3.04.2021

DÖVÜŞ KULÜBÜ ~ CHUCK PALAHNIUK

 " "Ancak her şeyini kaybettikten sonra" diyor Tyler, "canının istediğini yapmakta özgür olursun." "

 Dövüş Kulübü, kapitalizme karşı duruşuyla kapitalist dünyanın en popüler ürünlerinden biri haline dönüşmüş bir yapıttır. Önce kitap haliyle okuyucuya sunulmuş, ardından filmi çekilip popüler bir ürüne dönüşmüş ve defterleri, tişörtleri vs sunulmuş tüketiciye. Böylece karşı durduğu kapitalist kültürün içinde bir ürün olmuş. 

" Bütün umutlarınızı kaybetmek özgürlüktü. "

 Filmde Edward Norton olan ama kitapta adını öğrenemediğimiz karakterimiz 2 yıl önce uyuyamadığında psikoloğunun seninki de dert mi tavrından sonra gerçek dert neymiş öğrenmek için dayanışma gruplarına gitmeye başlıyor. Bir de bakıyor ki artık uyku sorunu yaşamıyor. Her gün için bir dayanışma grubuna gidiyor ve ağlıyor iki yıldır. Ölüm düşüncesi uykusunu getiriyor ve onu rahatlatıyor. Sonra bir gün erbezi kanseri dayanışma grubunda Marla ile tanışıyor. Marla da onun gibi bütün dayanışma gruplarına gidiyor ve karakterimiz onun bakışları altında ağlayamıyor. 

"  Sevdiğimiz insanlar hakkında bilmek istemediğimiz o kadar çok şey var ki. "

 Kendimiz hakkında bile bilmediğimiz o kadar çok şey var ki... Tyler ile çıplaklar plajında tanışıyorlar ve iş seyahatindeyken nedeni belirsiz bir nedenle evi patlama ile yok oluyor. O güne kadar özenle aldığı eşyaları, döşediği evi yok oluyor bir anda. Patlamadan sonra da Tyler'ın yanına taşınıyor ve yakınlaşmaya başlıyorlar. Tyler daha uçlarda yaşayan haylaz bir karakter. Kapitalizmin kozasından kurtulmaya çalışıyor bir nevi. Bu uğurda da kitlesel hareketler başlatıyor.

" Marla'nın hayat felsefesi, bana söylediğine göre, ölmeye her an hazır oluşu. Marla'nın hayatındaki trajedi ise ölmüyor oluşu. "

 Marla Singer topluma uyum sağlamayı beceremeyen bir genç kadın. İntihar etme girişiminde bulunduğunda Tyler'ın onu kurtarmasıyla iyice dahil oluyor karakterimizin hayatına. Çünkü o geceden sonra Marla, Tyler'ın sevgilisi oluyor.

" Bu noktada, Tyler'ın benim rüyam olmadığından emin olamıyorum.
 Ya da belki, ben onun rüyasıyım. "

          < Kitabı okumadıysanız ya da mucizevi bir şekilde filmi izlemediyseniz, SPOILER >         
 Tyler ve adsız karakterimizin aynı kişi olduğuna dair kırıntılar kitabın her yerine bırakılmış. Eğer filmi izlememiş olsaydım da adsız karakterimizden önce durumu anlar mıydım? Kesinlikle. İlk dikkatimi çeken şey de Tyler'ın yaptıklarıyla ilgili bildiği detaylar. Hatta 25. sayfada şöyle bir cümlesi de var: Bunu biliyorum; çünkü Tyler Durden biliyor.Yani daha en başından ipuçları bırakılmış okuyucuya. Marla ve Tyler'ı asla aynı odada görmüyor, Tyler kendisinden kimseye bahsetmemesini istiyor vs. 

" Hangisi daha kötü, cehennem mi, hiçlik? "

 Tyler, adsız karakterimizin sıkıldığı kusursuz dünyasından bir çıkış yolu. Onun aykırı karakteri tüketim toplumuna bir isyan aslında. Ancak yine kapitalizmin "kucaklayıcı" politikası ile bu isyan da bir ürüne dönüştürülmüş. Kapitalizm, ondan nefret edenleri bile sarmalayan, onlar için bile satacak bir ürün üretir. Yani aldığınız o dövüş kulübü posteri, defteri, tişörtü vs aslında tam olarak da kitapta kaçınılmak istenen durum. 

" "Biz tarihin ortanca çocuklarıyız. Bizi bir gün milyoner olacağımıza, film yıldızı, rock yıldızı olacağımıza inandıran televizyon programlarıyla büyüdük; ama bunların hiçbirini olamayacağız. Ve bu gerçek kafamıza ancak dank ediyor" diyor Tyler. "O yüzden bize karşı dikkatli ol." "

  Bende çoğu insan gibi ilk önce filmi izleyenlerdenim. Zaten filmi izlememiş olmak gerçekten bir mucize. Filme bayılmıştım. Kitabı da çok sevdim, hatta tabiki filmden daha çok. Adsız bir karakter ve onun kafa karşıklılıkları çok güzel anlatılmış. Karakterin adsız olması bile bir onun sıradan, ortalama bir vatandaş olmasına vurguydu diyebilirim. Yani yazarın bu karakterin adı olmasın, dikkat çeker diyerek yazdığını düşünmüyorum. Film mi kitap mı derseniz, her ikiside derim. Yani toplumsal eleştirilere sahip bir kitap arıyorsanız filmi izlediyseniz bile okuyun.


 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 



Devamını Oku »

13.03.2021

SPARROW ~ L. J. SHEN

  Kitap Fiyatı: ₺  17,19 [ 04/02/2021 ]  - Kitapyurdu   

 Aşktan çok Stockholm sendromunun anlatıldığına inandığım bir kitapla karşınızdayım bugün: Sparrow. Başkarakterlerimiz psikopat bir erkek ve sıradan bir kız (ya da belki de kurban demek daha olur). Cinayet, adam kaçırma, alıkoyma, zorla evlilik, aldatma her şey var bu kitapta. 

"Troy Brennan'ın sosyopat olduğu doğruydu, üstelik dünyayla başa çıkarken doğasını gizleme veya maske takma gereği de duymuyordu."

Türk Dil Kurumu’na göre sosyopat, psikolojik bozukluk sebebiyle karşısındakinin düşünce veya duygularını anlama yetisinden yoksun kişi demek. Troy Brennan için bu tanımlama yetersiz kalıyor. Kendisi tam bir ruh hastası ve manipülatör. Lakabı Tamirci olan Troy, mafya değil ama babası mafyaymış. Şimdilerde Troy zengin insanların arkasını toplayarak (politikacıların uyuşturucu bağımlısı oğullarını arındırmak vs gibi) para kazanıyor. 

"Ufak bir esintiden, bir hayaletten farkım yoktu. Onun için bir hiçtim."

 Sparrow Raynes; annesi küçükken onu terk edip gitmiş, babası ise bir alkolik olan Sparrow sessiz sakin bir hayata sahip. Ta ki psikopat olan başkarakter Troy onu kaçırana kadar. Çocukken Sparrow'un babası, Troy'un babası için çalışıyormuş ama çocuklarının pek bir iletişimi yokmuş. Sonra bir anda Sparrow'u kaçırıp evleneceklerini söylemiş. Kızcağız da babasının onayı, Troy'un korkutucu ünü derken bu evliliği kabullenmek zorunda kalıyor. Zaten işler de nikahtan sonra sarpa sarıyor.

" "Sana mutsuz olman için gerçek bir sebep vermeden önce mutluymuş gibi yap." "

 Metresinin karısına yani Sparrow'a hediye gönderdiğini söylerek bir düğün hediyesi veriyor Troy. Burada zaten benim için Troy Brennan karakteri bitiyor ve kızın ondan ayrıldığı bir son istemeye başlıyorum. Metresi de kopamadığı eski sevgilisi bu arada.🤢 Buralar benim kitabın puanlarını düşürmeye başladığım yerler. Yani böyle bir adam kitabın sonunda kızı sevse n'olur sevmese n'olur? Böyle sevgi olmaz olsun.

"Troy'la bir ömür geçirmek savaş suçlularına verilmesi gereken bir cezaydı çünkü."

