9.12.2017

BİR KADININ YAŞAMINDAN YİRMİ DÖRT SAAT ~ STEFAN ZWEİG

   Kitap Fiyatı: ₺ 3,47 [ 22/09/2017 ]  - D&R  

 Zweig kitabının açılışını bir tartışma sahnesi ile başlatıyor. Pansiyonda kalan misafirler bir skandal üzerine yüzeysel sohbetlerini kenara bırakıp tartışmaya başlıyorlar. Skandalın başkahramanı yakışıklı bir Fransız ile fabrikatörün karısı, iki çocuk annesi Henrietta. Yakışıklı Fransız'ın uzun uzun tasviri yapılıyor ve övgüler alıyor. Zweig kitabı okuyan tek bir kişi bile onu beğenmeyip burun kıvırmasın istemiş. Kibar, mütevazi, her kesimle ilişki kuran, hoş sohbeti olan birisi Fransız. Ancak kendisi fabrikatörün karısıyla kaçınca bir skandal patlak veriyor.

 Bir kadın nasıl sadece birkaç saat geçirdiği biriyle iki çocuğunu da arkasında bırakarak kaçar, sorusu üzerine dönüyor masadaki tartışma. Bu tartışma aslında anlatıcımız ile masanın kalanının fikir çatışmasından doğuyor. Anlatıcıya göre bir kadın için birkaç saatoldukça önemliyken diğerleri uzun zamandır saklanan bir yasak aşk olduğunu savunuyor. Bu tartışmadan sonra pansiyon müşterilerinden olan Bayan C. ile anlatıcı yakınlaşıyor. Bayan C. İngiliz bir elit olarak görülüyor. Kadın bir mektup yazıp anlatıcımıza ulaştırıyor ve kitabımızın asıl kahramanının Bayan C. olduğunu anlıyoruz.
 Zweig kitaba giriş için oldukça muazzam bir yol seçmiş. Küçük ve yüzeysel bir olayla başlayan kitap benzer bir olayın derine inmesiyle devam ediyor. 
 Ardından 67 yaşındaki Bayan C. anlatıcımıza 27 yıl öncesini anlatmaya başlıyor. Kendisi kocasının ölümüyle boşluğa düşmüş bir kadın. Ancak hala kocası varmış gibi yaşamını devam ettirmekte olan kadın, eskiden kocasıyla gittiği bir kumarhaneye gidiyor. Kocasının ona öğrettiği taktik üzerine oyun oynayanların ellerini incelemeye başlıyor. Zweig oldukça uzun bir şekilde eller ve kumarın bağlantısıyla ilgili tasvirler yapmış. Ve Bayan C. aniden gördüğü bir çift ele adeta vuruluyor. Maceramızda burada sonra başlıyor. 
 Bayan C.'nin vurulduğu bu adam en fazla 24 yaşında olan bir genç. Erkeksi değil ama etkileyici bir genç olmakla beraber Bayan C. en çok onun ellerinden etkileniyor. Genç adamın ellerinden hissettiği gerilim ve heyecan kadını adeta çarpıyor diyebiliriz. Bu gencin bir kumarbaz olduğunu ve o gece her şeyini kaybettiği için intihara kalkışacağını bir bakışta anlıyor Bayan C. ve ona yaklaşmasıyla asıl olay başlıyor. 


 Sigmund Freud kitabın küçük bir başyapıt olduğunu söylemiş. Açıkçası okuduğum en iyi Zweig kitabı değildi ama yine de iyi bir kitaptı. Gün içerinde okunabilecek lokmalık bir kitap olduğunu da söylemeliyim. İnsanların daha doğrusu kadınların arzuları için neler yapabileceğini ve bu arzunun bitmesiyle neler hissedeceğini anlatmış Zweig. Kadınların psikolojik analizlerini oldukça da iyi yapmış, çünkü kendimi o kadının yerine koyduğumda evet, bende bunu hissederdim, diyebildim. Kısa zamanda gerçek bir şeyler hissetmek isterseniz tavsiye edeceğim bir kitaptır kendileri.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
Devamını Oku »

2.12.2017

AŞK SENİ DE VURUR ~ JULİE GARWOOD

   Kitap Fiyatı: ₺  16,63 [ 14/01/2017 ]  - Kitapyurdu   

Highlands' Lairds serisinin son kitabını bitirerek bir tarihi aşk roman serisinin daha sonuna gelmiş bulunmaktayım. Mükemmel olmasa da güzel bir seri olduğunu itiraf etmeliyim. Baş karakterlerimiz St. Biel'li Prenses Gabrielle ve İskoç Beyi Colm MacHugh. Bir önceki kitaptan gelen karakterimiz ise Brodick, Ramsey değil.😔

 Colm MacHugh, Herkül kadar güçlü ve tabiki savaşta oldukça acımasız biri; yenilmesi de yakalaması da imkansız. Ki bu benim aklıma şu soruyu getirdi, yenilmesi imkansızsa neden kaçsın ki? Sonuçta sadece kaçan biri yakalanabilir. Ayrıca Colm bir önceki kitaptan tanıdığımız Brodick'ten daha öfkeli ve tehditkar. Tam bir yalnız kovboy olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Neyse, kızımız Gabrielle ise yine herkesin peşinde olduğu güzeller güzeli bir kız. Yani bir başka iki mükemmel karakterin aşkını anlatıyor Garwood bize. Bu arada Gabrielle, Brodick'in karısının kuzeni olduğu için Brodick ona az da olsa aile ilgisi gösteriyor.

 Gabrielle yaşlı bir bey olan Monroe ile evlendirilmek üzere İskoçya'ya gönderiliyor. Gabrielle'in babası Monroe ile olan evliliği kızının güvenliği için kabul ediyor. Açgözlü Kral John (kendisi önceki kitapta Arianna'nın hazinesinin peşindeydi), St. Biel hazinesinin peşine düşüyor. Gabrielle'in de bu konuda bir şeyler bildiğinden şüpheleniliyor.

 Kızın çeyizi Kral John'a ait olan ve oldukça verimli toprakları olan Finney Ovası. Ovanın komşusu olan klanlar da aralarında bu ova için kavga ediyor. Bu klanlardan biri de Colm'un klanı. Aynı ovanın peşinde olan MacKenna klanıyla MacHugh klanı arasındaki bu çekişme sonucu Colm'un 'güçlü savaşçı' kardeşi Liam kaçırılıyor. (Daha sonra kitapta Liam da bizim sorduğumuz soruyu sorup bu kadar güçlü olup nasıl kaçırıldığını anlayamadığını söylüyor. Yani yazar da bağlantıyı tam anlamıyla kuramamış ama muhtemelen tekrara düşmemek için de Liam'ı küçük bir çocuk yapmamış.) Bir tesadüf sonucu Gabrielle, Liam'ı görüyor ve onun kim olduğunu bilmeden onu kurtarıyor. Ancak Colm, başka olaylar nedeniyle kardeşini kurtaranın Brodick olduğunu düşünüyor. Zaten kız kitabın sonlarına doğru Liam'ı kurtardığını söylemeye karar veriyor.

 Gabrielle'in evleneceği  Bey Monroe bir cinayete kurban gidince olaylar patlak veriyor. Gabrielle'in başına gelmeyen kalmıyor ve Brodick, Colm'dan borcunu ödemesi için Gabrielle ile evlenmesini istiyor. Yani aşkla başlayan bir ilişkileri yok hatta kız Colm'u ilk gördüğünde korkudan nefesi kesiliyor. Ancak garip bir şekilde bir anda Colm'dan hoşlandığını da öğreniyoruz.

 Sonuç olarak mükemmel olmayan ama güzel ve eğlenceli bir kitapla karşı karşıyayız. Lokmalık bir kitap olduğunu da söylemeliyim. Öyle kafa yoran bir tarafı yok. Tarihi aşk romanları arasında okunabilitesi yüksek romanlardan.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »

25.11.2017

UĞURBÖCEĞİ ~ D.H.LAWRENCE

   Kitap Fiyatı: ₺ 4,50 [ 02/09/2017 ]  - D&R   

 D.H. Lawrence 1885 - 1930 tarihleri arasında yaşamış dönemine uyum sağlayamamış bir yazardır. Kitabında normal bir aşk hikayesi anlatılmıyor. 1918 yılında bir aşk hikayesiyle savaş manzarası anlatılıyor aslında.

 Lady Beveridge, eski bir tanıdıkları olan Kont Johann Dionys Psanek'i hastanede savaş yaralısı olarak görüyor. Ardından kızı Leydi Daphne'ye gidip durumu anlatıyor ve beraber kontun ziyaretine gidiyorlar. Bu arada Daphne'nin kocası da asker ve kayıp durumda ki daha sonra Türkler tarafından esir alındığı ortaya çıkıyor. Neyse, kocasının yokluğunda yalnızlık çeken Daphne ara sıra kontu ziyaret etmeye başlıyor. 
 Kont başlarda bu ziyaretlerden rahatsız oluyor ama bir tek Daphne ile konuşuyor. Yani onunda gönlü var kızda.😁 Hatta zaman geçtikçe kız ile aile geleneklerini falan gerçekleştiriyor ki bahsettiğimiz dönemde geleneklerin öneminden bahsetmeme gerek olduğunu sanmıyorum. Kitaba adını veren Uğur böceğinin kontun ailesinin arması olduğu söyleyeyim hemen. Ben baya merak etmiştim okumadan önce neden uğur böceği, diye.😁 
 Kontun modern dünyanın ve bu dünyanın bir getirisi olan savaşın sıkıştırdığı bir insan olduğunu söyleyebilirim. Özgür olmak ve kanunun dışına çıkmak istiyor. İçine sıkıştığı dünyayı sevmiyor. Ben bu durumu sistemi yıkmak için sistemin dışına çıkma fikri olarak değerlendirdim. Ayrıca kont dünyaya karşı duyduğu bu nefreti saklamıyor ve hatta öfkeli bir ruh olduğunu da kabul ediyor. 
 Leydi Daphne ise bu öfkeli ruhtan kaçmak, vazgeçmek istiyor ama bu durumda bile görüşmeleri engellendiğinde, bu engelleri aşmak için ne gerekiyorsa yapıyor. Yani aralarında oldukça kuvvetli bir çekim gücü var. Aslında Daphne hayatında hiç karşılaşmadığı bu karakterin aşkını merak ediyor bir nevi. Şefkatli kocasının aksine kont, yabani bir insan. Çünkü kont insan sevmiyor.
 Daphne kocasını yeniden ve daha çok sevebilmek için çaba harcıyor, savaşın onu değiştirdiğini umuyor. Bu değişimle kocasının kont gibi yabani birine dönüşmüş olmasını istiyor içten içe. Yani kocasında kontu arıyor ancak bulamayınca huysuzlaşıyor. Kocası onu taparcasına seviyor ve aşkın bir konuma yerleştiriyor. Daphne ise bu durumdan rahatsız oluyor. Çünkü o kendisini sıradan bir insan olarak görüyor, aşkın bir konumu olduğuna inanmıyor. Böylece kocasının romantikliğini rahatsız edici bulup konta olan aşkı daha çok büyüyor.
 Lawrence savaşın insanları nasıl etkilediğini anlatmış bu kitabında. Savaştan dönen her insan gördüğü kandan, ölümden, silahlardan etkilenir ve farklı tepkiler ortaya çıkar. Savaş kontu daha da yabanileştirirken Daphne'nin kocasını daha da uysallaştırmıştır. Bir de savaşın bitmesini bekleyen, askerlerin geride bıraktığı insanlar var tabi. Geride kalanların düştüğü endişe durumu, merakları ve beklentileri anlatılmış. Daphne kocasının daha da sertleşmesini beklemiştir ve duyduğu hayal kırıklığı onun hayatını etkilemiştir. Savaşın sadece askerleri ya da savaşın yapıldığı coğrafyayı değil, herkesi etkilediğini görürüz böylece. Ayrıca kitapta geçen konuşmalarda savaş karşıtlığı açık açık gösterilmiştir. 
 Kont Dionys'in adının güzelliğinden çok bahseder Daphne. Dionys'in şarap tanrısı olan Dionysos'tan gelme bir isim olduğunu düşünecek olursak yazarın bize gizli bir imada bulunduğunu da düşünebiliriz. Çünkü Dionysos medeniyetin destekçisi ve barış aşığıdır.

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 
Devamını Oku »

18.11.2017

RÜZGARDA SAVRULAN KÜLLER ~ KATHLEEN E. WOODİWİSS

  Kitap Fiyatı: ₺ 11 [ 02/08/2017 ]  - Nadir Kitap  

 695 sayfalık kitap bize bir roman olduğunu dolu dolu hissettiriyor. Yazarın oldukça detaylı bir dili var. Olayları gözünüzde canlandırmak için büyük çaba harcamış. Betimlemeler o kadar fazla ki olayı gözünüzde canlandırmamanız imkansız hale gelmiş. Detay seviyorum diyenlerdenseniz şiddetle tavsiye ederim. (Ben bir detaysever olarak biraz bunaldım açıkçası ama yine de şansınızı deneyin.)


 İç savaştaki Amerika, New Orleans kitabın ilk kısmındaki mekanımız. İkinci kısımda başka bir yere geçiyorlar. (Gereğinden fazla spoiler vermemeye çalıştığım için söylemeyeceğim.) Erkek baş karakterimiz Cole Latimer; cerrah olarak atanan yüzbaşı oldukça yakışıklı bir adam. Genç ve dinamik. Alaina MacGaren ise tehlikelerden korunmak için erkek kılığında seyahat eden bir kadın. Onun için en önemli şey hayatta kalmak, çünkü aynı zamanda bir suçlu olarak da aranıyor. Cole ile karşılaştıklarında adam küçük bir erkek çocuğunu koruduğunu sanarak onu amcasının evine kadar bırakıyor. Alaina'nın kıskanç ve uyuz kuzeni de kitaba böylece dahil oluyor. Kuzeni Roberta, Cole'den o kadar etkileniyor ki onun düşman bir asker olması umurunda değil. Ona göre Cole hayatına heyecan katmanın yeni bir yolu. Ancak Alaina ne kadar Cole'den etkilense de onunla düşman oldukları gerçeğini unutmuyor. Ancak ona hastahanede bir iş bulmasına da karşı çıkmıyor. Çünkü amcasının ona bakamayacağını düşünüyor ve böylece Alaina, Al oluyor. 

 Kadınsal olarak kuzenini kıskanan Roberta ise bu durumdan oldukça memnun oluyor. Ancak Al ve Cole ikilisinin samimiyetinden yine de hoşlanmıyor. Al ise gün geçtikçe Cole'den daha çok hoşlanıyor. Ayrıca hastahanede girdiği işle birlikte Kuzeylilerin de insan olduğunu fark edip önyargıları kırılıyor. Erkek kılığındaki yaşamının avantajları her ne kadar daha fazla olsa da bir kadın olmayı özlüyor Alaina.

 43 bölüm ve 2 kısımdan oluşan kitabın ikinci kısmı, birinci kısmından daha iyiydi. Zaten ilk kısmın sonlarına doğru kitap sıkmaya başlıyor. İkinci kısımla birlikteyse yeniden heyecan vermeye başlıyor. Kafa dağıtmalık bir kitap asla değil. Okurken emek vermek, kafa yormak zorunda olduğunuz ağır bir roman. Doğrusu kitaba başlamadan kalınlığının bir gözümü korkutmadığını söyleyemeceğim, korktum ama yine de dört gün içerisinde bitirdim. 

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere. ❤ 
Devamını Oku »

12.11.2017

ÖLÜMLE RANDEVU ~ MARİO MAZZANTİ

  Kitap Fiyatı: ₺  11,73 [ 12/08/2017 ]  - Kitapyurdu    

Kitap Ortaçağ araştırmaları yapan ünlü bir profesörün ölümü ile başlıyor. Komiser Benni de katilin peşine düşüyor. Ellerinde çok az ipucu var ve olaylar da oldukça yavaş bir şekilde gelişiyor. Olay her ne kadar 2006 yılında geçse de daha çok tarih anlatılıyor. Tarih kısımlarının anlatılması içinse Komiser Benni'nin sevgilisi Angela yardımcı oluyor ve tarihe meraklı bir doktora başvuruyorlar.

 Açıkçası kitap Komiser Benni ve sevgilisi Angela'nın tarih dersi almasını daha çok anlatıyor. Çok fazla Hristiyanlık tarihi anlatılıyor ve bu durum insanı sıkıyor. Çünkü bu kitabı tarih okumak için elime almamıştım sonuçta. Çok fazla tarih olduğu içinde okuyucunun dikkati dağıtılıp gülümsetilmek istenmiş ancak bu girişim işe yaramıyor. Çünkü espriler havada kalmış. İlk 134 sayfa adeta bir tarih kitabı olarak yazılmış gibi. Ancak deliller sürekli tarihi olaylar ilgili çıkınca bu durumda uzuyor.

 Bir de elyazması ortaya çıkınca tamam bakalım daha ne kadar sıkıcı olacak, dedim. Çünkü benim okuduğum tek el yazması Marx'ınkiydi. Ancak elyazması kitapta okuduğum en güzel kısımdı. Yani kitabı biraz elyazmasını bitirmek için hızlı okudum.😁

 Aksiyonu düşük bir kitaptı. Aslında tarihin bir ders gibi anlatıldığı kısımlar bitince kitabı okumak kolaylaşıyor. Ancak tarihi sevmeyenlerin okuyabileceği bir kitap değil. Tarihi sevenlerinde (ki ben tarih severim) Hristiyanlık tarihine daha doğrusu İtalya tarihinde Hristiyanlığa ilgi duyması okumayı kolaylaştırır. Mario Mazzanti'nin şuana kadar çevirisi yapılan diğer üç kitabı da okudum ve bu kitap kendimi zorlayarak okuduğum tek kitaptı. Bir yazarın hayatımda gördüğüm en iyi ve en kötü kitabın ikisini de yazabileceğini düşünmezdim. Ama Mazzanti bunu başardı. Ölümle Randevu okuduğum en kötü polisiye romandı.😓

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere. ❤ 

Devamını Oku »