ithaki yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ithaki yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8.12.2024

LANETLİ TAVŞAN ~ BORA CHUNG


 1976, Güney Kore - Seul doğumlu bir yazar Bora Chung. 2017 yılında yayınladığı Lanetli Tavşan kitabı 2022 yılında Uluslararası Booker Ödülü adayları arasında kısa listeye kalıyor. Yani ödül adaylığı için son 6 kitaptan biriymiş. Aktarmak istediğim küçük bir not da şöyle: 6 Şubat depremi olduğunda Bora Chung çok satılanlar listesinde olan kitabı Lanetli Tavşan'ın Türkiye'den elde ettiği geliri depremzedelere bağışlamış. Teşekkürler, Bora Chung! 💜

"Lanetli eşyaları kişisel kullanım amaçlı yapmak yasaktır. Aile mesleğimizi devralanlar kendi yaptığı lanetli eşyaları kullanamaz."

    Fantastik bir kitap olan Lanetli Tavşan toplam 10 hikayeden oluşuyor ki ben bu kitabı bir bütün sanıyordum olmadığını fark edince de üzülmüştüm. Her bir öykünün dünyası da birbirinden farklı ve birbiri ile ilgileri yok. Hikaye başlıkları da şöyle:
  • Lanetli Tavşan
  • Kafa
  • Soğuk Parmaklar
  • Bedenleşme
  • Elveda Sevgilim
  • Kapan
  • Yara İzleri
  • Evim Güzel Evim
  • Rüzgarın ve Kumların Hükümdarı
  • Vuslat

"Ufuktan güneşe ve aya kadar uzanan gökyüzü, insanların üzerinde egemenlik kuramayacağı bir yerdir."

 Bora Chung'ın kitabını okuduğunuzda biraz fabl havası sezebilirsiniz. Başkarakterlerin başına her zaman çok kötü şeyler geliyor ama sonunda her zaman iyiler kazanır ve kötüler kaybeder. Ancak okuyucu olarak o noktaya gelene kadar canınız acıyor ve yazarımız asıl amacının bunu anlatmak olmadığını söylüyor. Bütün hikayelerin bir başka ortak noktası daha var: Başkarakterlerin yalnızlığı. Kalabalıklar içinde bile yalnız olan karakterler ve hatta gerçekte ne kadar yalnız olduklarının farkında bile olmayan karakterlerden bahsediyorum. Bu konuyla ilgili Sanat Kritik'le yaptığı röportajda şöyle diyor Bora Chung: "Bu kitapta yer alan öykülerdeki bütün ana karakterler yalnızdır. Yaşadıkları evren genellikle acımasız, tuhaf hatta bazen büyüleyici veya güzel olsa da esasen uygarlaşmamış bir yerdir; adalet yerini bulsa, sonunda herkes ektiğini biçse ve insanların yalnızlığı asla değişmez. Anlatmak istediğim buydu. Öykülerimin böylesine tuhaf ve acımasız bir evrende tek başına mücadele veren yalnız okurlara teselli olmasını istedim." Bunu bilip kitaptaki hikayeleri tekrar gözden geçirdiğiniz bambaşka noktalar içinizi acıtıyor. 

"İnsan çocukluğunu sadece bir kere yaşar; o zamanları umut ve hayallerle doldurmak gerekirken, onun çocukluğu ölmemeye çabalamakla geçip gitmişti."

Beni en çok etkileyen öykü Yara İzleri oldu. Bütün hikayeleri okurken içinizde bir yerler acıyor ama beni en çok acıtan hikayeydi Yara İzleri. Çocukluğundan itibaren yalnızlığa mahkum olan ve kurtulduğunu sandığında bile kurtulamamış bir karakter olduğu için özellikle inciticiydi. 10 kasvetli öykü arasından en karanlığı bu hikaye idi bence. Aynı zamanda kitabın da en uzun öyküsü. Bir insana hayvan muamelesi yapılmasını anlatıyor Chung bu öyküde, hem de çocukluğundan itibaren. Etrafındaki insanlarla hiçbir zaman eşit olamaması ve onu kullanmalarının öyküsü.  

"Biri mucizevi şekilde gelip beni hayata bağlayan ipleri çözerdi belki."

Kitabın arka kapağını kapattığımda Lanetli Tavşan'ın benim için oldukça özel bir kitap olduğunu fark ettim. Bende bir yerlere dokundu ve algılarımda bir şeyleri uyandırdı. Toplumsal koşullar, cinsiyet rolleri gibi problemleri de atlamadan büyülü bir korku dünyası ile birleştirmiş gerçekliğimizi Bora Chung. Sürükleyici olay örgüleri ve akıcı bir üslupla yazılmış. Her bir hikaye başarılı ve etkileyiciydi. Sonuç: Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 







Devamını Oku »

5.09.2021

YANILSAMALAR KENTİ ~ URSULA K. LE GUİN

" Bu insanlar hiçbir yerden gelmemişlerdi ve hiçbir yere gitmeyeceklerdi; çünkü geçmişleriyle bir bağlantıları kalmamıştı. "

 Hayaller Şehri adı ile de bilinen Yanılsamalar Kenti, Hainli/Ekumen Döngüsü'nün üçüncü kitabı. Falk'ın öyküsüyle birlikte bizlere Ursula K. Le Guin kendi evrenindeki Dünya'nın yeni halini anlatıyor. Falk; hafızasını yitirmiş, sarı gözleriyle herkesten farklılaşan ve kendisinin başarısız bir deney ürünü olduğunu düşünen gizemli başkarakterimiz. Onu ormanda bulduklarında Falk'ın yetişkin erkek bedeninde bir çocuk olduğunu düşünen insaflı bir topluluk, Falk'ın düşman olma ihtimaline rağmen onu yanına alıp ona sahip çıkıyor.

" Shing yasaya uydu ve yaşamama izin verdi; ama onlar benim zekamı öldürdüler. Bir zamanlar olduğum adamı ve içimdeki çocuğu öldürdüler. Bir insanın zihniyle oynamak yaşama saygı duymak mıdır? Onların yasaları yalan, saygıları da bir aldatmaca. "

 Shingler, Dünya Birliğini bozmuş, insanların özgürlüklerini ve seçim haklarını ellerinden almış, eserlerini ve kayıtlarını silmiş, ırkın evrimini durdurmuşlar. En önemli kuralları "Öldürmek yasak." olsa da insanlar küçük topluluklar halinde onlardan saklanarak ve sakınarak yaşamaya çalışıyor. Falk'ın kendi gerçeğini bulmak için gitmeye çalıştığı Es Toch'tan da Shingler'in başkenti olduğu için uzak duruyorlar. Zihinsel konuşma ile yalan söylenemiyor, ancak Shingler'in bunu yapabildiğine dair şüpheleri var insanların. Shingler hayvanlara da konuşmayı öğretmiş, her ne kadar sözleri yasalarına dair olsa da.

" Bu insanlar hiçbir yerden gelmemişlerdi ve hiçbir yere gitmeyeceklerdi; çünkü geçmişleriyle bir bağlantıları kalmamıştı. "

 Es Toch'a gitmek için onu kabul eden nazik insanların yanından ayrıldığında Falk acı ve hızlı bir şekilde herkesin kendinden olmayana aynı şekilde davranmadığını öğreniyor. Dünyada iyi ve kötü insanların bir arada yaşadığını görüyor ve farklı farklı kültürlerle, inançlarla tanışıyor Es Toch'a olan yolculuğunda. Ona iyi davranan herkes yoluna yalnız devam etmesini söylese de Falk, Estrel ile tanıştıktan sonra bu sözlere aldırmıyor. Estrel de onu yol boyunca insanlardan uzak durmaları gerektiğine ikna ediyor ve yönlendiriyor. Sanki Falk'ı fark edemediği bir şey konusunda başkalarının uyarmasını istemiyor gibi geldi bana hep.

" Falk dünyada çocukların arasında değil, insanlıktan çıkarılmış acı çeken, sabırları tükenmiş yetişkinlerin arasında yaşamıştı. "

 Kitabı okurken sürekli bir şüphe içindeydim. Kim güvenilir? Kim yalan söylüyor? Kim doğruyu söylüyor? Yani okuyucu ve metin ilişkisi oldukça dinamikti benim için. Geçmişine dair hiçbir şey hatırlamayan Falk'ın hiçbir önyargısı yoktu. Aslında yazar geçmişimizin bizim karakterimizi nasıl ilmek ilmek ördüğünü hatırlatmış okuyucuya. Bize şekil veren yaşadıklarımız ve onlardan öğrendiklerimizdir. Geçmişi olmayan bir insan sudan çıkmış bir balık gibidir. Yani Falk hafızasını kaybettiğinde kaybettiği tek şey anıları değildi. O aynı zamanda karakterini, kişiliğini yani kendi benliğini de kaybetmişti. Ursula K. Le Guin her zamanki gibi kitabıyla okuyucuya güzel ve farkındalık yaratan bir deneyim kazandırmış.

Hainli / Ekumen Döngüsü:
1) Rocannon'un Dünyası (Yorum için tıklayınız.)
2) Sürgün Gezegeni (Yorum için tıklayınız.)  
3) Hayaller Şehri - Yanılsamalar Kenti
4) Karanlığın Sol Eli (Yorum için tıklayınız.)
5) Mülksüzler
6) Dünyaya Orman Denir (Yorum için tıklayınız.)
7) Bağışlanmanın Dört Yolu
8) Anlatış

  Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤  

Devamını Oku »

29.08.2019

SÜRGÜN GEZEGENİ ~ URSULA K. LE GUİN

Kitap Fiyatı: ₺  8,00 [ 27/06/2019 ]  - Kitapyurdu   

 Sürgün Gezegeni, Hainli ya da Ekumen Döngüsü'nün ikinci kitabı. Hemen seriyi hatırlayalım:

2) Sürgün Gezegeni
3) Hayaller Şehri - Yanılsamalar Kenti
5) Mülksüzler
7) Bağışlanmanın Dört Yolu
8) Anlatış

 "Hala insanların erkek mi kadın mı olduğunun "önemsemem", hele de onlar her birimiz ve hepimizin çocukları olduğunda."

 İlhak edilmiş, 'ilerletilmek' amacıyla eğitilmeye çalışılan bir başka gezegendeyiz. Irkçılığı daha net görebildiğimiz bir kitap Sürgün Gezegeni. Örneğin Karahalkı'ndan olan birisi kendine göre insan ama yabansoylu (yani uzaylı sayılan diğer gezegenden gelenler) birisine göre izcanlı ve yabansoylular da kendilerini insan olarak görüyor. (Kitabın en karmaşık kısmı burasıydı, baştan anlatıp geçeyim dedim.😁)
 Rolery bir izcanlı genç kız. Yabansoyluların, gelişmiş teknolojilerinden ötürü, büyücü olduğuna inanıyor. Ve hayatında daha önce hiç görmediği bu ırk onun için sadece kulaktan duyduğu şeylerden ibaret. Ancak bir gün yaşadıkları yere kadar bir Yabansoylu gelmesiyle merakına yenik düşüyor ve onların bölgesine giriyor.

"Tanışmalarını, birliktelik kurmalarını sağlayan, onları özgürleştiren şey, aralarındaki o fark, o yabancılıktı sanki."

 Yabansoylularının köprüsünün üstündeyken tehlikeli bir anda bir Yabansoylu onunla zihindilinde konuşuyor. Zihindili, Ursula okurlarının bildiğinden emin olduğum akıldan akıla konuşma şeklidir, telepati gibi bir şey yani. Bu, kızı şoke ediyor. Ve onunla konuşan adam öyle sıradan biri de değildir, Jakob Agat Alterra.
  Agat bir şef sayılabilirdi. Halkının sözüne kıymet verdiği birisiydi. Ve Agat halkı tehlikede olduğu
 için Rolery'nin halkından yardım istemeye, daha doğrusu güçlerini birleştirmeyi teklif etmeye gidiyor. Çünkü biliyor ki Karahalkı'da en az onlar kadar tehlikede.
 Agat ve Rolery iki yabancı. Ancak bir iki karşılaşma sonra birbirlerine karşı bir şeyler hissetmeye başlıyor ve ormanda iki ırkın halkından da uzakta bir kulübede birlikte oluyorlar. Bu durumun ortaya çıkması bütün dengeleri alt-üst ediyor.

"Otorite kişinin kendisinden mi kaynaklanır, yoksa etrafındakilerden mi?"

 Gaallardı yaklaşan tehlike. Sürgün hayatı yaşadıkları bu gezegende nüfusları günden günden azalan Yabansoylular, bir savaşta tek başlarına sağ çıkamayacaklarını düşünüyordu. Bu nedenle aynı tehditle karşı karşıya olan Karahalkı'nın şefi Wold'a, Agat'ı göndermişlerdi ama sonra her şey mahvolmuştu.
 Rolery ve Agat'ın birlikte olmasını her iki ırkta istemiyordu. Bu yüzden gelmekte olan yağmacıların, Gaalların tehdidini bir kenara bıraktı Karahalkı. Oysa bu sefer Gaalların amacı yağmalamak değil, yerleşmekti.

 Sürgün Gezegeni, içinde barındırdığı aşk hikayesiyle benim için özel bir yere sahip oldu. Agat ve Rolery çiftine ba-yıl-dım! Olayların gerçekçiliği de oldukça önemliydi. Savaşın sebep olduğu şeylere dair betimlemeler oldukça etkileyiciydi. Zeki bir kadının elinden çıkmış etkileyici bir bilimkurgu kitabı Sürgün Gezegeni. Şiddetle tavsiye ederim.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 





Devamını Oku »