17.08.2019

AŞKI SENDE BULDUM ~ CATHY MAXWELL

   Kitap Fiyatı: ₺ 5 [ 08/05/2019 ]  - NadirKitap  

 Constance Cameron, Genç Hanımlar Akademisi'nde bir öğrenci. Ancak kendini oraya ait hissetmiyor. Çünkü Constance Cameron, ailesinin sürgüne gönderilmesinden ötürü Amerika'da yetişmiş özgür ruhlu bir kadın. Ve tek amacı da Amerika'ya geri dönmektir.
 Gordon Lachlan ise asi bir İskoç'tur. Amacı İngiltere'nin işgal etmeye çalıştığı ülkesini korumak olan genç adam Constance ile de bu nedenle tanışır.
 Kızın ablalarından birisinin evli olduğu Colster Dükü, aslında bir İskoç olup İngiltere'deki ünvanı kabul ederek halkını yarı yolda bırakmış bir adamdır. Ve İskoçya'dan giderken halk için manevi değeri çok yüksek olan bir kılıcı da yanında götürmüştür.
 Gordon da insanları davasına çekebilmek ve onlara güç ve moral kaynağı sunabilmek için bu kılıcı almaya karar verir. Constance Cameron da planlarına bu aşamada dahil olur zaten. Kızı kaçır, kılıcı al, kızı geri ver. Plan teoride bu kadar basittir işte. Peki pratikte?

"Yetişmesi gereken bir gemi vardı. Kaçırılmak için hiç vakti yoktu."


 Lachlan babasının ölümüyle birlikte, Londra'da hukuk okumuş bir centilmenden bir savaşçıya dönüşüyor. İskoçya'yı savunmak için Londra'daki rahat hayatını geride bırakıyor.
 Constance ise iyi bir evlilik yapması gerektiği dayatmasından ve kadının konumunun katılığından duyduğu rahatsızlıkla Amerika'ya, özgürlüklerin ülkesine geri dönmek istiyor. Ve bu konuda oldukça inatçı da. Güçlü bir duruş sergiliyor, bu yönüyle feminizme selam çakıyor diyebilirim.
 Her iki karakter de uzlaşmak için oldukça inatçı. Ancak başlarına kötü şeyler geldikten sonra akılları başlarına geliyor. Ve hayattan gerçekten ne istediklerini anlıyorlar.

 Ortalama bir kitaptı; kötü değildi, iyi sayılabilir. Biraz sığ kaldığı yönleri olduğunu düşünüyorum. Örneğin kızın geçmişi hakkında çözüldüğü kısım, bence, çok saçmaydı. Bunun dışında bir esir olarak gittiği kampı dize getirmeye başarmasını da çok mantıklı bulmadım. Ama boştaysanız okunabilir. Aslında Cameron Sisters serisinin son kitabıymış Aşkı Sende Buldum. Ancak ilk iki kitabın (Constance'ın ablalarının hikayeleri) çevirisi yapılmadığı için okuyamadım. Belki ilk iki kitabı okusaydım daha çok hoşlanırdım. Kısaca bir kadının sorumluluğunu taşıyamayacağını düşünen bir adam ve özgür ruhlu bir kızın aşk hikayesini anlatmak istemiş yazar.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
Devamını Oku »

6.08.2019

DEĞİŞEN KAHRAMANIMIZ ~ Yİ MUN-YOL

 İ. Munyol ya da Yi Mun-yol, Kore Edebiyatı'nın önemli isimlerinden birisi.✌ (Kore Edebiyatı'ndan çok çevirimiz olmamasından kaynaklıyor olmalı ki, adamın adını bile nasıl yazacağımıza karar veremiyoruz.) Kore'nin en çok okunan yazarlarından olmasına rağmen sadece 2 kitabı dilimize çevirilmiş.

"Sanki ne olduğu belli olmayan sağlam ve yüksek bir duvar önümde yükselmişti."

 Hayatının 30 yıl önceki dönemini hatırlayan Byongte Han'ın anılarını okuyoruz. Seul'de bir devlet memuru olan babası küçük bir kasabaya sürüldüğünde daha 12 yaşında Byonte. Geldiği yerde hayat Seul'dekinden çok farklı; kızlar ve erkeklerin sınıfları ayrı mesela, okul binası bakımsız ve eski, sınıf öğretmeni de yeterince özenli değil.
 Ona hayatının ilk mücadelesini yaşatacak kişi de o sınıfın başkanı Sokde Om işte. O küçük kasabada sınıfın kabadayısı ya da sınıf başkanının aynı şey olduğunu fark ediyor Byonte Han. Oysa Seul'de hiç öyle değildi ki. Sınıf arkadaşları Sokde Om'a adeta sınıf öğretmeni yetkileri veriyor. Bir de Sokde Om'un okul birincisi olması işini hiç kolaylaştırmıyor Byongte'nin.

"Büyüklerin ifadesini kullanacak olursak, aptal ve ödlek bir çoğunluk yüzünden savunduğum doğruların bu şekilde ayaklar altında ezilmesi içimdeki acıyı daha da artırmış, bu da yılmadan mücadeleme devam etmemde bana dayanma gücü vermişti." 

 Sınıf öğretmenine, babasına, annesine gidiyor bir çözüm bulabilmek için Byongte Han. Ama bütün çabaları sonuçsuz kalıyor ve sınıf arkadaşları tarafından dışlanıyor. Buranın sistemini hiç sevmiyor ve benimsemek zor geliyor Byongte'ye. Seul'deki sistemi geri istiyor ama tek başına yürüttüğü mücadele bir süre sonra onu da yoruyor.

"Önümde iki seçenek vardı. Birincisi, Sokde'yi ihbar edip sınıfın yeni kahramanı olmak. İkincisi ise, bu durum karşısında sessiz kalarak Sokde'nin egemenliği altında rahat bir hayat sürmekti."

 Öğretmenlerinin Sokde'ye bu kadar iyi davranmasının nedeni ise, Sokde'nin hükümdarlığında olan sınıfın örnek bir sınıf olması. Böylece öğretmenin işini azaltıyor ve daha rahat bir hayat sağlıyor öğretmene Sokde Om. Oysa ertesi yıl öğretmenlerinin değişmesiyle hükümdarlığının temelleri de sallanmaya başlıyor Sokde'nin.

 Çocuklar arasındaki mücadeleyi politika eleştirisi yapmak için bir metafor olarak kullanmış yazar. Örneğin Seul, demokrasiyi temsil ederken; Sokde Om, otoriter ve baskıcı rejimi temsil ediyor. Bir çırıpıda biten kitap insanın gerçekten ufkunu açıyor. Gerek psikolojik gerekse toplumsal analizleriyle okunması gereken çok kıymetli bir kitap olduğunu düşünüyorum.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 



Devamını Oku »

3.08.2019

UZAKTAN KUMANDALI KIZ ~ JAMES TIPTREE JR.

  Kitap Fiyatı: ₺  6,00 [ 27/06/2019 ]  - Kitapyurdu  

 Ursula K. Le Guin'in önsözüyle İthaki'den çıkmış bir bilimkurgu klasiği Uzaktan Kumandalı Kız.
 James Tiptree Jr ya da gerçek adıyla Alice Bradley Sheldon. Modern dönemde yaşamasına rağmen yazılarını yayımlamak için bir erkek adını tercih ediyor. Sanatla iç içe büyüyen yazar hayatının bir kısmında istihbaratçı olarak görev yapıyor. Oldukça ilginç bir yaşam öyküsüne sahip olan James ya da Alice, eşiyle yaptığı bir intihar antlaşması sonucu 19 Mayıs 1987'de önce eşini sonra da kendisini öldürür.

"Tanrıların sahip olduklarını ölümlüler de arzuluyor sonuçta. "

 Yazarın tabiriyle izlediğimiz kızın adı P. Burke. Burke, dış görünüşü yüzünden zor zamanlar geçirdiğinde intihara kalkışıyor. Ancak kaldırıldığı hastanede hayata geri döndürülüyor. Ve burada bir doktor tarafından iş teklifi alıyor. Koşulları açık ve net: Yıldızlarla tanışmak karşılığında yasal olarak ölü kabul edilecek. Zaten kendini öldürmeyi denemiş ve başarısız olmuş olan Burke, işi kabul ediyor.
 Özel bir hastanede, onun dünyasında zenginlerin sahip olabildiği gerçek çiçeklerin bile olduğu bir odaya alınıyor. İyileşme sürecinin ardından işin tam olarak ne olduğunu öğreniyor Burke. Reklamların tamamen yasaklandığı dünyada gizli reklam yapmak, hemde kimse fark etmeden.
 Bir bedeni naklen, uzaktan kontrol etmek. Bunun için Burke yeraltında bir kabine yerleştiriliyor ve kontrol edeceği beden, Delphi, ise ışıltılı bir hayata başlıyor. 18 yaşındaki Burke, 15 yaşında Delphi olarak ürünleri kullanıyor ve insanlara gösteriyor. Tat ve koku almak hariç bütün duyguları Burke de Delphi ile birlikte yaşıyor.Ve sonra biriyle tanışıyor Delphi olan Burke.

" Sorun şu ki, Paul'u seven aslında sekiz bin kilometre ötedeki P. Burke."

 Burke, Delphi'yi o kadar seviyor ki kabinden hiç çıkmıyor ve rahatsızlanarak Delphi'nin de bayılmasına neden oluyor. Bu noktada hemşire Burke'e müdahale ederek onun yüzmeyi sevdiğini keşfediyor. Ve Burke için bir havuz ayarlıyor.
 Bu sırada Paul ve Delphi gittikçe birbirlerine bağlanıyor. Ve bu aşk yetkilileri rahatsız etmeye başladığında somut müdahaleler de başlıyor. La Casa De Papel'de Tokyo'nun da dediği gibi, sonuçta aşk her şeyin mahvolması için iyi bir nedendir.

 Çok severek okuduğum bir kitap oldu. Ursula K. Le Guin'in yakın bir arkadaşı olan yazarı kesinlikle onun kadar sevdim. Bilmiyorum, belki kadınların az olduğu bir alanda kadınları desteklemek için onlara daha ılımlı yaklaşıyor da olabilirim.😉
 Günün birinde reklamların yasaklanması gibi bir mucize olursa, ki hiç sanmıyorum, gerçekleşmesi olası şeyler içeriyor metin. P. Burke insanın içini sızlatan, kıyamam ya şeklinde okuduğum bir karakter oldu. Ve onun yaşadığı intihar olayı malesef ki bilimkurgunun değil gerçek dünyanın bir parçası.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
Devamını Oku »

27.07.2019

SİYAH ELBİSENİN İTİRAFLARI ~ ELİZABETH BOYLE

  Kitap Fiyatı: ₺  11,88 [ 06/09/2017 ]  - Kitapyurdu    

 Aksiyonu ve heyecanı bol bir tarihi aşk kitabıyla karşınızdayım.Zaten Thalia Langley'den de daha farklı bir şey bekleyemezdik, öyle değil mi? 😁 Serimiz:

1)Evcilik Oyunu (Yorum için tıklayınız.)
2)Serserim Benim (Yorum için tıklayınız.)
3)Mektubumu Aldın mı? (Yorum için tıklayınız.)
4)Siyah Elbisenin itirafları
5)Kırmızı Elbisenin Hatıraları
6)How I Met My Countess
7)Mad About The Duke
8)Lord Langley Is Back In Town
8.5)Mad About The Major
 Thalia Langley, ikizi Felicity'nin otoriter tavrının aksine daha rahat bir yaşamı benimsemiş. Bir erkeğe ihtiyacı olduğunu reddeden Tally, kuzeniyle birlikte oyun yazıyor. Tally, ikizinin inatçı doğasıyla başa çıkmaya çalışsa bile çoğu zaman onun isteklerine boyun eğmek durumunda kalıyor. Rahip Milo Ryder ile ilgilenmesi için 'emir' aldığında da başka çaresi kalmıyor.

 Kendini bir rahip olarak tanıtan ajan Lord Larken, hapishaneden kaçırılan Dashwell'i bulmak için görevlendirilmiş. Dashwell, Philippa'nın yani canım Pippin'in biricik aşkı olduğu için kızlardan şüpheleniyorlar.

 Tally, Larken'i ilk gördüğünde, bir beş saniye kadar, hayallerindeki gizemli adamı bulduğunu düşünüyor. Onun bir rahip olduğunu anladığında ise dehşete düşüyor diyebiliriz. 😅

 Taşınırken kendi sandığını kaybeden Tally, yanlışlıkla başka birinin sandığını alıyor. Ancak içinde bulduğu muhteşem eşyalardan sonra sandığı geri göndermiyor. Bu eşyalara siyah elbise de dahil.☘ Oldukça hayalperest bir kişiliğe sahip olan Tally, siyah elbisesiyle rahibin sakladığı gizemli kişiliğini ortaya çıkartmak istiyor.