 Peki Sparrow bu adama nasıl aşık oldu? Hiç anlamadım, bana sormayın. 😂 Çirkin olduğuna inanan, Troy'un da bir çocuk olduğunu düşündüğü ve aşağıladığı metresinin bile onu aşağılamasına izin verdiği karısı Sparrow'un zorlu bir geçmişi var ama Troy ile iken bu geçmişten pek etkilendiğini söyleyemem. Ki sırf üzerinden 13 yıl geçti diye unutulacak şeyler de değil. Troy'un Sparrow'dan etkilenmesinin tek nedeni onun sözleri, ona cevap verebiliyor olması. Çünkü bunu yapabilen pek kişi yok. Ondan hoşlanmaya başlasa da hala rahatsız edici tavırlarına devam ediyor Troy. Sürekli metresi ile karısını kıyaslaması, metresinin annesini evinde çalıştırması... Gerçekten hastalıklı ilişkilerle dolu hastalıklı bir kitap yani. Zaten aralarındaki duygusal çekimden çok fiziksel çekimin ön plandaydı.

"Sesi, sanki birbirimizi çok daha yakınken tanıyormuşuz gibi tembeldi ve bu, benim inanmayı her şeyden çok istediğim bir yalandı."

 Ve sonunda birbirlerine 'aşık' (🤢) olan Sparrow ve Troy'un kavuşması da sürüncemeli oluyor ama sonunda kız adama geri dönüyor. Sparrow geri döndü de metres ve tek aşık olduğu eski sevgilisi olan kız hayatlarından çıktı mı? HAYIR. Sonuç olarak kitabın ne kendisi ne de sonu beni tatmin etmedi. Ve böyle hastalıklı ilişkilerle dolu bir kitabın kapağının da melek temalı olması kötü bir şaka gibiydi.🙄 Kapağına bakıp fantastik bir kitap olduğunu sanıp alanlar olmuştur diye düşünüyorum açıkçası. Kısacası Sparrow okumanızı tavsiye etmediğim bir kitap diyebilirim ama tabi tercih sizin. Stockholm sendromu ile ilgili bir kitap arıyorsanız eğer, buldunuz! 😂

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »

6.03.2021

WILLOUGHBY AİLESİ ~ LOIS LOWRY

 Çocukların okuyup okumaması gerektiğine henüz karar veremediğim sevimli ama dramatik bir kitap Willoughby Ailesi. En büyük çocuk olan Timothy 12 yaşında, anne-babalarının farklı isimler bile koymaya zahmet etmediği için hem ikiz hem de adaş olan 10 yaşındaki Barnabyler (kendi aralarında onları ayırt etmek için Barnaby A ve Barnaby B olarak sesleniyorlar) ve 6,5 yaşındaki Jane, anne ve babalarıyla şehirde uzun, ince bir evde yaşıyorlar. 

"Willoughby ebeveynleri çocukları olduğunu sık sık unutur ve  hatırlatıldıklarında da bu gerçek canlarını çok sıkardı."

İkizler annelerinin onlara çok gördüğü bir kazağı günlere bölüşerek birlikte giyiyor. Kadın kedilerine kazak örüyor ama ikizlere örmüyor.🥺 Bankacı babaları ve umursamaz anneleri ile yaşamaya çalışan dört kardeş anne babalarının onlardan kurtulmak istediğini fark ettiklerinde işler değişiyor. Ve anne babaları çocuklarında da onlardan kurtulmaya karar verdiğini bilmiyor.

" "Biz, Ruhsuz Umursamaz Tehlikeli ve Hain Willoughby kardeşleriz." "

 Tim, Kötü Emeller Seyahat Acentesi'nin broşürünü posta kutularına bırakarak anne-babalarının aklına tehlikeli bir tatil fikrini sokuyor. Bay ve Bayan W illoughby çocukların başlarına bir dadı bırakıp tatile çıkıyor ve evlerini de satışa çıkarıyorlar. Çocuklar evin satılmaması için ellerinden geleni yaparken, anne-babaları da timsahlarla, uçak kazalarıyla mücadele ediyor.

"Sefaletin her zaman parayla bir ilgisi yoktur. İnsanlar üzgün olduklarında da sefalete düşebilirler. Ve Kumandan Melanoff çok üzgündü."

 Bir gün kapılarının eşiğine bırakılmış bir bebek buluyor Willoughby kardeşler. Ancak anneleri onu tekrar sokağa bırakmalarını isteyince Kumandan Melanoff'un malikanesinin önüne bırakıp evlerine dönüyorlar. Kumandan Melanoff karısı ve çocuğunu yıllar önce kaybetmiş umutsuz ve mutsuz bir adam. Adeta hayattan vazgeçmiş. Kapısına bırakılan bu bebek onun hayata yeniden dönmesini sağlıyor. Hayırseverliği sayesinde de Willoughby kardeşler ve dadıyla yolları bir kez daha kesişiyor ve herkesin hayatları değişiyor.


 Sevimli ve tatlı bir kitap. Ancak çocuklar için çok uygun olduğunu düşünmüyorum. Klasik çocuk masallarının gerçekçiliği ve benzerlikleri ile derdi olan, onlarla dalga geçen bir hikaye. The Willougbyhs Return adıyla ikinci bir kitabı daha var Willoughby kardeşlerin. Ancak dilimize çevirisi yok. Onu da okumak isterim açıkçası.

 Willougby Ailesi'ni ilk önce Netflix'te izledim ben. Daha sonra araştırdığımda bir kitabı olduğunu da öğrendim ve öyle alıp okudum. Filmi de çok sevmiştim, kitabı da çok sevdim. Filmini de izlemenizi tavsiye ederim yani. 

 

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
Devamını Oku »

27.02.2021

BİR ALIŞVERİŞKOLİĞİN İTİRAFLARI ~ SOPHIE KINSELLA

   Kitap Fiyatı: ₺ 5 [ 28/09/2019 ]  - NadirKitap   

 

 Alışverişkolik serisi! Kapitalizm Rebecca Bloomwood'un hayatını ele geçirmiş. Ve böylece 9 kitaplık bir serinin de yolu açılmış. Bu seri ile ilgili şöyle bir durum var: Bir Alışverişkoliğin İtirafları ve Alışverişkolik ve Pembe Dünyası aynı kitap, orijinal kitap isimleri dahi farklı olsa da. Ben maalesef orijinal isimleri farklı olduğu için iki farklı kitap sandım ve ikisini de aldım ama okumaya başladığımda ikinci kitabı da şöyle bir karıştırayım dedim ve fark ettim ki ikisi aynı kitap. Bu bilgileri göz önünde bulundurarak seri sıralamasını veriyorum.

 

 

Alışverişkolik Serisi

1) Bir Alışverişkoliğin İtirafları ya da Alışverişkolik ve Pembe Dünyası
2) Alışverişkolik ve Amerika Rüyası ya da Alışverişkolik Yurtdışında
3) Alışverişkolik ve Evlilik
4) Alışverişkolik ve Ablası
5) Alışverişkolik ve Bebeği
6) Mini Alışverişkolik 
7) Alışverişkolik Yıldızlar Arasında
8) Alışverişkolik Takipte
9) Christmas Shopaholic (Çevirisi yok.)

"Kalbim, yüzde elli indirim etiketi gördüğümde attığı kadar asla atmıyor."

 
 Her şey bir kredi kartı ekstresi ile başlıyor, yüklü bir kredi kartı ekstresi. Bir ekonomi dergisinde gazeteci olan Rebecca (kısaca Becky) Bloomwood'un başı kredi kartları ile dertte. Uçan kuşa borcu olan 24 yaşında alışveriş yaptığında dünyası güzelleşen sevimli bir kadın Becky. Birlikte yaşadığı en yakın arkadaşı Suze da ondan geri kalmıyor ama Becky annesine aldığı şeylerin fiyatlarının sadece üçte birini söylerken Suze'un hiç böyle bir problemi olmamış. (Kızın kuzeni en zengin bekarlardan biri olarak dergilere çıkıyor, siz düşünün yani.) 
 

" "Arkadaşlar birbirine saygılı davranır. Ama sen bana saygı duymuyorsun değil mi? Sana göre ben bir şakayım. Hiçbir şeyim. Eh..." Yutkunuyorum. "Eh, öyle değilim." "

 
 Hemen yukarıdaki alıntı kitabın en sevdiğim bölümü oldu. Peki Becky bu sözleri kime söylüyor? Bir iletişim firmasının sahibi olan Luke Brandon'a. Luke, kalbimizi biraz kıran ilgi çekici beyefendi. Aynı zamanda Becky'nin de hoşlandığı bey. Ah, bu arada... Luke, Becky'nin en yakın arkadaşı Suze'u işten kovmuş zamanında. (Bence bu sevimli bir detaydı.😂) 

"Hayatımın geri kalanı için planım var mı? Pek sayılmaz."

 
 Mart ayında Noel alışverişi yapacak kadar kendini kaybetmiş durumda Becky. Bir sürü bankaya borcu var ve onlardan sürekli kaçıyor. Sorunlarıyla asla yüzleşmiyor. Şöyle söyleyeyim; anne-babasının evine gittiğinde Derek Smeath adında bir bankacı ararsa onlara yerini asla söylememesini çünkü adamın kendisini takip eden birisi olduğunu söyleyecek kadar ileri gidiyor. Yani yalan kızımızın ağzına yuva yapmış desem yeri. Ama bazen de öyle bir dürüst oluyor ki, bravo dedirtiyor insana. 
 

 "Buraya ait değilim, yığınla tozlu basın toplantısı notları ve içleri geçmiş kişiler hakkında bilgisayar tuşlarına basmak bana hitap etmiyor."

 
Çok borca girdiği için babasının her zaman sunduğu iki seçenekten birini yapmaya başlıyor: Kısıntı yap. Ancak bunu beceremeyince öteki seçeneğe yöneliyor: Daha çok para kazan. Aslında hayatını yoluna sokmaya çalışan komik bir kız Becky. Hayalinde bir magazin dergisinde çalışmak varken finans dergisinde çalışıyor ve elindekilerle mutlu olmaya çalışıyor. Başkalarının onu olduğu yerde bırakıp hayatlarını ilerlettiğini fark ettiğinde de içine kapanıyor. Ve bir yerden sonra şansın da yardımıyla farkında olmadan hayatını düzene sokmaya başlıyor.
 

"İşte birden, orada, annemlerin bahçesinde dururken hayatımın en dibine vurduğumu hissediyorum."

 
 Kitabı okurken aklımda en çok dolaşan sorulardan birisi şuydu: Neden kız kendini sürekli utandırmak zorunda? Tamam, karakteri tam olarak oturmamış, biraz şaşkın, biraz sevimli bir karakter ama sürekli kendi kendini rezil edemez yani. Kitapta beni rahatsız eden bir noktaydı bu. Onun dışında kitap fena değil. Herkes  bu seriyi çok sevmiş ama açıkçası ben Numaran Bende Var (yorum için tıklayın) kitabını daha çok sevmiştim. O tadı bulamadım. Ama okunur mu derseniz, okunur derim. 
 
Rebecca Bloomwood'un Banka ile Baş Etme Yöntemleri:
1) Bacağınızın kırıldığını söyleyin.
2) Var olmayan köpeğinizin öldüğünü söyleyin.
3) Telefonu yüzlerine kapatın.
4) Öpüşme hastalığı kaptığınızı söyleyin.
5) İmzasız çek gönderin.
6) Var olmayan teyzenizin öldüğünü söyleyin.
7) Yanlış tarihli çek yazın.
 
 
 2009 yılında filmi de çıkmış bir kitap Bir Alışverişkoliğin İtirafları. Kitaptan edindiğim izlenim ile filmin eğlenceli olacağını düşünüp izlemek istedim. Ama film kitaptan sadece esinlenildiği ile kalmış diyebilirim. Saçma sapan değişiklikler yaparak kitabı harcamışlar resmen. En başında kız ekonomi gazetesinde değil bahçecilik temalı bir dergide çalışıyor ve sonra finans gazetesinde Luke'un yanında işe giriyor. O andan sonra zaten filmi atlayarak 10 dk içinde bitirdim. Görmeyi çok istediğim bavul sahnesini bile yok etmişler. IMBD 5,9 vermiş zaten. Filmin seveni var mı? Var. Ama ben onlardan biri değilim. Belki kitabı önce okumasaydım sevebilirdim.

 
 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
Devamını Oku »

19.02.2021

SAHTE BALAYI ~ CHRISTINA LAUREN

  Kitap Fiyatı: ₺  23,10 [ 04/02/2021 ]  - Kitapyurdu    

 Christina Lauren tarafından yazılan bir romantik komedi kitabı Sahte Balayı. Bilmeyenler için (benim gibi) hemen söyleyeyim Christina ve Lauren iki farklı kişi aslında. Christina Hobbs ve Lauren Billings birlikte yazan iki yakın arkadaş. (Alın bu bilgiyle yaşayın.😁)

"Ne düşündüğümün bir önemi yoktu, herkesin gözünde karamsarın tekiydim."

 Amelia (kısaca Ami) ve Olive (evet, bildiğiniz Zeytin 😂) Torres tek yumurta ikizleri. Yani dış görünüşleri tıpatıp aynı, karakterleri ve hayatlarının aksine. Olive'in sözleriyle kız kardeşini tanımlayacak olursak Ami dört yapraklı bir yonca. Oysa İkizi ilgi odağı olurken hep kenara çekilen   Olive ise ev arkadaşı aniden evden taşındıktan bir gün sonra işten çıkarılmış ve 2 aydır iş arayan bahtsız bedevi bir kız. Ethan ise karizmatik, yakışıklı ve zeki bir adam.

"Bineceğimiz uçağı gördün mü? Kendi uçak yakıtımızı yanımızda getirmemizi istemedikleri için şanslıyız."

 Ami'nin neredeyse her şeyi (gelinliğini bile!) bedavaya getirdiği düğünü ile başlıyor kitap. Damadımız Dane Thomas. Ami'nin baş nedimesi ikizi Olive, Dane'in sağdıcı ise abisi Ethan. Olive ve Ethan birbirinden nefret ediyor demeyelim de yıldızları barışık değil diyelim.😜 Olive alerjisi, Ethan ise titizliği yüzünden düğündeki açık büfe deniz mahsüllerinden yemiyor. Onların dışındaki herkes açık büfenin azizliğine uğrayıp kusmaya başlıyor, hem de tam Olive konuşmasını yaparken! Kötü şans!😖 Ami ve Dane sağlam kalanlar oldukları için Olive ve Ethan'ı kendi (bedava) balayı tatillerine gönderiyor ve maceramız böyle başlıyor.

 Tam Sally Thorne hayranlarına göre bir kitap olduğunu söyleyen birkaç yorum sonrasında kitabı alıp okumaya karar vermiştim. Ancak bana kalırsa bu yorumlar biraz yanıltıcı. Yani sanırım okuyucunun (yani benim😅) çıtayı yükseğe koymasına neden oluyor. Açıkçası kitap öyle komik böyle eğlenceli diyebileceğim bir kitap değildi. Komik mi? Evet, yani. Eğlenceli mi? Evet. Zeki esprileri var mı? Var. Ama okumazsam olmaz mı? Hayır. Yani beklediğim kadar komik ve eğlenceli gelmedi. Kesinlikle vasat da diyemem ama okuyacaksanız siz yine de çıtayı çok yukarıda tutmayın. Özellikle de Sally Thorne ile kıyaslamayın.🙅

 Bana kalırsa Olive'in karakter olarak bazı eksik duyguları var. Yani çok öfkelendiği bir şeyi 1 saat sonra unutuveriyor. Oysa Ethan'a üç yıl önceki tek bir hareketi yüzünden kin güden bir kadın Olive. Yeterince öfkeli kalamıyor ve bu da karakterini gerçeklikten uzaklaştırıyor. Çünkü onu en başta öyle bir anda her şeyi unutacak biri gibi yazmamışlar. Karakter gelişimi olarak düşünülebilir mi? Hayır, çünkü üç yıl önceki olay sürekli aklında dönüyor ve bir gecede de kimse öyle bir karakter gelişimi yaşamaz, özellikle 30 yaşını geçmiş biriyse. Bunların dışında okunur mu? Okunur. Hoş diyebileceğim bir kitaptı.Ayrıca iç ön ve arka kapak tasarımları çok hoşuma gitti! (Zaten Yabancı Yayınları kapak tasarımı konusunda baya iyi.)😍😍


 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »