özgürlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özgürlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.04.2024

SİDDHARTHA ~ HERMANN HESSE

 "Dünyanın acı bir tadı vardı. Eziyetti yaşamak."

Dedikoducu Kız kitaplarında Dan'in okumuş gibi yaptığı kitaplardan birisi Siddhartha. Bir Hint Masalı alt başlığı ile Hermann Hesse'nin kaleminden çıkmış bir klasik. Hermann Hesse'nin babası aslında Rus, kendisi de Almanya'da doğmuş. Hint kültürüne ilgisi ise annesinden geliyor; Hint bir anne ile büyümüş olan Hesse, Budist felsefesini de böylece öğrenmiştir. 3 yıl evli kaldığı ikinci Eşi Ruth Wenger, kitapta geçen Siddhartha'nın sevgilisi Kamala karakteri için ilham olmuştur. 

"Bir hedef bulunuyordu Siddhartha'nın önünde, tek bir hedef: Arınmış olmak, susamalardan arınmış, düşlerden sevinçlerden, acılardan arınmış. Ölerek kendinden kurtulmak, ben olmaktan çıkmak, boşalmış bir yürekle dinginliğe kavuşmak, benliksiz düşünmelerle mucizelere kapıları açmak, işte buydu onun hedefi. Ben tümüyle saf dışı bırakılıp öldürüldü mü, gönüldeki tüm tutku ve dürtülerin sesleri kısıldı mı, işte o zaman gözlerini açacaktı en son şey, varlıktaki artık. Ben olmayan öz, o büyük giz."

1922 yılında yayınlanan Siddhartha, spiritüalist bir roman. Gerçek bilginin peşinde koşan başkahramanı Siddhartha'nın hayatını anlatır. Yaşadığı yerden, ailesinden ilk önce gezgin çilecilerin -Samanaların- peşine takılarak ayrılıyor. En yakın arkadaşı Govinda da onun adımlarını takip ediyor. Nefis öldürme egzersizleri, bedenden çıkma, oruç tutma gibi pratikleri olsa da iş yemeğe gelince insanlardan dileniyorlar. Üstüne üstlük bu yaşam stiline rağmen en yaşlı Samana'nın hala Nirvana'ya ulaşamamış olması Siddhartha'yı rahatsız eder ve umutsuzluğa düşürür. 

 "Ölümlü nesneler, hızlı bir değişim içindedir Govinda, biliyorsun bunu."

Bu yüzden Govinda, Buddha'yı dinlemeye gidelim dediğinde onunla birlikte gidiyor. Kusursuzluk ve dinginlikle eşleştirilen Buddha'nın öğretisinin amacı acılara son vermek. Siddhartha, Buddha'nın öğretisinden de emin olamaz ancak Govinda ilk defa Siddhartha'nın adımlarını takip etmeyi bırakıp Buddha'ya sığınır. Siddhartha'ya göre hiçkimse öğretiyle kurtuluşa kavuşamaz. Bu yüzden de kendi kendinin öğretmeni olmaya karar verir.

"Hikmetini ve içyüzünü öğrenmek istediğim şey, Ben'di. Kurtulmak, alt etmek istediğim şey, Ben'di. Ama alt edemedim, sadece yanılttım, sadece kaçtım ondan, sadece saklanıp gizlendim. Doğrusu, dünyada benim bu Ben'im kadar, bu yaşıyor olduğum, başkaları gibi ve başkalarından ayrı biri olduğum, Siddhartha olduğum bilmecesi kadar kafamı başka hiçbir şey kurcalamadı. Ve dünyada kendim kadar, Siddhartha kadar az bildiğim başka hiçbir şey yok!"

Siddhartha bir kendini arama yolculuğuna başlar. Ne aradığını fark ettiğinde ise dünyaya yeni bir gözle bakmaya başlıyor. Kendini arama yolculuğunda karşısına çıkan ilk yer kent oluyor. Ve kentte karşılaştığı ilk şey de 'yosma' Kamala ve onun zenginliği. Siddhartha, Kamala'dan ona 'sanatını' öğretmesini istiyor. Kamala da ona para kazanmasını söylüyor ve böylece Siddhartha çalışmaya başlıyor. Bunun sonucunda "hem aşağıladığı he de sevdiği bir hayat" yaşarken dünya malına kanıp yıllarca kendini arama yolculuğuna ara veriyor. Yine de diğer insanlara küçümseyerek bakmaktan vazgeçmiyor. 

"Aramak, bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiçbir amacı olmamak."

Kendi durumunu idrak ettiğinde ise bütün her şeyi geride bırakıp kimseye bir şey demeden kentten ayrılıyor. İçinde her zaman duyduğu bir ses olduğuna ve bu sesin kentten ayrıldıktan sonra "om" olarak geri döndüğüne inanıyor. Ardından da bir ırmağın ona seslenişini, onu kendine çekişini duyuyor.Irmağa çekildikten yıllar sonra Kamala ile bir oğlunun olduğunu öğreniyor. Siddhartha'nın oğlu onun yanından ayrılmak isterken, Siddhartha'nın oğlunu yanında tutma arzusu onun dünyevi arzularından biri olarak gösteriliyor. 

 "Zaman aşılır aşılmaz, zaman düşüncesi kafadan çıkarılır çıkarılmaz dünyadaki bütün güçlükler, bütün düşmanlıklar silinip gitmiyor mu, yenilgiye uğratılmıyor muydu?"

 Bütün hayatı boyunca gerçek bilgiyi ve iç huzurunu arıyor Siddhartha. Okuyucu da yanında ona eşlik ediyor. Okuması oldukça keyifli ve bir şekilde insanı kendi arayışı için teşvik eden bir eser. İnsanın düşünüp kendini sorgulaması için araç niteliğinde bir kitap oldu benim için.

 

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

 

Devamını Oku »

15.08.2022

KADININ ADI YOK ~ DUYGU ASENA

 "Arkadaşlarımın babaları oğullarına sürekli "Erkekler ağlamaz" diyorlar; bunu dediklerine göre ağlamak doğru değil. Peki ama ağlamak iyi bir şey değilse neden kızlara yasak değil? Acaba kızların kötü şey yapmaları doğru da erkeklerinki mi değil? Ya da kızlar için ayrı erkekler için ayrı kötü şeyler mi var? Ama bu olamaz, kötü kötüdür, bazıları için iyi olan, bazıları için kötü olabilir mi?"

  Kitap Fiyatı: Kütüphaneden aldım.  

 Kadının Adı Yok çok kıymetli bir eser. Toplumsal cinsiyet rollerini sorgulayan ve okuyucuya da sorgulatan bir eser. 1987'de çıkan 1988'de müstehcen içerik nedeniyle yasaklanıyor ancak sonra yasak kalkıyor ve Atıf Yılmaz filmini çekiyor. Cinselliği bilmeyen ve babasının karşı cinse olan öfkesinin nedenini merak ederek kadın ve erkeklerin farklılığını anlamaya çalışan ve bilinçsizce cinselliğin etrafında dolanan küçük bir kız çocuğu ile başlıyor hikayemiz. Hikaye ilerledikçe küçük kız da büyüyor.

" "Ah, bir oğlum olsaydı, ona neler neler yapardım, Londra'ya da yollardım, Paris'e de... İşimi de ona bırakırdım..."
Yüreğim burkuldu, sarsıldı, sanki koptu.
"Baba işini bize bırak, şimdiden öğret, iki kardeş, ben okulu bitirince çok güzel yürütürüz."
Bir kahkaha attı. Onu hiç bu kadar neşeli görmemiştim."

 70'li yıllarda cinsiyet rollerini çözmeye çalışan küçük kız, annesinin gidecek yeri olmadığı için babasının onu aldattığını bile söyleyemeyen bir ergen oluyor ileride. Annesi toplumun ona kadın olmasından ötürü yüklediği rollerle güçsüz kalıyor kızının gözünde. Kızı da onun hayatını mahvetmemek için sessizliği tercih ediyor. Babası ise her ne kadar çocuk muamelesi görse de güçlü. Annesi babasına sabah yatağına süt bile getiriyor. Bu durum kızımız büyüyüp evlenince kocasını iş dönüşü servisten almaya gitmesine dönüşüyor. Toplumun ona dayattığı rollerden nefret edip yine de onları oynuyor çünkü oynamazsa yalnız kalacağını düşünüyor.

"Bu bok dünyaya ne olacağı belli olmayan bir yaratık peydahlayıp, durmadan onu suçlamak mı annelik?"

 Ülkemizdeki doğum kontrol yöntemlerine dair cahilliğimize, cinsel eğitim eksikliğine de değiniliyor kitapta ki bence çok önemli bir nokta. Bu konuların tabu konular olmaktan çıkıp sağlık başlığı altında görülüp eğitime dahil edilmesi gerekiyor. 

"Beni koruma altına almaya çalışıyor, kadın olduğum için, kadın olarak doğduğum için, sanki bir zavallıyım ben ve bana birçok şey bağışlanıyor..."

 Gelelim karakter ile ilgili beni çok çok çok rahatsız eden yönüne. Başkahraman bir kadın olarak özgürleşirken evli bir adamla ilişki yaşıyor. Bu özgürlük değil arkadaşlar, alçaklık. Sen bir kadın olarak başka kadınlar yüzünden o kadar acı çekmekten bahsedip gidip başka bir kadının canını yakamazsın. Bu yüzden başkarakter ikiyüzlü. O nefret ettiği babasının metresi Gülriz'e dönüştüğünün farkına bile varamayan bir zavallı kadına dönüşüyor. Evet, belki yazar kimsenin kusursuz olmadığını anlatmaya çalışıyor ama bu kadın bir şeyin temsilcisi olarak sunulmuş bir karakter; özgürlük, eşitlik, adalet kavramlarının etrafında oluşturulmuş bir karakterden bahsediyorum. Sonra kalkıp soruyor: Kadın, kadına neden düşman? E otur bi düşün bakalım neden düşman!

"İnsanlar yeryüzünde bu durumdayken, biz nasıl mutlu olabiliriz? Sömürme, ezme, vahşet, tecavüz, vurma, vurulma, hapis, işkence, idam, savaş, açlık, istila, baskı, zorbalık. Ben nasıl mutlu olabilirim evimde, yumuşacık koltuğumda?"

 Kadın da erkek de insandır. Birbirimizi kadın-erkek olarak görmek yerine ÖNCE insan olarak görmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Bu kitabın edebi yönünden ziyade ne dediğine bakmamız gerekiyor. Duygu Asena bu kitabı 1987 yılında yayınlamış ve biz kadınlar 2023'de hala bu kitaptaki dertleri paylaşıyoruz. Hala cinsiyetçilik, kadına (fiziksel ve psikolojik) şiddet, özgürlük, eşitlik problemleri yaşıyoruz. Aradan 35 yıl geçmesine rağmen neden hala bir arpa boyu yol ilerleyemedik? Neden ben 2023'de genç yetişkin bir kadın olarak bu kitabı okurken baş kahramanı bu kadar iyi anlıyorum? 


 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »