılmış ama o kadar temas da yok aslında. Buram buram Yeşilçam kokan bir 'onu hak etmiyorum' muhabbeti var. Madem öyle, onu kaybetmemek için elinden gelenin fazlasını yap. Yine de arkadaştan aşka temalı, draması olmayan tatlı mı tatlı bir romantik komedi kitabı Amerikan Ev Arkadaşı. Günlük hayatın zorluklarından uzaklaşmak için okumaya uygun.

 

  Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »

20.02.2024

İSPANYOL AŞK ALDATMACASI ~ ELENA ARMAS

 "Birinin beni içine düştüğüm bu delilikten çekip çıkarması ve en yakın akıl hastanesine yatırması gerekiyordu."

 Selam! Bugün iki kitaplık bir seri ile karşınızdayım:
1) İspanyol Aşk Aldatmacası
2) Amerikan Ev Arkadaşı Deneyi

 New York'tayız. Bir mühendislik danışma firmasında Aaron Blackford ve Catalina Martin ile maceralara dalmak üzereyiz. Bu tatlı maceramızın vesilesi Catalina'nın ablasının 1 ay sonraki düğünü. Bu düğünde damadın sağdıcı, Catalina'nın İspanya'yı terk etmesinin sebebi olan eski sevgilisi Daniel çünkü kendisi damadın abisi. Üstelik yeni nişanlanmış! Zavallı Catalina ise ondan sonra hayatına kimseye almamış.😣

"Geri kalan her şeyin bir vızıltıdan ibaretmiş gibi gelmesine neden olacak kadar çılgınca âşık olacak mıydım?"

 Catalina da n'apsın? En yakın arkadaşı Rosie'ye dert yanıyor ve bu sırada Aaron da onları duyuyor. Oysa Aaron ile Catalina iki düşman diyebiliriz (#düşmandanaşka 😍). Neyse Aaron aramız soğuk falan demiyor ve Catalina'ya kavalyesi olmayı teklif ediyor. Okuyucu olarak başta bir şey diyorsunuz "What the hell???". Ama kitabın ilerleyen sayfalarında anlıyoruz Aaron'ı.

"Herkes bana daha farklı bakmaya başlamıştı. Değişmişim ya da bana bakışlarında bir şeyler değişmiş gibi. Sanki artık kırık dökük bir şeymişim gibi."

 Catalina çok istemeyerek de olsa annesine ve dolayısıyla bütün ailesine düğüne -olmayan- erkek arkadaşı ile geleceğini söylediği için Aaron'ın teklifini eninde sonunda kabul ediyor (#fakedating 😍). Catalina'nın Clark Kent'in çatık kaşlısı olduğunu düşündüğü Aaron'ın ona karşılıksız yardım etmeyeceğinden emin ki bir nevi haklı da çıkıyor. Çünkü Aaron da Catalina'dan bir sosyal yardım etkinliğinde ona eşlik etmesini ve KENDİSİNİ (evet, Aaron'ın kendisini) bir açık arttırmada satın almasını istiyor. Nasıl yaniiiiğğ? Şöyle ki, her yıl hayvanlar için bağış toplanan bir etkinlik var. Bu etkinlikte insanlar sahneye çıkıyor açık arttırma ile "bağışseverler" date satın alıyor. 

"Duygularımızı kontrol altına alıp ehlileştiremiyorduk."

 Neyse... Aaron ve Catalina kısa sürede güzel bir dinamik yakalıyor. Catalina (ve biz okurlar Catalina'nın ağzından okuduğumuz için) Aaron'ın ne kadar güvenilir, ayakları yere basan bir insan olduğunu görüyoruz. Ve bir de Aaron, Catalina ile aynı işi yapsa da aileden zengin bir beyefendi. Bu arada iş demişken özellikle erkek ağırlıklı bir sektörde kadın olmak çok güzel yansıtılmış bence ama ben ekstra şey de beklerdim bir süre sonra Aaron ve Catalina arasında maaş farkları olduğunun ortaya çıkmasını ama olmadı. (Maalesef bu gerçek bir problem.)

"Bu ânı geri alabilir miyiz lütfen, sevgili evren? Lütfen."

Bir süre sonra fark ediyorsunuz ki Aaron, Catalina hakkında bilmesi gerekenden daha çok şey biliyor. Eh, bir romantik komedi kitabında psikopat eğilimleri olan bir karakter beklemediğiniz için diyorsunuz ki o zaman Aaron kızımızı uzaktan uzaktan hep izlemiş, dinlemiş. Aaron ile ilgili tatlı detayları maalesef kitabın çok ilerilerinde öğreniyoruz. 

 "Asla mutsuz olmamıştım, en azından tam olarak mutlu da olmadığımı fark edene kadar."

 En büyük şikayetim kitap boyunca Daniel'ın nişanlısını görmedik. Yani bu bir film projesi değil, ekstra bir karakter yazmak iki-üç satır bir şey söyletmek ekstra bir maliyet oluşturmazdı; benim gibi dramasever okuyucuları beslerdi. 😅 Onun dışında ilk defa bir kitap çıkaran yazar için oldukça tatlı, minnoş, tatmin edici bir kitap. Ben sevdim. Bayılmadım ama sevdim. Bir de ufak bir spoilerlı problem var: Kitabın sonunda Aaron ve Catalina'nın bu sahte sevgililik olayına aileye anlattığı bir cümleyle geçiştirilmiş. Bu hiç hoş değildi bence. Yani Daniel'ın kardeşi ile kız kardeşi evli olduğu için Daniel da öğrenmiştir ve hani kızın amacı da zaten ailesine zavallı görünmemekti. Sonuç? Rezil olmuş ve bu bir cümle ile geçiştirilmiş.

"Aaron gözlerimin içine, çok derinlerdeki bir yere baktı. Benim bile erişemediğim bir yere."

Bu arada Aaron'ın arkadaşı TJ için kitap gelir mi acaba, diye de düşündüm bunu yazara yorum olarak yazdım eğer cevap alabilirsem instagram hesabımda görürsünüz zaten. Son olarak yanlışlıkla ikinci kitaptan başlamış birisi olarak da şunu söyleyebilirim ki bu kitap ikinci kitaptan daha güzeldi. 🙈

    Kitap Fiyatı: ₺ 60,00 [ 12/05/2023 ]  - Kidega   


 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »