romantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
romantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.03.2024

AMERİKAN EV ARKADAŞI DENEYİ ~ ELENA ARMAS

 "Kim olduğunu tabii ki biliyordum. Ne kadar iyi bildiğimi duysa şaşardı."

İspanyol Aşk Aldatmacası serisinin ikinci ve son kitabı Amerikan Ev Arkadaşı Deneyi. 

1) İspanyol Aşk Aldatmacası (Yorum için tıklayınız.)
2) Amerikan Ev Arkadaşı Deneyi

"Çünkü ben Rosie'ydim. Kontrolümü kaybetmemek benim işimdi."

 Rosalyn Graham ilk kitaptan da tanıdığımız bir isim. Kendisi Catalina'nın en yakın arkadaşı. Yani yine New York'tayız. Sevgili Rosie'nin evinin -kelimenin tam anlamıyla- başına yıkılmasıyla başlıyor maceramız. Üst kat komşusu Bay Brown'ın robdöşambrının altına hiçbir şey giymediğini evinin tavanı çöktüğünde öğrenen karakterimiz Rosie, tabii ki Catalina Peru'da balayında olduğu için onun boş olan tek odalı stüdyo dairesine gidiyor. Ancak banyo kapısında kilit olmayan bu dairenin kapısı da gece yarısı birisi tarafından zorlanmaktadır!

"Peki, 'Keke şeker yerine tuz attım,' türü bir hata mı yoksa, 'Hayatım, fare zehrini yanlışlıkla yemeğe karıştırmış olabilirim, yerinde olsam çiğnemeyi keserdim,' türü bir hata mı?"

Catalina'nın kuzeni Lucas Martin kapıyı zorlarken Rosie garip bir şekilde polisi aramıyor. Lucas, kuzeninin geçen seneki düğününe gidemediği için Rosie ile tanışamamış ama Rosie, Lucas'ı tanıyor hem de oldukça iyi tanıyor. Çünkü Lucas'ı internetin el verdiği kadarıyla stalklamış; Lucas'ın şampiyonalara ve turnuvalara katılan bir sörfçü olması da ekmeğine yağ sürmüş. Rosie 1 yıldır da onunla tanışmayı hayal ediyormuş. Bunun normal bir şey olduğunu düşünmüyorum ama Rosie takıntılı bir sosyopat çıkmadığı için mutluyum.

"Sana çiçek alanı değil, senin için koca bir bahçe ekecek erkeği seç, Bezelye."

Tek odalı bir daire olduğu için Rosie eşyalarını toplayıp gitmeye çalışıyor ama centilmen erkeğimiz buna izin vermiyor ve ağır sırt çantasını alıp gidiyor. Gitmeden önce de bir sonraki akşam yine geleceğini ve o zaman anlaşabileceklerini söylüyor. Oysa evin sahibi Catalina, Rosie'nin orada olduğunu bile bilmiyor çünkü kızımız yeni evli çifte ulaşamamış. Üstelik Catalina, en yakın arkadaşı Rosie'nin kuzenine olan platonik aşkını da bilmiyor.

"Nehre fırlatılan plastik bir şişe gibi oradan oraya savruluyordum. Bir amacım ya da varlığımı sürdürmek için bir nedenim yoktu."

Rosie'nin erkek kardeşi ve babasından oluşan küçük bir ailesi var. Annesi, Rosie 10 yaşında iken erkek kardeşi de 10 aylıkken evi terk etmiş gitmiş. Kızımız da aslında bir mühendis ancak işten ayrılmış ve bunu erkek kardeşi ile babasından aylardır saklıyor. İşi bırakma sebebi ise... Rosie mahlas kullanarak bir aşk romanı yazmış ve kitabı çok tutunca yayınevi ikinci kitabı da yazmasını istemiş. Rosie de kitabını yazmak için işi bırakmış ancak küçük bir problem var: Kitap teslimine 8 hafta kalmış ancak henüz tek kelime bile yazmamış. 

" "Rosie." İsmimi söyleyişinde öyle bir şefkat vardı ki geri almasını istedim. O tınıyı hiç duymamış olmayı istedim. "

Lucas'ın da herkesten sakladığı bir sırrı ve New York'ta geçirmek üzere ayarladığı 6 haftası var. Rosie kitap teslimine 8 hafta kalmışken hem kalacak yer aramakla uğraşmak istemiyor hem de Lucas ile vakit geçirmek istiyor; Lucas da yalnız kalmak istemiyor hem de Rosie'nin zor duruma düşmesini istemiyor. Böylece Lucas, Rosie'ye ev arkadaşlığı teklif edince kızımız da kabul ediyor. Bir önceki kitabı okuyanlar bahsi geçen evin bir stüdyo daire olduğunu bilir; yani tek bir odadan oluşan bir daire.

"Aslında onunla aynı durumdaydık; ikimiz de gelecekten korkuyorduk. Bir farkla. Rosie'nin ayaklarının  altına serilmiş koskoca bir dünya vardı ve benimki de tam anlamıyla ayaklarımın altından çekilip alınmıştı."

Catalina, Rosie'ye yazar tıkanıklığından kurtulması için birileriyle görüşmesini öneriyor. Lucas da bu telefon konuşmasını dinleyip Rosie'nin de erkek seçmede ne kadar başarısız olduğunu öğrendikten sonra kendisini öneriyor. Böylece "deneysel" partnerliğe başlıyorlar. Her ikisi de hayatlarının zor bir döneminden geçen "çiftimiz", toplam 4 randevuya çıkmak üzere anlaşıyorlar.

 "Önemli değil," dedi sakince. Neden? diye sormak istedim. Benim için bu kadar önemliyken onun için nasıl olmazdı?

Catalina'nın Rosie ile olan ilişkisini korumak için onu Lucas'tan uzaklaştırmaya çalışmasına sinir oldum. Çok bencilce idi. Rosie ve Lucas ise biraz ergen gibilerdi açıkçası; hislerinden bahsederken fiziksel temasa gereksiz fazla vurgu yapılmış ama o kadar temas da yok aslında. Buram buram Yeşilçam kokan bir 'onu hak etmiyorum' muhabbeti var. Madem öyle, onu kaybetmemek için elinden gelenin fazlasını yap. Yine de arkadaştan aşka temalı, draması olmayan tatlı mı tatlı bir romantik komedi kitabı Amerikan Ev Arkadaşı. Günlük hayatın zorluklarından uzaklaşmak için okumaya uygun.

 

  Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »

20.02.2024

İSPANYOL AŞK ALDATMACASI ~ ELENA ARMAS

 "Birinin beni içine düştüğüm bu delilikten çekip çıkarması ve en yakın akıl hastanesine yatırması gerekiyordu."

 Selam! Bugün iki kitaplık bir seri ile karşınızdayım:
1) İspanyol Aşk Aldatmacası
2) Amerikan Ev Arkadaşı Deneyi

 New York'tayız. Bir mühendislik danışma firmasında Aaron Blackford ve Catalina Martin ile maceralara dalmak üzereyiz. Bu tatlı maceramızın vesilesi Catalina'nın ablasının 1 ay sonraki düğünü. Bu düğünde damadın sağdıcı, Catalina'nın İspanya'yı terk etmesinin sebebi olan eski sevgilisi Daniel çünkü kendisi damadın abisi. Üstelik yeni nişanlanmış! Zavallı Catalina ise ondan sonra hayatına kimseye almamış.😣

"Geri kalan her şeyin bir vızıltıdan ibaretmiş gibi gelmesine neden olacak kadar çılgınca âşık olacak mıydım?"

 Catalina da n'apsın? En yakın arkadaşı Rosie'ye dert yanıyor ve bu sırada Aaron da onları duyuyor. Oysa Aaron ile Catalina iki düşman diyebiliriz (#düşmandanaşka 😍). Neyse Aaron aramız soğuk falan demiyor ve Catalina'ya kavalyesi olmayı teklif ediyor. Okuyucu olarak başta bir şey diyorsunuz "What the hell???". Ama kitabın ilerleyen sayfalarında anlıyoruz Aaron'ı.

"Herkes bana daha farklı bakmaya başlamıştı. Değişmişim ya da bana bakışlarında bir şeyler değişmiş gibi. Sanki artık kırık dökük bir şeymişim gibi."

 Catalina çok istemeyerek de olsa annesine ve dolayısıyla bütün ailesine düğüne -olmayan- erkek arkadaşı ile geleceğini söylediği için Aaron'ın teklifini eninde sonunda kabul ediyor (#fakedating 😍). Catalina'nın Clark Kent'in çatık kaşlısı olduğunu düşündüğü Aaron'ın ona karşılıksız yardım etmeyeceğinden emin ki bir nevi haklı da çıkıyor. Çünkü Aaron da Catalina'dan bir sosyal yardım etkinliğinde ona eşlik etmesini ve KENDİSİNİ (evet, Aaron'ın kendisini) bir açık arttırmada satın almasını istiyor. Nasıl yaniiiiğğ? Şöyle ki, her yıl hayvanlar için bağış toplanan bir etkinlik var. Bu etkinlikte insanlar sahneye çıkıyor açık arttırma ile "bağışseverler" date satın alıyor. 

"Duygularımızı kontrol altına alıp ehlileştiremiyorduk."

 Neyse... Aaron ve Catalina kısa sürede güzel bir dinamik yakalıyor. Catalina (ve biz okurlar Catalina'nın ağzından okuduğumuz için) Aaron'ın ne kadar güvenilir, ayakları yere basan bir insan olduğunu görüyoruz. Ve bir de Aaron, Catalina ile aynı işi yapsa da aileden zengin bir beyefendi. Bu arada iş demişken özellikle erkek ağırlıklı bir sektörde kadın olmak çok güzel yansıtılmış bence ama ben ekstra şey de beklerdim bir süre sonra Aaron ve Catalina arasında maaş farkları olduğunun ortaya çıkmasını ama olmadı. (Maalesef bu gerçek bir problem.)

"Bu ânı geri alabilir miyiz lütfen, sevgili evren? Lütfen."

Bir süre sonra fark ediyorsunuz ki Aaron, Catalina hakkında bilmesi gerekenden daha çok şey biliyor. Eh, bir romantik komedi kitabında psikopat eğilimleri olan bir karakter beklemediğiniz için diyorsunuz ki o zaman Aaron kızımızı uzaktan uzaktan hep izlemiş, dinlemiş. Aaron ile ilgili tatlı detayları maalesef kitabın çok ilerilerinde öğreniyoruz. 

 "Asla mutsuz olmamıştım, en azından tam olarak mutlu da olmadığımı fark edene kadar."

 En büyük şikayetim kitap boyunca Daniel'ın nişanlısını görmedik. Yani bu bir film projesi değil, ekstra bir karakter yazmak iki-üç satır bir şey söyletmek ekstra bir maliyet oluşturmazdı; benim gibi dramasever okuyucuları beslerdi. 😅 Onun dışında ilk defa bir kitap çıkaran yazar için oldukça tatlı, minnoş, tatmin edici bir kitap. Ben sevdim. Bayılmadım ama sevdim. Bir de ufak bir spoilerlı problem var: Kitabın sonunda Aaron ve Catalina'nın bu sahte sevgililik olayına aileye anlattığı bir cümleyle geçiştirilmiş. Bu hiç hoş değildi bence. Yani Daniel'ın kardeşi ile kız kardeşi evli olduğu için Daniel da öğrenmiştir ve hani kızın amacı da zaten ailesine zavallı görünmemekti. Sonuç? Rezil olmuş ve bu bir cümle ile geçiştirilmiş.

"Aaron gözlerimin içine, çok derinlerdeki bir yere baktı. Benim bile erişemediğim bir yere."

Bu arada Aaron'ın arkadaşı TJ için kitap gelir mi acaba, diye de düşündüm bunu yazara yorum olarak yazdım eğer cevap alabilirsem instagram hesabımda görürsünüz zaten. Son olarak yanlışlıkla ikinci kitaptan başlamış birisi olarak da şunu söyleyebilirim ki bu kitap ikinci kitaptan daha güzeldi. 🙈

    Kitap Fiyatı: ₺ 60,00 [ 12/05/2023 ]  - Kidega   


 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »

3.06.2023

KAKTÜS ~ SARAH HAYWOOD

 "Eğer meslektaşlarım olmasaydı ofis hayatı katlanılabilir olurdu."