 İstihbarat şefinin görevlendirdiği Lord Larken ise pervasız kişiliği nedeniyle uzaklaştırılmış bir isimdir. Lord Larken babasının adını temizlemek için intihar görevleri olarak adlandırılabilecek imkansız görevleri almaktadır. Ancak bu vaat hiç yerine getirilmemiş ve Lord Larken sürekli aynı şekilde kandırılmış. Tally ile en büyük ortak noktası ise ikisinin de uyumsuz olması.

 Larken ile Tally'nin karşılaşmasıyla heyecanlı bir aşk hikayesi başlıyor. İki uyumsuzun birbirine nasıl uyum sağladığı anlatılıyor. Pippin ve Dashwell'in de arka planda anlatılan bir hikayesi var ve önümüzdeki kitap onların aşk hikayesini anlatıyormuş. (Sonunda! 👧)
Aksiyonu bol romantik bir aşk romanı. Kitapta heyecan hiç bitmiyor ve dili de oldukça eğlenceli. Yani bir insanı kitaba çekmek için gereken bütün ögelere sahip.😉

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
Devamını Oku »

13.07.2019

PALTO ~ NİKOLAY VASİLYEVİÇ GOGOL

 1842 yılında yazılmış bir kitabın 2019 yılındaki gerçekliği yansıtıyor olması yazar için hayranlık verici olsa da toplum için acı bir durum. 1842 yılından bu yana zihniyetin değişmediğini gösteren ve güncelliğini hiç yitirmeyecek bir kitap olabilir Palto.

 " Yaşamındaki bu "aynı"lıklardan olsa gerek, sonra sonra insanlar onun üniforması içinde ve kafasındaki keliyle zaten bu iş için hazır bir şekilde dünyaya geldiğine inanmaya başladı. " 


 Devlet dairelerinden birinde sıradan bir kalem memurudur Akakiy Akakiyeviç. 23 martta bir gece yarısı dünyaya geldiğinde önce takvimdeki isimlere bakmış annesi, beğenmeyince de babasının adını vermiş çocuğuna. O kadar sıradan bir adam Akakiy Akakiyeviç.
 Ama yaptığı işi, yazıları-mektupları temize çekme, mükemmel yapan bir adam. İşine de oldukça bağımlı; bağlı değil, bağımlı. Yatıp kalkıp bir şeyleri temize çekme aşkıyla yanıp tutuşuyor.
 Ancak bu iş aşkı, iş arkadaşlarının ona saygı duymasını sağlayamıyor. Akakiy Akakiyeviç, iş arkadaşları tarafından dalga geçilen, bir nevi onların zorbalıklarına katlanmak zorunda kalan zavallı bir adam. En çok da eskimiş incecik kalmış olan paltosunu dillerine doluyorlar. Sabahlık, diyorlar ona. Oysa yeni bir palto yaptırmak çok pahalı. Yine de buna mecbur kalan Akakiy Akakiyeviç aylarca tasarruf yaptıktan sonra yeni bir palto edinebiliyor. Ancak bu paltoyu yaptırmaya karar verdiği andan itibaren zihni sürekli paltoyla meşgul olmaya başlıyor.
 Ve yeni paltosu yapıldığında dış dünyaya kapattığı kapılarını, iş arkadaşlarının baskısıyla, açıyor. Bu andan itibaren başına ne geldiyse tecrübesizliğinden, diğer insanlarla iletişimsizliğinden kaynaklanıyor. Bir noktadan sonra basit bir palto aracılığıyla halkın polise güveninin olmadığını anlatıyor Gogol. Devletin halkla arasındaki sıkıntıyı güzelce betimliyor.
 Kısacık ama düşünce yükü olarak ağır bir eser. Dönemin sosyolojisinin oldukça güzel anlatıldığını, devlet dairelerinin birinde lafı ile bile, düşünüyorum. Birden fazla probleme değiniyor yazar ve okuyucusunun bir şeyleri fark etmesini istiyor. Öylesine yazılmış bir metin değil Palto, bir şeyler yanlış gidiyor demek için yazılmış.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
Devamını Oku »