all saints lisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
all saints lisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25.08.2023

YARALI ŞÖVALYE ~ L. J. SHEN

All Saints Lisesi Serisi:

1) Serseri Prens (Yorum yazısı için tıklayınız.)
2) Yaralı Şövalye
3) Angry God 

"İki Knight Cole vardı.
Biri benimdi.
Diğeri herkesin."

    All Saints Lisesi serisi Sinners of Saints serisinin ikinci kitabı Yaralı Şövalye ile karşınızdayım. Hikayemiz Knight ve Luna'nın çocukluğuyla başlıyor. Luna annesi tarafından 2 yaşına basmadan terk edilmiş, babası ve üvey annesi tarafından büyütülmüş seçici dilsizlik ile yaşayan başkarakterimiz. Fotoğrafik hafızaya ve 155 IQ seviyesine sahip. Aynı zamanda ileri derecede sosyal anksiyetesi var ve terapi görüyor. Yani Luna kimseyle konuşmuyor ve birileriyle iletişime geçmekte inanılmaz zorlanıyor.

 "Aslında yanımda olmadığı sürece nerede olduğu önemli değildi."

 Knight Cole ise Luna'nın tam tersi; oldukça popüler ve Luna'ya çocukluğundan beri aşık olan başkarakterimiz. Knight da annesi tarafından Cole ailesine evlatlık verilmiş. Yani her ikisi de öz anneleri tarafından bırakılmış çocuklar. Onu evlat edinen annesi Rosie ise çok hasta ve ölüme çok yakın. Knight'ın zayıf noktası da zaten annesi. Ailedeki herkes Rosie'ye odaklandığı için geri kalan herkes birbirini ihmal ediyor.

"Ölebilirdin," diye haykırdı yüzüme doğru. Yaralı yumruğunu kalbine vurarak, "Beni bırakıp gidebilirdin," dedi.

    Farklı şekillerde de olsa dünyadan nefret eden iki kişi Luna ve Knight. Knight, Luna denizatlarını çok seviyor diye annesine imzalattığı izin kağıdı ile bir denizatı dövmesi bile yaptırıyor Luna için. Luna kendini ona layık bulmuyor. Düşünsenize okulun en popüler çocuğu ile okulda hiç arkadaşı olmayan insanlarla konuşmayan bir kız nasıl kendini ona layık görebilir? Oysa bence biri illa birine layık olmayacaksa Knight, Luna'ya layık olamaz. 😈

"Beni öldürüyorsun, Luna Rextroth."
"Seni öldürüyor muyum, Knight? Peki, hiç durup senin beni uzun zaman önce öldürmüş olabileceğini düşündün mü?"

 18 yaşından itibaren Luna'ya Ayışığı demeye başlıyor ve bunu ilerleyen bölümlerde sevgilisine Günışığı diye seslenmeye başladığında (bence) mahvediyor. Knight benim için çok eksilerde bir karakter. Evet, bazı bahaneleri var ama Luna'nın canını yakıp kendisine çifte standart uygulaması kabul edilemez. Üstelik Luna hiçbir zaman yanlış bir şey yapmıyor. Oysa Knight yüzlerce hata yapıyor. Knight, Luna'ya ona güvenmemesi için yüzlerce sebep verip sonra da ona güvenmediği için kızıyor.

"Dünyanın bozulmamış, korunaklı hayatımı lekelemesine izin vermem gerekiyordu."

    Luna bir fanusun içinde yaşıyor. Hiçbir zaman ailesinden, Knight'tan uzaklaşmamış ve Luna üniversiteye başlayacağında da Knight onun evden ayrılabileceğine ihtimal dahi vermiyor. O, Luna'yı cepte görüyor. Sonunda Luna en iyisinin üniversite için şehirden ayrılmak olduğuna karar verdiğinde Knight onu görmezden gelip kendine bir sevgili yapıyor ve Poppy yani "Günışığı" (😖) böyle hikayeye dahil oluyor. 

"Seni seviyorum Knight Cole. Her şeyden çok. Belki kendimden bile çok. Ama sana kalpten güvenmiyorum. Beni böyle incittiğinde kendimi küçük düşmüş ve kindar hissediyorum. O kadar kindar ki konu ben olunca kalbine sahip çıksan iyi olur. Aramızdaki bu şey her neyse artık, o bizi öldürmeden bizim onu öldürmemiz gerekiyor, anladın mı? Birlikte olamayız."

Poppy'ye gurur tanesi hiç düşmediği için başka birisine aşık olan Knight'ın sevgilisi olmaktan hiç gocunmuyor. Luna onların ilişkisini öğrenince HAKLI OLARAK diyor ki Knight'ı geride bırakmanın zamanı geldi çünkü Knight, ona layık olan mükemmel kızı buldu, diye düşünüyor. Ve sevgili Luna kalbini iyileştirmesi için üniversiteden Josh diye bir çocuğa gidiyor. Josh ve Luna meselesinde de Knight, Luna'ya YILLARCA yaşattıklarını görmezden gelip haklıymış gibi Luna'ya sinirleniyor. Luna'nın değişimi, bağımsızlığı Knight'ı korkutuyor ve korktukça kızın daha çok canını acıtmaya çalışıyor.

 "Aşkımızın nabzı her daim atıyordu. Bazen hafifçe. Bazen o kadar hızlı ki başka bir şey duyamıyordum."

 İlk kitaptan sonra ben her ne kadar yazar beni daha fazla ağlatamaz dediysem de bunu başardığını söylemek isterim.  Serseri Prens'ten daha dramatik ve sürprizlerle dolu ki bu da benim üçüncü kitabı daha da çok merak etmeme neden oluyor. L. J. Shen çıtayı öyle yükseltti ki Vaughn'ın hikayesini okumayı sabırsızlıkla bekliyorum. Umarım çevirisi çabuk gelir, gelmezse de artık ingilizcesini bulup okuyacağım.🙇🏻‍♀️

Not: Daria Followhill hala en sevdiğim karakter. 🌟
Not
²: Yazarın Dean ve Dixie'yi birbirine yapmasından hiç hoşlanmadım.

    Kitap Fiyatı: ₺ 57,50 [ 06/05/2023 ]  - KitapYurdu   

 

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »

20.07.2023

SERSERİ PRENS ~ L. J. SHEN

All Saints Lisesi Serisi:

1) Serseri Prens
2) Yaralı Şövalye (Yorum yazısı için tıklayınız.)
3) Angry God 

"Ona buzdan kalbimi verdim, o da alıp önce eritti, sonra ısıttı, sonra yaktı ve en sonunda da hançerledi."

    All Saints Lisesi serisi Sinners of Saints serisinde geçen karakterlerin çocukları ki bu 5 kitaplık bir seri yani bence iyimser bir şekilde en az iki kitap daha bu seriden gelmesi lazım; mesela kitabın baş karakteri Daria'nın kardeşi falan olabilir... Buralar biraz monologa döndü, en iyisi bu meseleyi burada bırakmak.😅

"Benim gibi on dördünde olan Via, olmak istediğim her şey."

 14 yaşındaki Daria Followhill'in bakış açısı ile kitabımızın açılışını yapıyoruz. Annesinin bale kursunda kendini tabiri caizse bütün ördeklerin arasında çirkin ördek yavrusu gibi hisseden bir kuğu Daria. Çünkü onlar gibi uzun-ince değil ve onlar kadar da yetenekli olduğunu düşünmüyor. Via da bunu ona dibine kadar hissettiren o kız. Via, annesinin bütün ilgisini üzerine çekmiş durumda ve bunun ne kadar ciddi bir problem olduğunu ilerleyen bölümlerde göreceksiniz (tabi okursanız 😋).

"Kırık kalbimin parçaları o kadar küçük ki göğsümde toz ve külden ibaret gibiler."

 Annesi Melody Green-Followhill'i daha kitabın başından sevmiyorum açıkçası. Onun yüzünden Daria kendini hep ikinci sınıf olarak görmüş. Her ne kadar dışından söylemese deVia'nın "üstünlüğünü" içten içe kabullenmek zorunda kalmış; çünkü annesinin bütün ilgisi onun üzerinde. Via'yı Kraliyet Bale Akademisi seçmeleri için bir haftalığına Londra'ya bile bizzat götürmüş. Hadi götür ama Daria'yı da al yanına mesela. Neyse... Daria, Via'nın kabul mektubunu annesinin çantasında bulduktan sonra mektup bir şekilde yok oluyor (spoiler vermemek için yırtınıyorumdur😂😂).

"Onu bulmak için dünyanın altını üstüne getirmek istiyorum ama dünya benim değil ki bunu yapabileyim."

 Bir diğer başkarakterimiz Penn Scully ise Daria'yı hep uzaktan görmüş yıllarca ona karşı bir şeyler hissetmiş Via'nın ikizi. Daria ile ilk konuştuğunda da ona elindeki en değerli şeyi turuncu deniz camını  veriyor. Ancak mektup ortadan kaybolduktan sonra Penn, Daria'dan nefret etmeye başlıyor ki bence Daria'nın bu konuda hiçbir suçu yok ve bu yüzden Penn'den çok hoşlanmıyorum. Mektup ortadan kaybolunca Via da evde yaşanan bazı olaylardan sonra evden kaçıyor ve aradan 4 yıl geçiyor.

 "Kendimi ateşten korumanın tek yolu, daha büyük bir ateşin fitilini yakmaktı."

 4 yıl sonra Penn'in tek ebeveyni olan annesi de ölünce çocuk sokakta kalıyor ve Via'ya karşı duyduğu vicdan azabı ile kimseye sormadan Penn'i evine alıyor Melody (benim için baya eksilerde bu kadın ve asla Daria'nın affını hak ettiğini düşünmüyorum). Daria amigo takımının kaptanı olmuşken Penn de en büyük rakipleri olan takımda bir futbol yıldızı. Annesinin duygusal yokluğunu kendisinden 20 yaş büyük Müdür Prichard ile kapatmaya çalışan bir Daria var artık karşımızda. 

"Bunun üzerine ben hariç masadaki herkes kahkaha atmaya başlıyor ve böylece buzların kırıldığını duyuyorum. Sorun şu ki ortada iki tane buz dağı var. Onlar birinin üzerindeyken ben diğerinin üzerinde onlardan uzağa sürükleniyorum."

 Daria, etrafındaki herkesin kendisinden bir şekilde üstün olduğunu düşünen bir karakter -ki bunu ölse sesli dile getirmez- çünkü annesi Daria hariç herkese karşı çok ilgili. Penn eve girdikten sonra aileye Daria'dan çok daha iyi uyuyor ve Daria kendisinin dışa itildiğini hissediyor. Kimse de ona yer açmayı düşünmüyor. Çok sevdiği babası bile çok pasif bir şekilde Daria'yı savunuyor bence. Yani kimse Daria'ya hak ettiği değeri vermiyor ve onun da içi daha çok kin ve öfke ile doluyor. Aslında Daria'nın öfkesi bu dünyada onu yalnız hissettirenlere. 

"Sen böyle seviyorsan..." Başını sallıyor. "O zaman senin sevgini istemiyorum, Penn Scully.

 Penn de bir süre sonra Melody'nin Daria'ya karşı olan davranışlarından rahatsız olmaya başlıyor ve ikilinin ilişkisi (olumlu anlamda) ilerlemeye başlıyor. Tam o sırada Penn'in 2 yıllık bir sevgilisi ve bebeği ortaya çıkıyor ve bir de üstüne Via geri gönüyor hem de fırtına gibi (plot twist).

"İsteri sana hiç yakışmıyor, Kurukafa Gözlü. Nereye gidiyoruz?"
"Bilmiyorum."
"En sevdiğim yer."

    Serseri Prens 24 saatte tükettiğim kitaplardan biri oldu (ki kitap da duygudan duyguya geçişle beni de tüketti). Instagram hesabımı takip edenler/görenler bilir yüksek lisans yapıyorum ve tez aşamasındayım. Tezim için kitap okurken bile içimden "Off, keşke şimdi eve gidip Serseri Prens'i okuyabilsem," diye düşünüp duruyordum. Ama tabiki oturup çalışmaya devam ettim... 

 "Kendimi kimsenin aramaya zahmet etmediği, halının altında unutulmuş bir yapboz parçası gibi hissediyorum."

 Daria'nın duygularının çok iyi bir şekilde somutlaştırıldığını düşünüyorum. Çok sürükleyici ve güzel yazılmış bir kitaptı benim için. Dinamik hiç düşmüyor. Çok dram dolu bir kitap olmasına karşın çok da gerçekçi bence en azından sıkı bir Reddit okuru olarak böyle düşünüyorum 😂😂. Hemen Yaralı Şövalye'ye başlayıp onun da yorumuyla geleceğim en kısa zamanda ve tabi bu arada Angry God kitabının da çevirisini beklemekteyim.

    Kitap Fiyatı: ₺ 57,50 [ 06/05/2023 ]  - KitapYurdu   

 

 Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.❤ 

Devamını Oku »