 Kaktüs kitabının başkahramanları öyle gencecik değil. Baştan belirteyim de hayal kırıklığına uğramayın. Birinci baharını yaşayamamış Susan Green  45 yaşında, kariyer odaklı bir hanımefendi. Her şeyi kontrol altında tutmak isteyen, rutinlerine oldukça önem veren, kendi kuralları ile yaşan biri. Onunla tanışır tanışmaz ailesiyle ne kadar garip bir ilişkisi olduğunu gösteriyor okuyucuya. Ağustos ayında bir gün sabaha karşı Susan'dan iki yaş küçük olan kardeşi Edward arayıp annelerinin öldüğünü haber veriyor. Peki başkahramanımız Susan ne yapıyor? Kendini yerlere atıyor, bağırıyor, çağırıyor, annem diye ağlıyor vs di mi? Yok. Öyle olmuyor. Susan kardeşiyle biraz konuşuyor sonra da benim işe gitmem lazım diyip telefonu kapatıyor ve gerçekten de işe gidiyor. Yani şoktan falan öyle söylemiyor. Her şeyin bilincinde işe gidiyor kimseye de annesinin öldüğünü söylemiyor. 

"Aileleri, umutla beklenen tahliye tarihi olmayan bir hapishaneye benzettiğini hatırlıyorum."

Annesini sevmediğini düşünebilirsiniz ama bence Susan annesini sevmesine rağmen ona içten içe kırgın olduğu için böyle davranıyor ve maalesef bunu kendine bile itiraf edemiyor. Mesela annesinin küllerini (malum onlarda böyle bir gelenek var) sorumsuz ve dağınık kardeşi Edward’ın almasına izin vermiyor. Küllerin kendisiyle daha güvende olacağını düşünüyor. Ancak küllerin içinde durduğu ahşap kutuyu oturma odasının kapısının önüne kapı kapanmasın diye koymakta da bir sakınca görmüyor. Peki neden kırgın Susan annesine? Maalesef anneleri Edward ve Susan arasında ayrımcılık yapıp Susan’ı hep arka plana itmiş.

"Geçmişin tuzağına düşmüş bir haldeyken geleceği nasıl düşünebilirdim ki?"

Susan ve Edward’ın babası ise alkolikmiş. Bu da Susan’ın arkadaş edinmesinin önüne geçmiş çünkü alkolik babası sokaklarda kendini rezil ederke Susan da bu sayede okulda dalga konusu olmuş. Bu yüzden de hiç arkadaş edinmek için çaba harcamamış ve her zaman mantığıyla hareket etmeye çalışmış. Çünkü malum onu koruyup sevmesi gereken insanlar duygularının incinmesinin ilk nedeni olmuş hep. 

"Sanırım çocukluğumu Edward'ınkinden ayıran tek şey, benim hiç sevilmemiş ve kardeşiminse sevilmiş olduğu gerçeğiydi."

 Susan çok garip bir karakter aslında. Ama anlaşılmaz ya da gerçekdışı olduğunu düşünmüyorum. Birisi ile buluşacağı zaman o kişiyle hangi konuları konuşacağını dahi planlıyor. Kitap sürekli geçmiş ile günümüz arasında gidip geliyor ve biz geçmişe gittikçe Susan’ı daha iyi anlıyoruz. Edward bazen iyi niyetle bazen de art niyetle Susan için kıymetli olan ne varsa mahvederken anneleri de hep Edward’ın tarafını tutmuş. Susan her ne kadar ısrarla annesinin Edward ile kendisini eşit sevdiğini savunsa da gerçek herkes tarafından görülüyor. Özellikle öldükten sonra daha da çok belli oluyor bu gerçek: Anneleri vasiyetinde evini ömür boyu aile evinde yaşaması için Edward’a bırakıyor. Edward bu evi satarsa para eşit bir şekilde bölünecek ama satmak istemediği sürece o evde yaşamak onun hakkı. Ve Susan, Edward’ın annelerini kandırdığını ileri sürüp mirasının peşine düşüyor çünkü tam da o dönemde Susan’ın paraya ihtiyacı var. Susan yeni bir hayatı karşılamaya hazırlanıyor. 45 yaşında hamile ve yalnız bir kadın. 

"Hayatımı biriyle paylaşmak için planlar yapmaktan uzak bir şekilde, tek istediğim eve gitmek, kapıyı kilitlemek, telefonumu kapatıp dünyadan kopmaktı."

Edward’ın tek başına eve konduğu yetmezmiş gibi yanına bir de en iyi arkadaşını yerleştiriyor: Rob. Arkadaşı Edward’ın aksine daha makul biri. Ed ile başa çıkabiliyor, yeri geldiğinde kardeşler için ara buluculuk da yapıyor ama kitabın ortasına kadar çok da görmüyoruz açıkçası. Onun da tabi ki kendi öyküsü var. Eşinden ayrılmış, üniversitedeki sevgilisinden bir çocuğu var ancak üniversite döneminde onları terk edip gitmiş ve çocuğunun cinsiyetini dahi çocuk 5 yaşındayken öğrenmiş bir insan evladı. Yani kendisine karşı pek hoş duygularımız yok. Ve şimdi de kendisi için en doğru kişinin üniversitedeki eski sevgilisi, yani çocuğunun annesi olduğunu düşünüp onun peşinden koşuyor. Bu arada da bütün iyi niyetiyle Susan’a yardım etmeye çalışıyor ama Susan (ve açıkçası ben de) ona şüpheyle yaklaşıyor.

"Ağlayan erkeklerle başa çıkmak için hiç donanımlı değildim. Ya da ağlayan herhangi biriyle."

 Okuması kolay bir kitap aslında. Romantizme şöyle bir hafif dokundurup aile dramını buram buram hissettiren bir metin. Aşktan çok aile teması daha çok ön plana çıkmış. Açıkçası birbirlerine nasıl ve ne arada aşık oldular anlamadım ama tatlılardı. Sonu hızlı bağlanmış maalesef. Oysa ben daha fazla okumak isterdim. Bebekle nasıl baş edemediklerini (evet edemediklerini), Edward ile olan ilişkilerini ve Kate (aldatılıp iki çocuk ile terk edilen komşusu) ile ilgili daha fazla şey öğrenmek isterdim. Rob bile biraz figüran gibi kalmış, yani ilişkileri o derece yok. Bütün bunlara rağmen okunabilir bir kitap olduğunu düşünüyorum. Sadece aşk kitabı diye düşünerek almayın.

 

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤  

Devamını Oku »

15.08.2021

BAŞKA DİLDE AŞK ~ MIA SHERIDAN

" Bana bakan bu güzel ve sessiz adama aşık oluyordum. Tabii çoktan olmamışsam. "

   Kitap Fiyatı: ₺  28,88 [ 04/02/2021 ]  - Kitapyurdu   

 Archer Hale çocukken boğazından vurulduğu için konuşma yetisini kaybetmiş, kasabanın utangaç ve sessiz bir bireyi. Tıpkı Tolstoy'un da söylediği gibi kasabaya bir yabancının gelişiyle Archer'ın muhteşem hikayesi başlar. Bu yabancı onun hayatını baştan aşağı değiştirecektir. Archer 23 yıl boyunca izole bir hayat yaşamış, ta ki Bree onu bulana kadar.

" Hüzün, boğucu ve klostrofobik hissettiriyordu. Kaçmaya ihtiyacım vardı. "

 Bree Prescott, yaşadığı kötü olaylardan kaçmak için ailesiyle gerçekten son kez mutlu olduğu yere, Archer'ın yaşadığı kasabaya, gider. Klasik bir şekilde Archer ile yolda birbirlerine çarpınca Bree'nin eşyaları etrafa saçılır ve Archer ona yardım eder. Burada tuhaf bir çekim hisseder Bree, ancak Archer konuş(a)madan onu bırakıp gider. 

" Bu evde nasıl sessiz olabileceğimi biliyordum. Bu evde nasıl sessiz olunacağını bilmem önemliydi. "

 Archer kendi halinde kimseyle ilgilenmeyen, uzun saçları ve sakallları ile boğazındaki yarayı saklayan silik bir gençtir. Çocukken annesini sürekli döven bir babası, üstelik öldüğü gün onun gerçek babası olmadığını öğrendiği adam, ona zorbalık eden bir kuzeni varmış. Bu kuzen aslında onun üvey erkek kardeşi. Annesi Alyssa ve amcası Connor birbirini seviyormuş ancak kavuşamamışlar. (Nedeni kitapta açıklansa da ben biraz saçma buldum doğrusu.) Bir şekilde Alyssa Connor'ın erkek kardeşiyle evlenmek zorunda kalmış. (Bu arada Connor ve diğer iki erkek kardeşi de Alyssa'ya deliler gibi aşık.🙄) 

 " Annesinden beri ona kimse şefkatle dokunmuş muydu? "

 Alyssa evlenince Connor da gidip kasabadaki zorba bir kızla evlenip kendi hayatını kurmaya başlıyor ve Travis dünyaya geliyor. Connor, Alyssa ve Archer için kendi karısı ve oğlunu geride bırakıp onlarla kaçıp gitmeye karar veriyor. (İğrenç.😖Boşanmak diye bir şey duymamışlar mı yani? Hadi karını bırakıyorsun da çocuğunu bırakıp gitmeye yüreğin nasıl elveriyor??? Ayrıca Alyssa nasıl bir insan da bir çocuğun babasını alıp gitmekte sakınca görmüyor???) Hale ailesi aynı zamanda kasabanın da sahibi olduğu için Connor ve kardeşleri ölünce kasaba Connor'ın zorba karısı Victoria'nın eline geçiyor.

" En kötüsü ise kalbimin her bir parçasıyla, kırılmış, değersiz hissettiren kısımlarıyla bile onu şiddetle sevdiğimi bilmemdi. Belki de en çok o kısımlarımla. "

 Bree'nin babası sağır olduğu için Bree işaret dili biliyor. Archer da, kimseyle konuşmamasına rağmen, kitaplardan işaret dili öğrenmiş. (Bu arada Archer inanılmaz zeki.) İlk karşılaşmalarından sonra Bree takıntılı bir sapık gibi etrafta Archer hakkında sorular sormaya ve onu araştırmaya başlıyor.😁 Bu arada bir de Archer'a zorbalık yapan Travis ile bir randevuya çıkıyor ancak ilişkileri ilerlemese de Travis kızın peşini bırakmıyor. Sonradan öğreniyoruz ki kızımızın en yakın arkadaşlarından birisi de ona aşıkmış ve sonra oturup düşünüyoruz: Bu kızın peşinde neden bu kadar çok erkek var?🤔

 " Uzun bir süre öylece durup kendimi ufacık hissederken Bree'nin gittiğini hayal ederek nasıl nefes alacağımı hatırlamaya çalışıyordum. "

 Biraz pembe dizi tadında bir hikayesi var. Archer'aa dair çok küçük ve tatlı detaylar verilmesi hoşuma gitti. Ancak anlatım biraz basit geldi bana. Belki biraz daha özenli olsa ve dram katmak için abartılan geçmiş hikayeleri bir gözden geçirilse çok güzel ve farklı bir kitap olabilirmiş. Hikaye o kadar karmaşıktı ki anlatım basit kalmış. Bu haliyle de fena bir kitap değil doğrusu, tatlı bir aşk hikayesi olarak okunabilir. 

 

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »

13.03.2021

SPARROW ~ L. J. SHEN

  Kitap Fiyatı: ₺  17,19 [ 04/02/2021 ]  - Kitapyurdu   

 Aşktan çok Stockholm sendromunun anlatıldığına inandığım bir kitapla karşınızdayım bugün: Sparrow. Başkarakterlerimiz psikopat bir erkek ve sıradan bir kız (ya da belki de kurban demek daha olur). Cinayet, adam kaçırma, alıkoyma, zorla evlilik, aldatma her şey var bu kitapta. 

"Troy Brennan'ın sosyopat olduğu doğruydu, üstelik dünyayla başa çıkarken doğasını gizleme veya maske takma gereği de duymuyordu."

Türk Dil Kurumu’na göre sosyopat, psikolojik bozukluk sebebiyle karşısındakinin düşünce veya duygularını anlama yetisinden yoksun kişi demek. Troy Brennan için bu tanımlama yetersiz kalıyor. Kendisi tam bir ruh hastası ve manipülatör. Lakabı Tamirci olan Troy, mafya değil ama babası mafyaymış. Şimdilerde Troy zengin insanların arkasını toplayarak (politikacıların uyuşturucu bağımlısı oğullarını arındırmak vs gibi) para kazanıyor. 

"Ufak bir esintiden, bir hayaletten farkım yoktu. Onun için bir hiçtim."

 Sparrow Raynes; annesi küçükken onu terk edip gitmiş, babası ise bir alkolik olan Sparrow sessiz sakin bir hayata sahip. Ta ki psikopat olan başkarakter Troy onu kaçırana kadar. Çocukken Sparrow'un babası, Troy'un babası için çalışıyormuş ama çocuklarının pek bir iletişimi yokmuş. Sonra bir anda Sparrow'u kaçırıp evleneceklerini söylemiş. Kızcağız da babasının onayı, Troy'un korkutucu ünü derken bu evliliği kabullenmek zorunda kalıyor. Zaten işler de nikahtan sonra sarpa sarıyor.

" "Sana mutsuz olman için gerçek bir sebep vermeden önce mutluymuş gibi yap." "

 Metresinin karısına yani Sparrow'a hediye gönderdiğini söylerek bir düğün hediyesi veriyor Troy. Burada zaten benim için Troy Brennan karakteri bitiyor ve kızın ondan ayrıldığı bir son istemeye başlıyorum. Metresi de kopamadığı eski sevgilisi bu arada.🤢 Buralar benim kitabın puanlarını düşürmeye başladığım yerler. Yani böyle bir adam kitabın sonunda kızı sevse n'olur sevmese n'olur? Böyle sevgi olmaz olsun.

"Troy'la bir ömür geçirmek savaş suçlularına verilmesi gereken bir cezaydı çünkü."

 Peki Sparrow bu adama nasıl aşık oldu? Hiç anlamadım, bana sormayın. 😂 Çirkin olduğuna inanan, Troy'un da bir çocuk olduğunu düşündüğü ve aşağıladığı metresinin bile onu aşağılamasına izin verdiği karısı Sparrow'un zorlu bir geçmişi var ama Troy ile iken bu geçmişten pek etkilendiğini söyleyemem. Ki sırf üzerinden 13 yıl geçti diye unutulacak şeyler de değil. Troy'un Sparrow'dan etkilenmesinin tek nedeni onun sözleri, ona cevap verebiliyor olması. Çünkü bunu yapabilen pek kişi yok. Ondan hoşlanmaya başlasa da hala rahatsız edici tavırlarına devam ediyor Troy. Sürekli metresi ile karısını kıyaslaması, metresinin annesini evinde çalıştırması... Gerçekten hastalıklı ilişkilerle dolu hastalıklı bir kitap yani. Zaten aralarındaki duygusal çekimden çok fiziksel çekimin ön plandaydı.

"Sesi, sanki birbirimizi çok daha yakınken tanıyormuşuz gibi tembeldi ve bu, benim inanmayı her şeyden çok istediğim bir yalandı."

 Ve sonunda birbirlerine 'aşık' (🤢) olan Sparrow ve Troy'un kavuşması da sürüncemeli oluyor ama sonunda kız adama geri dönüyor. Sparrow geri döndü de metres ve tek aşık olduğu eski sevgilisi olan kız hayatlarından çıktı mı? HAYIR. Sonuç olarak kitabın ne kendisi ne de sonu beni tatmin etmedi. Ve böyle hastalıklı ilişkilerle dolu bir kitabın kapağının da melek temalı olması kötü bir şaka gibiydi.🙄 Kapağına bakıp fantastik bir kitap olduğunu sanıp alanlar olmuştur diye düşünüyorum açıkçası. Kısacası Sparrow okumanızı tavsiye etmediğim bir kitap diyebilirim ama tabi tercih sizin. Stockholm sendromu ile ilgili bir kitap arıyorsanız eğer, buldunuz! 😂

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »